Karşında ben pervaneyem
Üç bentlik murabba, baştan sona “ben” ile “sen” arasında bir eşitsizlik listesi çıkarır: pervanenin karşısında mum, divanenin karşısında âfet, kulun karşısında sultan. Her bendi kapatan “…sın bana” kalıbı sevgiliye her defasında yeni bir sıfat yükler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Karşında ben pervâneyem,
Sen şem-i tâbânsın bana...
Aşkınla ben divâneyem,
Sen âfet-i cânsın bana!
1Karşında ben pervaneyim,
2Sen bana parlayan mumsun...
3Aşkınla ben divaneyim,
4Sen bana canın belasısın!
- 2
Cevr ü cefâ, kahr ü sitem,
Mihr ü vefâ ü kerem...
Ben -i fermânınem,
Sen şâh-ı sultânsın bana!
1Eziyet ve cefa, kahır ve sitem,
2Sevgi ve vefa, cömertlik ve lütuf...
3Ben senin fermanının kuluyum,
4Sen bana şahlar şahısın!
İlk iki dizede fiil yok, yalnız ikişerli tamlamalar var: bir yanda eziyetin adları, öbür yanda lütfun. İkisi de aynı elden geldiği için âşık ikisini birden kabul eder. Üçüncü dizedeki “bende-i fermân”ı gerçek fermanlar imzalayan biri yazınca benzetme yer değiştirmeye döner.
- 3
Zülfüne gönlüm bestedir,
Âhım göğe peyvestedir...
, Muhibbî hastedir,
Sen derde dermânsın bana...
1Gönlüm saçına bağlıdır,
2Âhım göğe ulaşmıştır...
3Ey sevgili, Muhibbî hastadır,
4Sen bana derde dermansın...
“Beste” (bağlı) ve “peyveste” (ulaşmış) hem kafiyeli hem zıt yönlü: gönül aşağıda saça bağlanmış, âh yukarıda göğe erişmiş. Mahlas üçüncü dizede gelip şairi hasta ilan eder; son dize dermanı sevgiliye havale ederek kalıbı tamamlar.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142026 numaralı sürüm esas alındı; on iki satırın on ikisi de şiire ait, başlık metne alınmadı. Kaynağın noktalama tercihleri (üç nokta, ünlem ve virgüller) olduğu gibi korundu. Dizeler sekiz heceli ve recez bahrinde; bazı mısralarda tef'ile recezin olağan müfteilün varyantına dönüyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dört dize ikişer ikişer eşleşiyor: her “ben” dizesini bir “sen” dizesi karşılar, âşık kendini küçültüp sevgiliyi büyütür. Pervane–şem ile divane–âfet aynı mantıkla kurulmuş: biri yanan, öbürü yakan. Redifteki “bana” mumu konuşana göre parlak kılar.