DDizegâhDijital şiir arşivi
Bütün temalar
Tema

Şairlik şiirleri

16 şiir · 8 şair

Divan şiirinde şairlik bir duygu değil, açıkça ilân edilen bir iddiadır. Nef'î “Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil” derken kendini över gibi görünür ama iddianın hemen yanında bir şikâyet durur: “Rûzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil”. Övünme ile kıymet bilinmezlikten yakınma aynı gazelin iki yüzüdür; Bâkî de zamanenin kendisinde cevher sezdiği için gönlünü tırmaladığını söyler.

İddianın kimin ağzından çıktığı da meselenin parçası. Muhibbî mahlasıyla yazan Kanûnî gazeline “Bendeye lâyık mıdur kim ide sultân ile bahs” diye başlar, yani boy ölçüşmeyi haddini bilmezlik sayar; ama son beyitte kendi kendine emir verir ve kendini Fars şiirinin ustalarıyla boy ölçüşmeye çağırır. Şiirde rütbe, saraydakinden başka türlü işlemektedir.

Hayretî aynı iddiayı coğrafyaya taşır: “Be bu Rûm illeridir bunda suhandanlar olur”. Söz ustalığının merkeze ait olmadığını, Rumeli'nin de kendi söz ehlini yetiştirdiğini savunur — fahriye burada kişisel bir övünme değil, bir memleket savunmasıdır.

Tanzimat'ta iddia sürer ama yanına yeni bir korku gelir. Recaizade Mahmut Ekrem bir gazelini “biz şâ'ir-i rengîn-sühan-ı tâze-beyânız” diye kapatırken, bir başkasında kendi eserlerine yer gösterir: “Böyle âsâr-ı behînin tâk-ı nisyândır yeri”. Bu sayfadaki şiirler şairliğin nasıl önce bir kudret ilânı, sonra bir kıymet bilinmezliği şikâyeti, sonunda unutulma ihtimaliyle hesaplaşma olduğunu gösteriyor.

Dönemsel dağılım
516. yüzyıl
217. yüzyıl
218.–19. yüzyıl
619. yüzyıl
120. yüzyıl
Arşivden

16 şiir

Katalogda filtrele →
Bu şiirlerin paylaştığı başka temalar