Köhne gül-zâr-ı cihân eyledi tecdîd-i bahâr
Yedi beytin her biri "bahâr" ile biten bir tamlamayla kapanır ve kafiye kelimeleri Arapçada aynı kalıptan dizilir: tecdîd, te'yîd, temcîd, te'bîd, tes'îd, tesvîd. Şiir baharı önce yenileyen, sonra doğrulayan, kutlayan ve en sonda kâğıda karalayan bir zincir kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Köhne -ı cihân eyledi -i bahâr
N'ola câm alsa ele gül gibi -i bahâr
1Cihanın köhne gül bahçesi baharı yeniledi;
2baharın Cemşîd'i gül gibi eline kadeh alsa ne olur?
- 2
Sünbülî oldu gönüllerde hevâ-yı zülfün
Ser-zede sebz-i hatın eyledi -i bahâr
1Zülfünün sevdası gönüllerde sümbül rengine büründü;
2baş gösteren ayva tüylerinin yeşilliği baharı doğruladı.
Sevgilinin yüzü bir bahçe gibi okunuyor: saç sümbül, ayva tüyü taze ot. Ama beytin asıl işini "te'yîd" yapıyor — doğrulama, tasdik. Bahar bir iddiadır ve iddianın delili tabiatta değil, sevgilinin yanağında beliren yeşilliktedir; mevsim böylece bir mahkeme kaydına dönüşür.
- 3
Reşk ü gayretle olur ser-be-ser-zemîn-i haclet
Görse ger kadd-i ser-âzâdesini yed-i bahâr
1Baharın eli senin başı hür boyunu bir görse,
2kıskançlık ve gayretle baştan başa utanç toprağı kesilir.
Beyit devriktir: sonuç önce, şart sonra söylenir. "Ser-âzâde" divan şiirinde serviye verilen sıfattır, meyve vermediği için hür sayılır. Sevgilinin boyu o servinin yerine geçince, bitkileri yetiştiren baharın eli kendi eserinden utanır; utanç da bir toprak parçası gibi somutlaşır.
- 4
Bülbül âvâzı değil nagme-gerân-ı gülşen
Her seher etmededir şevk ile -i bahâr
1Gül bahçesinin nağme düzenleyicilerinin çıkardığı bülbül sesi değil;
2her seher coşkuyla baharı yüceltip anıyorlar.
"Temcîd" iki anlamı birden taşır: yüceltmek ve seher vaktinde minarelerden okunan temcîd. İkinci anlam bülbülleri müezzin yerine koyar, "her seher" ise bunu bir vakit ibadeti hâline getirir. Böylece ilk dizenin inkârı yerine oturur — duyulan ses kuş sesi değil, düzenli bir ayin sesidir.
- 5
Düşse ger sâye-i zülf ü kaddi ol gonce-femin
Feyz-i tes'îri eder gülşene te'bid-i bahâr
1O gonca ağızlının saçının ve boyunun gölgesi bir düşse,
2tesirinin bereketi gül bahçesine baharı ebedî kılar.
Şiirin abartısı burada zamana el atıyor: bahçe artık yenilenmekle değil, hiç bitmemekle övülüyor. Gölge motifi ters çalışır — gölge normalde ışığı keser, burada feyz taşır. "Gonce-fem", ağzı gonca kadar küçük demektir; küçüklükle sonsuzluk aynı beyitte yan yana durur.
- 6
Îd-i adhâda hâli-i çemen birbirine
Îd-i tebrîkin eder hem dahi tes 'îd-i bahâr
1Kurban bayramında çimenliğin halkı birbirine
2bayram tebriki eder, hem de baharı kutlar.
Beyit iki bayramı üst üste bindirir: takvimin bayramı olan îd-i adhâ ile mevsimin bayramı olan bahar. Çimen halkı bayramlaşırken tabiat bir mahalleye dönüşür. Kaynak bu dizeyi "hâli-i çemen" diye basmış; vezin ve anlam "ahâli-i çemen" okumasını istiyor, ama metne dokunulmadı.
- 7
Nakş-ı rengîn ile Ekrem kalem-i tâze-edâ
Böyle eyler varak-ı hâtıra -i bahâr
1Ey Ekrem, taze edalı kalem renkli nakışlarla
2hatıra yaprağına baharın müsveddesini böyle çıkarır.
Mahlas beyti kafiye zincirini kapatır: "tesvîd" hem karalamak hem müsvedde yazmak demektir. Altı beyit boyunca yenilenen, doğrulanan ve ebedîleştirilen bahar, sonunda bir karalamaya iner. "Varak" da hem kâğıt hem bitki yaprağıdır; renkli nakışla karalama aynı sözcükte buluşur.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142862 numaralı sürüm esas alındı. Sayfanın on beş satırından ilki kitabın bölüm başlığıdır ("İbtidâ-yı Gazeliyyât"), dize sayılmadı; geriye yedi beyit kalıyor. On birinci dizedeki "[1 ]" kaynağın dipnot çağrısıdır, metne alınmadı. Kaynağın dizgi hataları korundu: "tes 'îd-i bahâr" yazımındaki kayık boşluk, şapkasız "te'bid" ve büyük olasılıkla "ahâli-i çemen" olması gereken "hâli-i çemen". Mahlas kaynakta "* Ekrem *" biçiminde yıldızlıdır; yıldızlar atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla gazelin mekanizmasını kurar: her beyit "bahâr"a bağlanan bir tamlamayla biter, bahar her defasında yeni bir işin sahibi sayılır. Cemşîd hem şarabı bulduğu söylenen hükümdar hem dünyayı gösteren kadehin sahibidir; gülün kadeh gibi açılması iki çağrışımı tek görüntüde toplar.