DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Bâkî/Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyüz cânâ
Gazel · 16. yüzyıl

Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyüz cânâ

Kulluk ile sultanlık aynı matla içinde durur: aşkın buyruğuna bağlı olan ses, kendisini muhabbet ülkesinin sultanı sayar. Gazel bu karşıtlıktan şairlik ve kalıcılık iddiasına ilerler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyüz cânâ

    Mahabbet mülkünün sultânı âli-şânıyüz cânâ

    1Ey sevgili, ezelden beri aşk şahının buyruk kuluyuz;

    2sevgi ülkesinin şanlı sultanıyız.

    İki dize iki zıt mevkii yan yana koyuyor: kul ve sultan. Çelişki değil, bir sıralama — aşkın kulu olmak, sevginin sultanı olmanın şartı. “Ezelden” kelimesi bunu bir seçim değil, baştan verilmiş bir konum yapıyor.

  2. 2

    -ı lûtfun âbın teşne-dillerden diriğ itme

    Bu deştin bağrı yanmış lâle-i Nu'mânıyüz cânâ

    1Lütuf bulutunun suyunu susamış gönüllerden esirgeme;

    2biz bu çölün bağrı yanmış gelinciğiyiz.

    Lale-i Nu'mân, çölde açan kırmızı gelincik; ortasındaki siyah leke yanık izi sayılır. Susuzluk ve yanıklık aynı bitkide toplanıyor, istenen şey ise tek damla.

  3. 3

    Zemâne bizde cevher sezdiğiyçün eyler

    Anınçün bağrımız hûndur maârif kânıyüz câna

    1Zamane bizde cevher sezdiği için gönlümüzü tırmalar;

    2bu yüzden bağrımız kan, çünkü bilgi madeniyiz.

    Beyit bir kıymet bilmezliği anlatıyor ama gerekçesini tersinden veriyor: eziyet, değerin kanıtı. Maden istiare olarak seçilmiş — cevher çıkarmak için kazmak, yani yaralamak gerekir.

  4. 4

    Mükedder kılmasun gerd-i küdûret çeşme-i canı

    Bilürsün -i mülket-i Osmâniyüz cânâ

    1Bulanıklık tozu can çeşmesini kederlendirmesin;

    2bilirsin, biz Osmanlı ülkesinin yüz suyuyuz.

    ‘Âb-ı rûy’ hem yüz suyu hem şeref anlamı taşır; konuşan kendisini Osmanlı ülkesinin itibarı olarak sunar. Bu yüksek şairlik iddiası beytin kendi sözüdür; onu dışarıdan bir unvanın sebebi diye kesinleştirmek gerekmez.

  5. 5

    Cihanı câm-ı nazmım şi'r-i Bakî gibi devr eyler

    Bu bezmin şimdi biz de Câmi-i devrânıyüz cânâ

    1Nazım kadehim, Bâkî'nin şiiri gibi cihanı dolaşır;

    2bu meclisin devrindeki Câmî'si de artık biziz.

    Mahlas beytinde iki söz oyunu birden var. “Bâkî” hem şairin adı hem “kalıcı” demek. “Câmî” ise hem büyük Fars şairi Molla Câmî hem “toplayan” anlamına geliyor. Bâkî kendini İran şiirinin zirvesiyle aynı cümleye koyuyor ve bunu bir kadeh mecazının içinde yapıyor.

Kavram sözlüğü (9) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 165895 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÂb-ı hayât-ı la‘lüñe ser-çeşme-i cân teşnedürBâkî · Gazel

Kavram sözlüğü

9 kavram bulundu.

bende-i fermân

Buyruk kulu

âlî-şân

Yüce şanlı

sehâb

Bulut

teşne-dil

Gönlü susamış

deşt

Çöl, bozkır

lâle-i Nu'mân

Kırmızı gelincik

dil-hırâş

Gönül tırmalayan

âb-ı rûy

Yüz suyu; şeref, itibar

Câmî

15. yüzyıl Fars şairi Molla Câmî