Lisân-ı aşka gönül tercemânım olmuştur
Şairliğini konu edinen bir gazel. Gönlü aşkın tercümanı sayarak açılıyor, göğsündeki yaraları bir madalya gibi taşıyor, aşkı zararla kapanan bir ticarete benzetiyor; son beyitte kalemini ata bindirip meydan okuyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Lisân-ı aşka gönül tercemânım olmuştur
-i nükte-ver-i gaybdânım olmuşdır
1Gönül, aşkın diline tercümanım oldu;
2gaybı bilen, nükteden anlayan yakın dostum oldu.
- 2
O daglar ki mükâfât-ı rezm-i hicr-i keder
-ı sîne-i mihnet-nişânım olmuşdır
1Kederli ayrılık savaşının ödülü olan o yaralar,
2mihnet nişanı taşıyan göğsümün süsü oldu.
“Dağ” divan şiirinde yara ve kızgın demirle vurulan damga demektir; beyit bu yarayı savaştan dönen askerin madalyasına çeviriyor. Rezm, mükâfât ve nişân aynı askerî sahneden alınmış üç kelimedir, tırâz ise elbisenin işlemeli şeridi.
- 3
Ne hâsıl itdi bu sevdâ-geri-i aşkı bütân
Meger ki sûdu hıredden ziyânım olmuşdır
1Güzellere duyulan bu aşkın tacirliği ne kazandırdı?
2Meğer kârı, aklımdan olmakmış.
Beyit baştan sona ticaret defteridir: sevdâ-ger tüccar, sûd kâr, ziyân zarardır. Türkçede “sevda” hem alışveriş hem tutku anlamına geldiği için kelime oyunu kendiliğinden kurulur. Kazanç hanesine yazılan tek şey aklın kaybıdır.
- 4
Ne mümkün ola meserret-karîn-i kalb-i hazîn
Hemâre âh-ı derûn pâsbânım olmuşdır
1Hüzünlü kalbin sevinçle yan yana gelmesi nasıl mümkün olsun?
2İçimden kopan âh durmadan bekçim olmuş.
İlk dize sevincin kapıdan giremeyeceğini söyler, ikincisi kapıda kimin nöbet tuttuğunu. Pâsbân gece bekçisidir; âhın koruyuculuğu ise ikircikli bir korumadır: şairi dışarıdan gelen ferahlıktan da korur, yani hüznü sürekli kılan şeyin kendisidir.
- 5
Çekilsin ehl-i sühan rehgüzârdan Ekrem
-i yine zîr-i râhım olmuştur
1Söz ehli yoldan çekilsin ey Ekrem;
2kalem atı yine ayağımın altındadır.
Mahlas beyti sözü bir at meydanına çevirir: ‘semend-i hâme’ kalem atıdır ve konuşan söz ehlinin yoldan çekilmesini ister. Kalemin ayağının altında oluşu, gazelin sonundaki iddialı şairlik görüntüsüdür; sonraki edebî kavgalar dizelere dışarıdan eklenmez.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142851 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın kitap içindeki adı “Nağme-i Seher/Kafiye-i Râ/Altıncı Gazel”dir; künye matlaın ilk dizesiyle kuruldu, baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar atıldı. Kaynakta “sevdâ-geri-i aşkı bütân” tamlaması ve “olmuşdır / olmuştur” arasındaki gidip gelme dizgi kusurudur; olduğu gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Lüknet-zedâ-yı nâtıka nâm-ı Muhammed'îRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel→
Aşk burada duyulan bir hâl değil, ayrı bir dil sayılıyor; şair o dili bilmediği için araya bir çevirmen giriyor. İkinci dize çevirmeni saray sözlüğüne taşır: nedîm, hükümdarın sohbet arkadaşıdır. Gönül böylece hem tercüman hem musahip olur.