Hicran şiirleri
21 şiir · 6 şair
Hicran, ayrılığın kendisinden çok sürdüğü zamanı anlatır. Seyyid Nesîmî bu süreyi başlangıcına kadar götürür: “Ey müselmânlar, medet, ol yâr pünhân ayrılır” diye halka seslenerek açılan gazel, gövdeden çıkan candan Ya'kūb'un Yûsuf'suzluğuna kadar bir ayrılık dizisi sayar ve hepsini ezelde yapılmış bir taksime bağlar. Ayrılık burada başa gelen bir şey değil, dünyanın kurulma biçimidir.
Recaizade Mahmut Ekrem'de hicran bir sebep olmaktan çıkıp malzemeye döner. “Urdı hicrânıñ dil-i pür-derde dâg-ı iştiyâk” diye başlayan gazelde özlem yarası beş beyit boyunca sırayla korla, ay ışığıyla, şarap kabarcığıyla ve cehennemle karşılaştırılır; her seferinde hepsinden yakıcı çıkar. Ayrılık ölçülen şey değil, ölçüde kullanılan sabit birimdir.
Asıl fark muhatapta. Nesîmî yardım ister ve seslendiği bir topluluk vardır; Recaizade “Nagme-senc-i âh u efgân oldugum demdir bu dem” derken feryadını kimseye duyurmaya çalışmaz, onu bir nağmeye çevirir. Bu sayfadaki şiirler hicranın nasıl imdat çağrısı olmaktan çıkıp bir üsluba dönüştüğünü gösteriyor.