Şu'le-rîz-i dag-ı hicrân oldugum demdir bu dem
Nâmık Kemal'in “oldugum demdir bu dem” redifli gazeline yazılmış altı bentlik bir tahmîs; her bendin ilk üç dizesi Ekrem'in. Şiir gözyaşını damladan denize büyütür, bedeni tepeden tırnağa ağlayan bir göze çevirir ve sonunda iki şairin mahlasını aynı bende toplar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i dag-ı hicrân oldugum demdir bu dem
Aşkla berk-i fürûzân oldugum demdir bu dem
Bâd-veş oldugum demdir bu dem
-i ömr-i şitâbân oldugum demdir bu dem
Bezmgâh-ı kurba pûyân oldugum demdir bu dem
1Hicran yarasının alevini saçtığım vakittir bu vakit;
2aşkla parlayan bir şimşek olduğum vakittir bu vakit;
3rüzgâr gibi eteğimi toplayıp yola çıktığım vakittir bu vakit;
4hızla akan ömrün ardı sıra gittiğim vakittir bu vakit;
5kavuşma meclisine doğru koştuğum vakittir bu vakit.
- 2
Eylemişken sun'-ı hak şâhenşeh-i -i cevr
Gamze nâz eyler o meh müstagnî-i âheng-i cevr
Mahv olup aşkıyla hâlâ olmadım dil-teng-i cevr
Elvedâ ey hâk-i hasretü'l-firâk ey seng-i cevr
Bezm-i âlemden oldugum demdir bu dem
1Hakk'ın sanatı onu eziyet tahtının şahlar şahı yapmışken,
2o ay yüzlü, eziyetin âhengine bile aldırmadan gamzesiyle naz eder;
3aşkıyla yok olup gittim, hâlâ eziyetten gönlüm daralmadı.
4Elveda ey ayrılık hasretinin toprağı, ey eziyet taşı!
5Âlem meclisinden kaçtığım vakittir bu vakit.
“Cevr” kelimesi dört dizede dört ayrı tamlamanın içinde dönüyor: tahtı, âhengi, gönül darlığı, taşı. Eklenen üç dize kelimeyi çoğaltarak Kemal'in vedasına zemin hazırlıyor. Sevgili “evreng-i cevr” tahtına oturtulunca eziyet bir kaza değil, kurulmuş bir saltanat düzeni olarak sunuluyor.
- 3
Dil esîr-i derd-i aşkım n 'eylesin tende hayât
Derd-i hasret oldu câna ârzû-bahş-ı memât
Nâz u istignâyı koysun gayrı ömr-i bî-sebât
Rehgüzâr-ı mevc-i eşkimden sakınsın kâ'inât
Bahr-ı hicrânım oldugum demdir bu dem
1Gönlüm aşk derdinin esiri; tende hayat ne yapsın?
2Hasret derdi cana ölüm arzusu bağışladı.
3Kararsız ömür artık nazı ve istiğnayı bıraksın.
4Kâinat, gözyaşımın dalgasının geçtiği yoldan sakınsın:
5hicran denizim, coştuğum vakittir bu vakit.
Bent ölçeği kademe kademe büyütüyor: gözyaşı önce damla, sonra dalga, en sonunda bütün kâinata yol kapatan bir deniz oluyor. Ölüm arzusu tarihsel aşk şiirinin hasreti büyüten mübalağasıdır; gerçek bir kendine zarar verme çağrısı değildir. Kaynakta “n 'eylesin” ayrık dizilmiş, düzeltilmedi.
- 4
Bî-nişândır za'ftan cismim figan u zâr ile
Şu 'le-zâr oldu derûnum iştiyâk-ı yâr ile
Bir aceb hâletteyim germiyyet-i efkâr ile
Zahm-ı hûn-alûde sanma hasret-i dîdâr ile
çeşm-i giryân oldugum demdir bu dem
1Feryat ve inleme yüzünden bedenim zayıflıktan izsiz kaldı;
2içim yârin özlemiyle bir alev tarlasına döndü;
3düşüncelerin kızgınlığıyla tuhaf bir hâl içindeyim.
4Yüz görme hasretiyle açılanı kana bulanmış bir yara sanma:
5tepeden tırnağa ağlayan bir göz olduğum vakittir bu vakit.
Beden bent boyunca elden çıkıyor: önce izsiz kalıyor, sonra tutuşuyor, en sonunda baştan ayağa tek bir gözyaşı organına dönüşüyor. “Pây-tâ-ser” ayaktan başa demek; Kemal'in kapanışı yarayı bir uzva çevirirken Ekrem'in üç dizesi o dönüşümün basamaklarını kuruyor. Kaynakta “Şu 'le-zâr” ayrık dizilmiş.
- 5
Fahr edersem baña yektir cevher-i zât u sıfât
Himmetim ikbâl içün olmaz esîr-i müşkilât
Hep usandık ben hayâtımdan ve hem benden hayât
Tâc u tahtın başma çalsın sipihr-i bî-sebât
Ben vücûdumdan peşîmân oldugum demdir bu dem
1Övünecek olsam bana zât ve sıfat cevheri yeter;
2gayretim, ikbal için güçlüklerin esiri olmaz.
3Hepten usandık: ben hayatımdan, hayat da benden.
4Kararsız felek tacını tahtını başına çalsın:
5kendi varlığımdan pişman olduğum vakittir bu vakit.
Bent övünmeyle açılıp pişmanlıkla kapanıyor; ortadaki dize (“ben hayâtımdan ve hem benden hayât”) usancı iki yönlü kurarak dönüşü sağlıyor. Kemal'in feleğe tacını çalması istiğnanın siyasi tonunu taşır. Kaynakta “baña” nazal n'li, “başma” ise başına yerine dizilmiş; ikisine de dokunulmadı.
- 6
Başladı cûşa serimde Ekremâ sevdâ-yı yâr
Güller açdı dâgdan tende nesîm-i nevbahâr
-i hasret oldu âh-ı çeşm-i eşk-bâr
Olsun âhımdan yine eczâ-yı âlem târ u mâr
Aşkla Nâmık perîşân oldugum demdir bu dem
1Ey Ekrem, başımda yâr sevdası coşmaya başladı;
2ilkbahar meltemi bedenimde yara yerinden güller açtı;
3gözyaşı döken gözün âhı hasretin ağlatıcısı oldu.
4Âhımdan âlemin zerreleri yine darmadağın olsun:
5ey Nâmık, aşkla perişan olduğum vakittir bu vakit.
Son bentte iki mahlas yan yana duruyor: ilk dizede Ekrem, kapanışta Nâmık. Tahmîs böylece iki şairin imzasını aynı bende sığdırıyor ve Ekrem kendini ustasının dizelerinin arasına yerleştiriyor. “Dâgdan gül açmak” yara ile çiçeği aynı yere koyan klasik mazmun; bahar meltemi burada bedende esiyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142812 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in Tahmîs-i Gazeller bölümünden. Sayfa adı kitabın fihrist maddesi olduğu için başlık olarak matla dizesi kullanıldı. Metnin başındaki “Tahmîs-i Gazeller” ve “Tahmîs-i gazel” satırları alınmadı; mahlaslar dizenin içinde geçtiği için korundu, “* Ekremâ *” ve “* Nâmık *” yazımlarının yıldızları atıldı. Otuz dize beşer dizelik altı bende bölündü. Her bendin son iki dizesi tahmîs edilen gazele ait; son bentte “Nâmık” mahlası geçtiği için temel metin Nâmık Kemal'in. İmlâsına dokunulmadı: ayrık dizilmiş “n 'eylesin” ile “Şu 'le-zâr”, “başma” (başına olması beklenen yazım) ve nazal n'li “baña” olduğu gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dâd-endîş ü kerem-pîşe mütercim pâşâRecaizade Mahmut Ekrem · Manzume→
Tahmîste şair, temel gazelin her beytine üç dize ekler; burada matlaın çift kafiyeli açılışı beş dizeye yayıldığı için redif beş kez üst üste geliyor. Yığılma “bu dem”i bir zaman zarfı olmaktan çıkarıp bir çiviye çeviriyor: her cümle aynı âna vuruluyor. Alev, şimşek, rüzgâr ve koşu sırayla hızı artırıyor.