DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume · 19. yüzyıl

Târih-i Mansıb

Adliye nezaretine getirilen bir paşa için yazılmış tarih manzumesi. On dört beyit boyunca övgü, dua ve makam değişikliklerine dair sitem iç içe gider; son mısra ebced hesabıyla 1282 yılını verir ve atamanın kimin adına yapıldığını açık eder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    ü mütercim pâşâ

    Devrde şimdi odur asaf-ı eflâtûn-rây

    1Adaleti düşünen, cömertliği iş edinmiş mütercim paşa

    2Bu devirde Eflatun akıllı vezir şimdi odur

    Manzume övgüyü sıfatla değil meslekle açıyor: “mütercim pâşâ” lakabı, övülen kişiyi devlet erkânı içinde çeviri işiyle tanınan adam olarak işaretler. Eflatun'un adı Osmanlı kasidesinde akıl ölçüsüdür; ilk beyit böylece kişiyi bir vezirlik değil, bir akıl sıralaması içine koyuyor.

  2. 2

    O Hudavend-i felek-câh u mu’allâ-rütbe

    Ki cihân dergehine acz ile yüz sürse revây

    1O, makamı felek kadar yüce, rütbesi ulu efendi

    2Ki dünya onun kapısına acizlikle yüz sürse yerinde olur

    İki dize yükseklikle alçaklığı karşı karşıya koyuyor: bir yanda feleğe çıkan makam, öte yanda kapıya yüz süren cihan. “Revây” (yerinde, uygun) kelimesi bu aşırılığı bir hüküm gibi onaylıyor — övgü duygu değil, doğru ölçü iddiası olarak sunuluyor.

  3. 3

    O cihânbân-ı mu 'azzam o -i efham

    Kim olur tâkçe-i bârgehi gerdûn-sây

    1O ulu cihan koruyucusu, o çok anlayışlı hıdiv

    2Ki divanhanesinin küçük kemeri bile göğe değer

    Beyit büyüklüğü en küçük ayrıntıdan ölçüyor: övülen kişinin kendisi değil, divanhanesinin duvarındaki küçük kemer göğe değer. Kasidenin alışılmış büyütme tekniği budur — parçayı ölçerek bütünü tahmin ettirmek. “Cihânbân” ile “hıdîv” aynı dizede yönetim ile koruma işini üst üste bindiriyor.

  4. 4

    Zerredir pertev-i re'yine izâfetle güneş

    Lem'adır bârika-i fikretine nisbeten ay

    1Güneş, onun görüşünün ışığına göre bir zerredir

    2Ay, onun fikrinin şimşeğine oranla bir parıltıdır

    Beyit iki dizede aynı cümleyi kuruyor, yalnız terimleri değiştiriyor: güneş-zerre, ay-lem'a; re'y-pertev, fikret-bârika. “İzâfetle” ve “nisbeten” kelimeleri övgüyü bir hesap diline sokuyor — büyüklük mutlak değil, oran olarak ileri sürülüyor ve bu Tanzimat kasidesine yeni bir kesinlik havası veriyor.

  5. 5

    Hamdlillah yine hâvergeh-i feyz-i hakdan

    Mihr-i rahşende-i ikbâli olup berk-nümây

    1Allah'a hamdolsun, Hakk'ın feyzinin doğduğu yerden yine

    2Talihinin parlak güneşi şimşek gibi görünüp

    Beyit yükselişi kişinin başarısı değil, ilâhî feyzin doğuşu olarak anlatıyor; “hâvergeh” doğu yeri, güneşin çıktığı yön demektir. Cümle burada bitmiyor, sonraki beyte akıyor — atamanın haberi bir dizede tamamlanmayacak kadar geniş tutulmuş.

  6. 6

    Meclis-i ma'delete verdi riyâsetle şeref

    O -i hüner-endûz u fetânet-pîrây

    1Adalet meclisine başkanlığıyla şeref verdi

    2O hüner biriktiren, zekâyı süsleyen hıdiv

    Manzumenin sebebi ancak altıncı beyitte söyleniyor: adalet meclisinin başkanlığı. Şeref alan makam değil, makamın şeref verdiği söylenerek övgünün yönü tersine çevriliyor. Devrik söz dizimi de bunu destekliyor — özne fiilden sonraya, dizenin sonuna bırakılmış.

  7. 7

    Kevnân-ı cevher-i ehliyyet ü istihkaka

    Bî-gümân ahter-i ikbâli olur şa'şa'a-zây

    1Ehliyet ve liyakat cevherinin madeni olan kişiye

    2Talihinin yıldızı kuşkusuz parıltı saçar

    Beytin ilk kelimesi kaynakta “Kevnân-ı” yazılmış ve çözülemiyor; bağlam “kân-ı”, yani maden okunuşunu istiyor ve günümüz Türkçesi sütununda bu karşılık verildi. Anlam bir şart cümlesi kuruyor: liyakat cevheri kimde madenleşmişse, talih yıldızı orada parlar. Ödül böylece tesadüf değil, hak edişin sonucu sayılıyor.

  8. 8

    İsteriz Hazret-i Hak'tan ki bugünlerde ola

    Yümnle câlis-i ser-mesned-i sadr-ı vâlây

    1Hak'tan dileriz ki bugünlerde

    2Kutlulukla yüce sadaret makamına oturmuş olsun

    Övgü burada bir sonraki basamağa göz koyuyor: adliye başkanlığı yeterli sayılmayıp sadaret, yani sadrazamlık isteniyor. “Bugünlerde” kelimesi duayı takvime bağlıyor ve manzumeye bir güncellik veriyor — beyit tarih düşürülen olayı değil, beklenen olayı konu alıyor.

  9. 9

    Kurtulup -i zulm ü fitenden âlem

    Sâyesinde ola âsûde bütün

    1Dünya zulmün ve fitnelerin ateşinden kurtulup

    2Onun gölgesinde zengin de yoksul da huzura ersin

    Dua kişiden topluma geçiyor ve iki uç bir arada anılıyor: “bây ü gedây”, zengin ile dilenci. Adaletin ölçüsü burada eşitlik değil, ikisinin aynı gölge altında rahat etmesidir. “Nâ'ire” ateş, alev demektir; zulüm söndürülmesi gereken bir yangın olarak resmedilir.

  10. 10

    Başla ihlâsla îfâ-yı du'âya Ekrem

    Söz hit'âmında olur lâzıme çün hayr-du'ây

    1Ekrem, içtenlikle dua etmeye başla

    2Çünkü sözün sonunda hayır duası gerekli olur

    Şair kendine seslenerek kasidenin dua bölümüne geçtiğini ilân ediyor; mahlas burada övgünün değil biçimin işaretidir. İkinci dize gerekçeyi tekniğe bağlıyor: hayır duası sözün sonunda “lâzıme”, yani kuralın gereğidir. Kalıbın kendisi beytin konusu oluyor.

  11. 11

    Tâ ki vâbeste olup yek-digere azl ile nasb

    Ola ta'kîbde birbirini cünbişte pây

    1Öyle ki azil ile tayin birbirine bağlı kalsın

    2Ayaklar da hareket hâlinde birbirini takip etsin

    Beyit dua bölümünün ortasında devlet düzenine dair bir gözlem bırakıyor: azil ile tayin birbirine bağlanmıştır, biri olmadan öteki olmaz. “Cünbişte pây” yürüyüşü hiç durmayan ayaklar demek; makamların sürekli el değiştirmesi bir yürüyüş kolu gibi resmediliyor.

  12. 12

    Ömrünü devlet ü ikbâlini efzûn etsin

    Dâ'imâ hazret-i Feyyâz-ı hakîm ü dânây

    1Ömrünü, devletini ve talihini artırsın

    2O hikmet sahibi, her şeyi bilen Feyyâz daima

    Dua üç şeyi birlikte istiyor: ömür, devlet, ikbal — yani süre, güç ve talih. Fail dizenin sonuna bırakılmış ve Allah'ın iki sıfatıyla anılıyor: hakîm ve dânâ. “Feyyâz” bolca veren demektir; beytin istediği artış bu sıfatın kendi işi sayılıyor.

  13. 13

    Fikr-i ta'rîhin ederken dilime etti tulû'

    Ikd-ı cevher gibi bir mısra'-ı hûb ü ra'nây

    1Tarihini düşünürken dilimde doğdu

    2Mücevher gerdanlık gibi güzel ve zarif bir mısra

    Tarih manzumeleri bitmeden önce tarih mısraının nasıl bulunduğunu anlatır; bu beyit o geleneğin yerine getirilişidir. “Tulû'” doğmak, güneşin çıkması demek — mısra düşünülüp yazılmamış, doğmuş sayılıyor. “Ikd-ı cevher” benzetmesi harflerin sayı değeriyle dizilişini bir gerdanlığa çeviriyor.

  14. 14

    Farzdır katıbe-i âleme îfâ-yı

    Rüşdi Pâşâ'yı re'îs eyledi adliyle Hudây

    1Bütün âleme şükrü yerine getirmek farzdır

    2Rüşdi Paşa'yı adaletiyle Hudâ reis eyledi

    Son dize manzumenin tarih mısraıdır: harflerinin ebced değeri 1282'yi verir ve kaynakta hemen altına “Sene 1282” dizilmiştir. Övülen kişinin adı ancak burada, en sonda söyleniyor — on üç beyit boyunca sıfatlarla anılan paşanın kimliği tarih hesabıyla birlikte açığa çıkıyor. Kaynağın “katıbe-i” yazımı bağlamın istediği “kâffe-i”nin yerine geçmiş, düzeltilmedi.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142801 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in Tarihler bölümünden, otuz satırlık sayfa. Başlık kitabın metnin başına bastığı addır, fihrist tarifi değil; korundu. “Tarihler” bölüm başlığı, metnin üstündeki “Târih-i mansıb” satırı ve sonundaki “Sene 1282” tarih satırı metne alınmadı — geriye on dört beyit kalıyor. Mahlas yıldızları atıldı (“* Ekrem *” → “Ekrem”). Kaynağın dizgisine dokunulmadı: “mu 'azzam” kesmeden önce boşluk almış; “Hamdlillah”, “hit'âmında”, “Devrde”, “Hudavend”, “asaf” eksik/şapkasız dizilmiş; “katıbe-i âleme” bağlamın istediği “kâffe-i âleme” yerine böyle yazılmış. Yedinci beytin “Kevnân-ı” kelimesi çözülemedi: bağlam “kân-ı” (maden) okunuşunu istiyor, günümüz Türkçesi sütununda bu karşılık verildi ama dize kaynaktaki hâliyle bırakıldı. İkinci dize “Devrde” imlâsıyla kalıptan bir hece eksik kalıyor, düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirYâr her sûdan hüveydâdır şeb-i mehtâbdaRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

dâd-endîş

adaleti düşünen

kerem-pîşe

cömertliği iş edinmiş

hıdîv

büyük vali, hükümdar vekili

ma'delet

adalet

nâ'ire

ateş, alev

bây ü gedây

zengin ile yoksul

yümn

bereket, kutluluk

sipâs

şükür, teşekkür