Karardı çeşmime yekser cihân baht-ı siyâhımdan
Redifi “baht-ı siyâhımdan” olan bir kara talih şikâyetnamesi. Her beyit bir felâketi aynı tek sebebe bağlar; gökyüzü bile şairin bahtından sürme alır. Son beyitte söz beklenmedik biçimde övülen bir mîre döner.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Karardı çeşmime cihân baht-ı siyâhımdan
Görünmez rûz-ı rûşen bir zamân baht-ı siyâhımdan
1Kara bahtımdan gözüme bütün cihan karardı;
2kara bahtımdan bir an bile aydınlık gün görünmez oldu.
- 2
-ı belâda dershân-ı mihnet-i aşkım
Kazâ her lâhza eyler imtihân baht-ı siyâhımdan
1Belâ mektebinde aşk mihnetinin dersini okuyanım;
2kaza her an kara bahtımdan beni imtihan eder.
Beyit mektep sözlüğüyle kurulur: belâ mektebi, aşk mihnetinin dersi ve kazanın yaptığı imtihan. Konuşanın kara bahtı sınanmasının kaynağıdır; yorum şairin dış biyografisini benzetmenin kanıtı yapmaz.
- 3
Perîşân hâtır-ı zârım perîşân âh-ı serdimden
Yamân ahvâl-i mahzûnum yamân baht-ı siyâhımdan
1Ağlayan gönlüm perişan, soğuk âhımdan perişan;
2hüzünlü hâlim yaman, kara bahtımdan yaman.
İki dize aynı kalıba dökülmüş: sıfat, isim, sonra sıfatın tekrarı ve sebebi. “Perîşân… perîşân” ile “yamân… yamân” eşleşmesi şikâyete tekerleme sağlamlığı veriyor. Âhın soğuk olması alışılmışın tersi; ateşli âh yerine donduran bir rüzgâr çalışıyor.
- 4
-yı derûna rûz u şeb sevdâ-yı zülfüñle
Göñül eder sad dâsitân baht-ı siyâhımdan
1Gönül, zülfünün sevdasıyla gece gündüz içimin süveydasına
2kara bahtımdan yüz destan karalar.
Beytin kelime oyunu tek bir Arapça kökten çıkıyor: süveydâ, sevdâ ve tesvîd üçü de siyahlık kökünü paylaşır; redifteki “siyâh” ile aynı renk dört kez tekrarlanmış olur. “Tesvîd” müsvedde yazmak demek: gönül destanlarını karalarken hem yazıyor hem karartıyor.
- 5
Eder meyl-i hilâl-i mehle çeşm-i şâhid-i kâma
sürmesâyi âsmân baht-ı siyâhımdan
1Gökyüzü, ay hilâline meylederek murat güzelinin gözüne
2kara bahtımdan durmadan sürme çeker.
Hilâl burada sürme çekilen mile benzetiliyor ve sürmenin siyahı şairin bahtından ödünç alınıyor: kara talih artık bir felâket değil, göğün kullandığı bir malzeme. Böylece şikâyet gizli bir övünmeye dönüşüyor; kâinatın süsü şairin karanlığından yapılıyor.
- 6
Degildir kabil-i u hâsılı Ekrem
Felekte gördügüm gadr u ziyân baht-ı siyâhımdan
1Ekrem, sözün kısası, sayılıp açıklanır gibi değil
2kara bahtımdan felekte gördüğüm zulüm ve ziyan.
Mahlas beyti listeyi kapatmak yerine listenin bitirilemeyeceğini ilan ediyor: “ta'dâd u tibyân”, yani sayma ile açıklama yetersiz kalır. Şikâyet gazellerinin bilinen kapanış hamlesi; söz tükenirken derdin tükenmediği söyleniyor.
- 7
Cenâb-ı mîr-i memdûhü'l-hısâle peyrev olmuşdur
Urur dem hâme-i mu'ciz-beyân baht-ı siyâhımdan
1Hasletleri övülen mîr hazretlerinin ardınca gitmiştir;
2mucize söyleyen kalem kara bahtımdan dem vurur.
Mahlas beytinden sonra gelen bu beyit gazelin düzeninden çıkıyor: muhatap birden övülen bir mîr oluyor, konuşan da şair değil onun kalemi. Kaynak sayfa iki beyti tek metin içinde dizdiği için ayrılmadı; bir kasideye bağlanan geçiş beyti olabilir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142900 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in Kafiye-i Nûn bölümünün yedinci gazeli. Sayfa başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı dize sayılmadı, mahlasın yıldızları atıldı. On dört dizenin on ikisi hezecin on altı hecesini dolduruyor; ikinci beytin ilk dizesi ile beşinci beytin ikinci dizesi birer hece eksik, düzeltilmedi. Yapı bakımından dikkat çeken nokta şu: mahlas altıncı beyitte geçiyor ama sayfa ondan sonra bir beyit daha diziyor ve o beyit gazelin şikâyet düzeninden çıkıp bir “mîr”i övüyor. Kaynak ikisini tek metin olarak verdiği için ayrılmadı. Eski imlâ (“zülfüñle”, “Göñül”, “gördügüm”) korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Kavseyn-i kazâ halka-i cem'iyyetimizdirRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel→
Redif bir ayrılma hâli taşıyor: “-dan”. Her beyit böylece bir sonucu tek kaynağa, kara bahta bağlayan bir cümleye dönüşüyor; gazel şikâyet listesinden çok bir nedensellik zinciri kuruyor. Matla' siyah ile aydınlığı karşı karşıya koyarak rengi metnin ölçüsü yapıyor.