DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Bâkî/Ayağun toprağın özler yürürken gökde her kevkeb
Gazel · 16. yüzyıl

Ayağun toprağın özler yürürken gökde her kevkeb

Redifi “kevkeb” olan beş beyitlik bir gazel. Bâkî bütün gökbilimi sevgilinin eşiğine doğru çevirir: yıldızların dönmesi özlem, kırpışması iddia, kayması âhın attığı taş olur. Son beyitte tâlih yıldızdan alınıp göğse yakılan yaraya bağlanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ayağun toprağın özler yürürken gökde her

    Eşigün cânibin gözler zehî âlî-nazar

    1Gökte yürürken her yıldız senin ayağının toprağını özler;

    2eşiğinin yönünü gözler — ne yüksek bakışlı yıldızdır o!

    Matla gökle yer arasındaki hiyerarşiyi tersine çeviriyor: yukarıdaki yıldız aşağıdaki eşik toprağına imrenir. “Âlî-nazar” hem “yükseklerden bakan” hem “bakışı yüce” demek; yıldızın fiziken yukarıda olması, bakışının doğru yere çevrilmesiyle erdeme dönüşüyor.

  2. 2

    Egerçi gök yüzinde çokdur

    Kanı -i ruhun mânedi bir

    1Gerçi gökyüzünde parlak talihli yıldız çoktur;

    2hani yanağındaki bene benzeyen bir aydın cevher yıldız?

    Beyit bir meydan okuma biçiminde kurulmuş: bütün ışıklı yıldızlar sayılıyor, sonra hiçbirinin siyah bir bene denk düşmediği söyleniyor. Paradoks kasıtlı — “ruşen” (parlak) yıldızdan, kararanlığıyla güzel olan hâli taklit etmesi isteniyor.

  3. 3

    Ne bilsünler karanuda anun göz kırpduğın iller

    Gice -i ruhunla bahs içün gelmiş meger

    1Karanlıkta onun göz kırptığını yabancılar nereden bilsin;

    2meğer yıldız, geceleyin yanağındaki benle iddiaya girmeye gelmiş.

    Yıldızın karanlıkta göz kırpması, sevgilinin yanağındaki benle bahse girmesi diye okunur. ‘İller’ bu hareketi bilmeyen yabancılardır; onların zorunlu olarak rakip olduğu sonucuna gidilmez.

  4. 4

    Ne taşlar basdı -ı âhum deyr-i gerduna

    Düşen altun kayalardur degül vakt-i seher

    1Âhımın taş atıcısı, dönen felek kilisesine ne taşlar attı;

    2seher vaktinde düşen yıldız değil, altın kayalardır.

    Kayan yıldıza bir sebep uyduruluyor: âhın mancınığı göğü döven bir silahtır, gökten düşen şey de o darbeyle kopmuş altın moloz. “Deyr-i gerdûn” feleği bir puthane gibi kurar; âşığın iniltisi böylece hem şikâyet hem putkırıcı bir eylem olur.

  5. 5

    Mahabbet dağı yak sînende ferr-i devlet istersen

    Bilirsin olmaz ey Bâkî her

    1Devlet parıltısı istiyorsan göğsünde muhabbet yarası yak;

    2bilirsin ey Bâkî, her yıldız saadet bağışlayıcı olmaz.

    Devlet parıltısı isteyen kişiye göğsünde sevgi yarası yakması söylenir; çünkü her yıldız saadet bağışlamaz. Gazelin başından beri izlenen yıldız, son beyitte talihin kesin kaynağı olmaktan çıkarılır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 165888 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Kaynak sayfanın başlığı “Ayağının Toprağına Yıldızlar Dökülen Sevgili...” modern bir yorum başlığıdır; künye divan usulünce matlaın ilk dizesiyle kuruldu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEylesin lâ'lini derman dil-i bîmâre mededBâkî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

kevkeb

Yıldız

ahter-i ferhunde-fer

Parlaklığı kutlu, talihli yıldız

ruşen-güher

Aydın cevherli, ışıklı

hâl

Yüzdeki ben

seng-endâz

Taş atan, taş atıcı

deyr-i gerdûn

Dönen felek; gök kilisesi

dâğ

Yakılmış yara izi, damga

saâdet-bahş

Mutluluk bağışlayan