DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Dökülmüş dâmen-i imkâna câm-ı ser-nigûnumdan
Gazel · 19. yüzyıl

Dökülmüş dâmen-i imkâna câm-ı ser-nigûnumdan

Kadehin devrilmesiyle açılan, kozmik ölçekte kurulmuş bir gazel: şafak, şairin şarabından dökülmüş bir yudumdur. Ardından çöl, zincir, Hârût ve melâmet ordusu gelir; şiir kendini âlemi yakmakla tehdit eden bir büyücü olarak resmeder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Dökülmüş -i imkâna câm-ı ser-nigûnumdan

    Şafak bir cür'adır mevc-i şarâb-ı lâle-gûnumdan

    1Baş aşağı devrilmiş kadehimden imkân âleminin eteğine dökülmüş;

    2şafak, lâle renkli şarabımın dalgasından bir yudumdur.

    Baş aşağı dönen kadehten ‘imkân eteğine’ şarap dökülür; şafak bu lâle renkli şarap dalgasından yalnız bir yudum sayılır. Kozmik görüntü kadeh, etek ve yudum arasındaki ölçek küçültmesiyle kurulur; ‘imkân’a dış bir felsefe tanımı yüklenmez.

  2. 2

    Kalırsa devre-i hicrân-ı zülfün üzre

    Ser-â-pâ âh olub âteş yagar cism-i zebûnumdan

    1Zülfünün hicran devri böyle uzayıp giderse,

    2baştan ayağa âh olup güçsüz bedenimden ateş yağar.

    “Devre” hem dönem hem yörünge demektir; ayrılık bir gök cisminin turu gibi sürüyor ve “imtidâd”, yani uzayıp gitme, ona astronomik bir sonsuzluk veriyor. Tehdit de ona göre kuruluyor: bedeni zayıflayan âşık yağmur değil ateş yağdıracak bir buluta dönüşüyor.

  3. 3

    Nukuş-ı reng-i hüsnün zâ'il olmaz levh-i merdümden

    Nice tûfân-ı hasret yagsa her lâhza uyûnumdan

    1Güzelliğinin renkli nakışları göz bebeğinin levhasından silinmez,

    2gözlerimden her an nice hasret tufanı yağsa da.

    “Merdüm” hem insan hem göz bebeği demek; göz bebeği levhaya benzetilince sevgilinin sureti oraya kazınmış bir resim oluyor. Beytin gerilimi su ile boya arasında: tufan bile bu nakşı akıtamaz. Önceki beyitte ateş yağdıran göz burada su yağdırıyor.

  4. 4

    Hoşâ sahrâ-yı bî-pâyân-ı vahşet kim bir olmuştur

    Firâz u şîbi yekser savt-ı zencîr-i cünûnumdan

    1Ne hoştur o ucu bucağı olmayan vahşet çölü ki

    2cünun zincirimin sesinden inişi yokuşu tamamen bir olmuştur.

    Mecnûn'un çölü sahneye giriyor ama manzarayı düzleştiren şey susuzluk değil, delinin zincir sesi. Ses bir arazi ölçüsü gibi çalışıyor: yankı her yeri aynı kıldığı için iniş ile yokuş ayırt edilemiyor. “Hoşâ” ünlemi bu tekdüzeliği bir rahatlık sayıyor.

  5. 5

    Yeter mesned-güzîn-i evc-i eflâk oldugun zîrâ

    Yanar bir gün bu âlem âteş-i âh-ı derûnumdan

    1Feleklerin zirvesinde makam tutman yeter artık; zira

    2bir gün bu âlem içimdeki âhın ateşinden yanar.

    Beyit yukarıdakine, feleğe ya da yükseklerde oturan sevgiliye bir ihtar veriyor: makam sonsuza kadar korunmaz. Tehdidin dayanağı yine âh; klasik şiirde âhın kıvılcımı gökleri tutuşturur. “Yeter” ile başlayan buyruk, gazelin tonunu yakarıştan meydan okumaya çeviriyor.

  6. 6

    Ben ol -ı âlem gamze-i şûh-ı dil-âşûbum

    K 'olur hârût ser-gerdân-ı gam nakş-ı füsûnumdan

    1Ben âlemin o hilekârı, gönül karıştıran şuh bakışıyım ki

    2Hârût benim büyü nakşımdan gamla başı dönmüş hâle gelir.

    Hârût, Bâbil'de insanlara sihir öğrettiği söylenen ve ceza olarak kuyuya asılan melektir; büyücülüğün ölçüsü sayılır. Şair kendi bakışını o ölçünün üstüne koyunca üstatlık iddiası doruğa çıkıyor: büyüyü öğretenin başını döndüren bir nakış.

  7. 7

    Neberd-âmûz-ı ikbâlim o sahrâlarda kim Ekrem

    Girîzândır saf-ı cünd-i melâmet baht-ı dûnumdan

    1Ekrem, o çöllerde ikbale savaş öğreten benim;

    2melâmet ordusunun safı bile alçak bahtımdan kaçar.

    Kapanış askerî bir tabloya dayanıyor: talihe dövüşmeyi öğreten bir usta ve karşısında kaçan bir ordu. Melâmet, yani kınanmayı göze alma, tasavvufta bir yol adıdır; onu ordu sayıp bozguna uğratmak, kınanmakta bile rakip tanımadığını söylemektir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142896 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in Kafiye-i Nûn bölümünün üçüncü gazeli. Sayfa başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlasın yıldızları atıldı. Bu, partinin en sağlam dizgisi: on dört dizenin on üçü hezecin on altı hecesini tam dolduruyor, yalnız altıncı beytin ikinci dizesi bir hece eksik. Aynı dizede “K 'olur” yazımında kesme işaretinden önce boşluk kaçmış (“ki olur”un kısalmış hâli); düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy âfet-i aşk ehl-i dile başka safâsınRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

dâmen

Etek

ser-nigûn

Baş aşağı devrilmiş

cür'a

Yudum, kadehin dibinde kalan damla

imtidâd

Uzayıp gitme, sürme

merdüm

İnsan; göz bebeği

firâz u şîb

Yokuş ve iniş

ayyâr

Hilekâr, açıkgöz

girîzân

Kaçan, kaçışan