Ben yetirdim ben ararım yâr benimdir kime ne
Türkçenin en bilinen melâmet şiirlerinden. Sekiz beyit boyunca “kime ne” tekrarlanır ve her tekrarda bir denetleyici — zâhid, rakip, sofu — devre dışı bırakılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ben yetirdim ben ararım yâr benimdir kime ne
Gâh giderim öz bağıma gül dererim kime ne
1Ben kaybettim, ben ararım; yâr benimdir, kime ne?
2Bazen kendi bağıma gider, gül dererim; kime ne?
- 2
Gâh giderim medreseye ders okurum Hak için
Gâh giderim meyhaneye dem çekerim kime ne
1Bazen medreseye gider, Hak için ders okurum;
2bazen meyhaneye gider, dem çekerim; kime ne?
İki yer, tek kişi. Medrese ile meyhanenin aynı cümlede eşit ağırlıkla durması melâmet düşüncesinin çekirdeği: mekân değil niyet önemli ve niyet başkasına açıklanmaz.
- 3
rakip haram diyormuş şarabın bir katresin
Saki doldur ben içerim günah benim kime ne
1Köpek rakip, şarabın bir damlasına haram diyormuş;
2sâki doldur, ben içerim; günah benim, kime ne?
Sorumluluk açıkça üstleniliyor: “günah benim”. Şair haramı tartışmıyor, yalnız hesabın kime ait olduğunu söylüyor. Bu, itirazı ilahiyattan çıkarıp hukuka taşıyor.
- 4
Ben gömleğini deldim taktım eğnime
Ârü namus şişesini taşa çaldım kime ne
1Ben melâmet gömleğini delip sırtıma geçirdim;
2ar ve namus şişesini taşa çaldım; kime ne?
Şiirin en çok bilinen beyti. Melâmet bir gömlek gibi giyiliyor — yani kınanmak bir kaza değil, bilerek seçilmiş bir kılık. Şişenin kırılması ise geri dönüşü olmayan bir hareket.
- 5
Ah Yezid seccadeni al yürü mescit yoluna
Pir eşiği benim Kâbem kıblegâhım kime ne
1Ah Yezid, seccadeni al da yürü mescit yoluna;
2pir eşiği benim Kâbem, kıblegâhım; kime ne?
Alevî-Bektaşî geleneğinde Yezid, zulmün ve riyanın adıdır. Beyit mescidi reddetmiyor, onu iddia sahibine bırakıyor ve kendi kıblesini başka bir yere koyuyor: pir eşiği.
- 6
Gâh çıkarım gökyüzüne hükmeder Kaftan Kafa
Gâh inerim yeryüzüne yâr severim kime ne
1Bazen gökyüzüne çıkar, Kaf'tan Kaf'a hükmederim;
2bazen yeryüzüne iner, yâr severim; kime ne?
İkinci beyitteki iki mekân burada iki âleme büyüyor. Gökle yer arasındaki bu serbest gidiş geliş, melâmet ehlinin hiçbir yere ait olmama iddiasını en geniş ölçekte tekrarlıyor.
- 7
rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah
Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne
1Köpek rakip böyle diyormuş: güzel sevmek büyük günah;
2ben sevdiğimi severim; günah benim, kime ne?
Üçüncü beyitteki cümle neredeyse aynen tekrarlanıyor — şarabın yerini sevgi almış. Tekrar burada bir zayıflık değil, bir ısrar: yasak değişse de cevap değişmiyor.
- 8
Nesimi 'ye sordular ki yârın ile hoş musun
Hoş olâyım olmayayım o yâr benim kime ne
1Nesîmî'ye sordular: yârınla iyi misin?
2İster olayım ister olmayayım, o yâr benim; kime ne?
Mahlas beyti son bir kapıyı da kapatıyor: mutlu olup olmadığı bile başkasını ilgilendirmiyor. Sahiplik, mutluluktan önce geliyor. Şiir, ilk dizedeki iddiayı en uç noktasına taşıyarak bitiyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141606 numaralı sürüm esas alındı. Sayfa numarası işareti ve sayfa altındaki iki nüsha farkı dipnotu metne alınmadı; onlar şiirin dizesi değil, tenkitli basımın aygıtıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Şiirin bütün mantığı ilk dizede: kaybeden de arayan da aynı kişi, dolayısıyla üçüncü bir tarafın söz hakkı yok. “Kime ne” bir küstahlık değil, bir mülkiyet iddiası — hem yârın hem bağın sahibi belli.