DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Dûn-perver iken zulm ile öldürse beni çarh
Şiir · 19. yüzyıl

Dûn-perver iken zulm ile öldürse beni çarh

Nağme-i Seher'in müfredât bölümünden dokuz müstakil beyit. Her biri kendi başına tamamlanmış: felek karşısında dilenmeyi reddetmek, kucaklaşma dileği, yaranın ilaç yerine geçmesi, sevgiliyi kendi ateşiyle yakma korkusu. Bir bütün şiir değil, tek tek bitirilmiş parçalar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    iken zulm ile öldürse beni çarh

    Çıkmaz yine bir dehenirnden

    1Felek alçakları besleyip beni zulümle öldürse bile,

    2yine ağzımdan bir ricâ sözü çıkmaz.

    Dizi bir istiğna beytiyle açılıyor: felek alçakları beslemekle kalmayıp şairi öldürse bile ağzından bir yakarış kelimesi çıkmayacak. “Harf-i temennâ” hem dilek sözü hem selâm işareti demektir; iki anlam da eğilmeyi gösterdiği için reddedilen şey aynı kalıyor. Kaynakta son kelime “dehenirnden” diye dizilmiş.

  2. 2

    Âyâ edip ol gül-bedeni -i âguş

    Gönlümce safâ eyleyecek bir dem olur mu

    1Acaba o gül bedeni kucağımın süsü edip

    2gönlümce safa süreceğim bir an olur mu?

    Beyit baştan sona bir soru: “âyâ” ile açılıp “olur mu” ile kapanıyor, yani arada anlatılan her şey yalnız bir ihtimalin tarifi. Sevgilinin bedeni kucağın süsü sayılıyor; kucaklamak burada sahip olmak değil, bir mücevheri takmak gibi geçici bir donanma oluyor.

  3. 3

    Cem' edip dil sînede zevk u gamı sevdâ ile

    Hamdülillah ihtiyâc-ı kalmamış

    1Gönül, sevdayla birlikte zevki de gamı da sinede toplayınca,

    2hamdolsun, ne derde ne ilaca ihtiyaç kaldı.

    Zevk ile gam aynı sinede toplanınca ikisi birbirini geçersiz kılıyor ve şair bunu şükürle karşılıyor. “Derd ü dârû” hastalık ve ilaç demek: acının kendisi ilaç yerine geçtiği için tedaviye gerek kalmıyor. Beytin mantığı derdi devâ sayan divan geleneğine bağlanıyor.

  4. 4

    Urdun dilime zahm-ı gamı cânımı da al

    koyup gitme beni gel kerem eyle

    1Gönlüme gam yarasını vurdun; canımı da al.

    2Beni yaralı bırakıp gitme, gel de lütfet.

    Yalvarma değil pazarlık: yarayı açan elden bu kez öldürmesi isteniyor. “Mecrûh koyup gitme” dileği ölümü bir merhamet, yarım bırakılmayı ise gerçek zulüm sayıyor. “Kerem eyle” kalıbı dilenmeyi anmıyor, sevgiliden zaten beklenen cömertliği hatırlatıyor.

  5. 5

    Devrî-i hicri olur -i rüyet yoksa

    Görse yanıklıgım ol mâh dahi yana bana

    1Görmeye engel olan şey hicranın devridir, yoksa

    2o ay benim yanıklığımı görse kendisi de benim için yanardı.

    Kavuşmayı engelleyen şey sevgilinin isteği değil, hicranın kendi devri sayılıyor; kabahat böylece sevgiliden alınıp zamana yükleniyor. İkinci dize bunu bir varsayımla tamamlıyor. Dizinin kalıba oturmayan tek beyti bu; ilk mısradaki “Devrî-i” tamlaması bozuk dizilmiş.

  6. 6

    Neş'e-i mey gibi düşnâmında lezzet bulmasa

    Ol meh-i âzâde-tavrın kim çeker âzârını

    1İnsan onun azarında şarabın verdiği neşe gibi bir tat bulmasa,

    2o başına buyruk tavırlı ayın eziyetini kim çeker?

    Azarın şaraba benzetilmesi beytin bütün hükmünü taşıyor: düşnâm bir hakaret değil bir içki, o yüzden çekilebiliyor. Soru cevabını içinde saklıyor — kimse çekmezdi. “Âzâde-tavr” başına buyruk demek; sevgilinin serbestliği hem azarın sebebi hem câzibesi oluyor.

  7. 7

    Sünbül ü şeb-bû vü gül-terden nigâh-ı çeşmime

    Pûşiş ü bâlîn ü pisterdir o zülf ü hâl ü ruh

    1Gözümün bakışına sümbül, şebboy ve tâze gülden

    2örtü, yastık ve döşek olan şey o zülüf, o ben ve o yanaktır.

    Beyit üç bahar bitkisini, üç yatak eşyasını ve sevgilinin üç uzvunu aynı sırayla karşılıklandırıyor: sümbül–zülüf, şebboy–ben, tâze gül–yanak; örtü, yastık, döşek. Bakışın yatak takımıyla tarif edilmesi seyri bir dinlenme değil, bir yatma hâli sayıyor.

  8. 8

    Hastadır ammâ gönül devrâna çeşm açmaz yine

    -i dâg-ı derûn bâlîn-i istignâsıdır

    1Gönül hastadır ama dünyaya yine göz açmıyor;

    2içindeki yaranın pamuğu onun istiğna yastığıdır.

    Yaralı gönül dünyaya göz açmıyor, çünkü yarasının pamuğu ona istiğna yastığını sağlıyor. “Penbe” yara pamuğu demek: tedavi malzemesi burada uykuya yatma gerekçesine dönüşüyor. Hastalık böylece bir eksiklik değil, yüz çevirmenin imkânı olarak okunuyor.

  9. 9

    Sîneme sarmaktan ey meh eylerim havf u haze

    Kim yakar şâyed temâs-ı kalb-i sûzânım seni

    1Ey ay, seni sineme sarmaktan korkar, çekinirim;

    2çünkü yanan kalbimin teması belki seni yakar.

    Dizinin son beyti kavuşmayı korkuya bağlıyor: sarılmaktan kaçınma sebebi sevgiliyi yakma ihtimali. Divan şiirinin yanan âşığı burada kendi ateşinin failliğini fark ediyor ve isteğini kendi eliyle geri çekiyor. Kaynakta “havf u haze” böyle dizili, beklenen kelime “hazer”.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142926 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın kitap içindeki adı “Nağme-i Seher/Müfredât”tır; bu ad fihrist maddesidir, künye birinci beytin ilk mısraından kuruldu. Metne alınmayanlar: satır başındaki “Müfredât” bölüm adı ile her yeni beytin önüne konmuş “Diger” kaydı — bunlar kitabın müstakil beyitleri birbirinden ayırmak için kullandığı işaretlerdir, dize değildir. Böylece on sekiz satır dokuz beyit olarak kaldı. Üç dizgi kazası düzeltilmeden bırakıldı: birinci beytin son kelimesi “dehenirnden” (beklenen “dehenimden”), beşinci beyitteki “Devrî-i hicri” tamlaması ve dokuzuncu beyitteki “havf u haze” (beklenen “hazer”). Beyitler tek vezinde değil; beşinci beyit hiçbir kalıba oturmuyor.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDûzah gibi dâ'im dili sûzân ederim benRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

dûn-perver

Alçakları gözeten, aşağılık olanı besleyen

harf-i temennâ

Bir dilek, ricâ ya da selâm sözü

zîver

Süs, ziynet

derd ü dârû

Hastalık ve ilaç

mecrûh

Yaralı

hâ'il

Araya giren engel, perde

düşnâm

Azarlama, sövme

penbe

Pamuk; yaraya konan pamuk