Dûzah gibi dâ'im dili sûzân ederim ben
Redifi “ederim ben” olan gazel her beyitte âşığı bir fail olarak kuruyor: yakan, döndüren, kuran, gizleyen odur. Ölmek çıkış yolu olmuyor, çünkü telef edilen her candan bin yenisi doğuyor; sonunda bedeni kanla örtmek de kendi işi hâline geliyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
gibi dâ'im dili sûzân ederim ben
Her zerremi bir mihr-i ederim ben
1Gönlümü cehennem gibi sürekli yakarım;
2her zerremi parlayan bir güneşe çeviririm ben.
- 2
Hayfâ yine bin cân bulurum şevk-ı gamından
Her demki yolunda telef-i cân ederim ben
1Yazık, senin gamının şevkinden yine bin can bulurum;
2her ne zaman yolunda canımı telef etsem ben.
Ölmek bir çıkış olmuyor: telef edilen her candan bin yenisi doğuyor. “Hayfâ” ünlemi bunu bir kazanç değil bir talihsizlik olarak işaretliyor. Gamın “şevk” diye anılması ise acıyı isteğin kaynağı sayan divan mantığını tek kelimeye sıkıştırıyor.
- 3
Âsâr-ı şafak sanma dem-i tîgın edip yâd
Eflâki sirişkimıe kızıl kan ederim ben
1Şafağın izleri sanma; kılıcının ânını hatırlayıp
2gökleri gözyaşımla kızıl kana çeviririm ben.
Şafak kızıllığı bir doğa olayı olmaktan çıkarılıp âşığın gözyaşına bağlanıyor: gökleri boyayan şey kanlı yaş. Sebep de hatırlamak — sevgilinin kılıcının ânını yâd etmek. Kaynakta “sirişkimıe” diye dizilmiş kelime “sirişkimle” olmalı; dizgi düzeltilmedi.
- 4
Gözden dökülen katre-i hûn-ı cigerimle
Her kûşede bir -ı gülistân ederim ben
1Gözden dökülen ciğer kanı damlasıyla
2her köşede bir gül bahçesi kurarım ben.
Gözden dökülen ciğer kanı burada bir zarar değil bir tohum: her köşede gülistan kuruyor. Divan şiirinin kanlı yaş ile gül arasında kurduğu renk bağı bu beyitte bir bahçe planına, “tarh”a dönüşüyor; acı böylece üretken bir işe koşuluyor.
- 5
Ol râh-rev-i vâdi-i sevdâ-yı cünûnum
Her hatvede bin âlemi seyrân ederim ben
1Ben o sevdâ ve cünun vadisinin yolcusuyum;
2her adımda bin âlemi gezerim ben.
Beyit âşığı bir yolcu olarak tanımlıyor ve yolun adını üç tamlamayla veriyor: cünun sevdasının vadisi. İkinci dize ölçeği büyütüyor — her adımda bin âlem. Yolun uzunluğu mesafeyle değil, tek adımda görülenle ölçülüyor.
- 6
Ser-mest-i gamım âhla cûyâ-yı elestim
Elbet felegi aksine gerdân ederim ben
1Gam sarhoşuyum, âhımla elest arayıcısıyım;
2elbet feleği ters yöne döndürürüm ben.
İki iddia bir arada: gam sarhoşluğu ve elest arayışı. Âh burada bir şikâyet değil bir arama aracı. İkinci dize bu arayışın sonucunu felekle boy ölçüşmeye bağlıyor; dönme yönünü tersine çevirmek, kaderin işleyişine doğrudan müdahale demek.
- 7
Her dâg-ı dilim rûşen eder berk-ı cemâlin
Hasretle ne dem çâk-i girîbân ederim ben
1Cemâlinin şimşeği gönlümdeki her yarayı aydınlatır;
2hasretle ne zaman yakamı yırtsam ben.
Yaralar burada karanlık değil aydınlık kaynağı: cemâlin şimşeği her dâgı parlatıyor. İkinci dize bunu bir zamana bağlıyor — yaka yırtma ânı. “Çâk-i girîbân” hem matem hem vecd işareti olduğu için beyit yasla coşkuyu birbirinden ayırmıyor.
- 8
Müstagni-i aşkım şerer-i âh-ı derûnum
Âteş-figen-i -i sâmân ederim ben
1Aşkımda kimseye ihtiyacım yok; içimdeki âhın kıvılcımını
2servet harmanına ateş atan şey yaparım ben.
“Müstagni” istiğna sahibi demek: âşık kimseye ihtiyaç duymadığını söylüyor. İkinci dize bu bağımsızlığın bedelini gösteriyor — âhın kıvılcımı servet harmanını yakıyor. Zenginlik böylece korunacak bir şey değil, tutuşturulması gereken bir yığın oluyor.
- 9
Bir hâk-i cünûn üzre yatar -i aşkım
Ekrem tenimi hûn ile pinhân ederim ben
1Aşkımın gezgini bir cünun toprağı üstünde yatar;
2Ekrem, bedenimi kanla gizlerim ben.
Makta gazeli bir manzarayla kapatıyor: cünun toprağında yatan bir gezgin. Mahlas ikinci dizenin başında duruyor ve son iş bir gizleme oluyor — bedeni kanla örtmek. Kanın hem yara hem kefen yerine geçmesi, âşıklığı bir ölüm hâli olarak kayda geçiriyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142899 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın kitap içindeki adı “Nağme-i Seher/Kafiye-i Nûn/Beşinci Gazel”dir, yani kitaptaki sırayı gösteren fihrist maddesi; künye matla mısraından kuruldu. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, kalan on sekiz dize dokuz beyte bölündü. Üçüncü beyitteki “sirişkimıe” dizgisi bozuk, beklenen kelime “sirişkimle”; düzeltilmedi, günümüz Türkçesinde öyle okundu. İkinci beyitteki “şevk-ı gamından” yazımı da kaynakta böyle. Mahlas dizenin içinde olduğu için alındı, yıldızları atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif bütün gazeli birinci tekil şahsa bağlıyor: her beyitte bir fiil ve sonunda “ben”. Matla gönlü cehenneme benzetiyor, ama benzetme yanıp bitmekle kalmıyor, zerreleri güneşe çeviriyor. Yakılan şey ışık kaynağına dönüşüyor ve fâil ile kurban aynı kişi oluyor.