Güftügû-yı gayb zâhirdir beyânından baña
Sevgilinin bedeninin her parçasını bir bilgi kaynağına çevirir: ağzı yokluğun sırrını, kaşı gizlenmenin imkânsızlığını öğretir. Son beyitte âşık, cennet ile cehennem arasındaki farkı yitirdiğini söyleyerek mahşeri de bu ilgisizliğe katar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-yı zâhirdir beyânından baña
Fâş olur sırr-ı adem zîrâ dehânından baña
1Gayb hakkındaki söz bana senin anlatışından açığa çıkar;
2çünkü yokluğun sırrı bana senin ağzından ifşa olur.
- 2
Tig-ı hicri -i sîne-i mecrûh iken
düşmez kemân-ı ebruvânından baña
1Ayrılığın kılıcı yaralı göğsümü parçalayıp dururken
2kaşının yayından bana gizlenmek düşmez.
Silah imgesi beytin iki dizesine bölünmüştür: birinci dizede kılıç, ikinci dizede yay. Kaş yaya benzetilince ondan çıkan bakış ok olur ve âşık kendini iki ateş arasında bulur. "İhtifâ düşmez" ifadesi kaçmayı bir onursuzluk sayar; yaralı olan saklanmayı reddeder, çünkü saklanmak yarayı geçersiz kılardı.
- 3
Meclis-i vaslında giryân oldugum ma'zûr tut
Bir tabî'attır ki kalmış gam zamânından baña
1Kavuşma meclisinde ağlamamı hoş gör;
2bu, gam zamanından bana kalmış bir huydur.
Beyit, kavuşmayı da ayrılığın diliyle yaşayan bir insanı anlatır: gözyaşı artık duruma değil alışkanlığa bağlıdır. "Tabî'at" burada mizaç anlamındadır ve ağlamak bir miras gibi "kalmış" sayılır. Özür dileme kalıbı beyti nezaket cümlesine benzetirken asıl söylediği, mutluluğun bile eski acının biçimini aldığıdır.
- 4
Gülşen-ârâ bülbül-i vahdet-şinâsım kim gelir
Şevk-ı dîger âlemin devr-i hazânından baña
1Gül bahçesini süsleyen, birliği tanıyan bir bülbülüm ki
2âlemin sonbahar devrinden bana başka bir coşku gelir.
Konuşan kendisini gül bahçesini süsleyen ve vahdeti tanıyan bülbül diye adlandırır. Bu nedenle âlemin sonbahar devri ona başka bir şevk verir; mevsim değişimi yalnız kayıp olarak görülmez. Doktrinsel açıklama yerine beytin ‘vahdet-şinâs / hazân’ ilişkisi korunur.
- 5
Ekrem'im zevk-âşinâ-yı vasl u hicrim mahşerin
Yok ümid ü bîm nîrân u cinânından baña
1Ekrem'im; kavuşmanın da ayrılığın da zevkini tanırım,
2mahşerin cehennemlerinden korkum, cennetlerinden umudum yok.
Mahlas beyti kavuşma ile ayrılığın ikisinin de zevkini tanıdığını söyler. Bu yüzden mahşerin ateşlerinden korku, cennetlerinden umut beklenmez. ‘Ümid ü bîm / nîrân u cinân’ çiftleri karşılık beklemeyen aşk iddiasını aynı cümlede kurar; dış terminoloji sıralaması eklenmez.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142826 numaralı sürüm esas alındı. Gövdenin ilk iki satırı şiirin dizesi değildir — sayfa başlığının tekrarı ile kitabın bölüm künyesi ("İbtidâ-yı Gazeliyyât") — metne alınmadı; on dize, beş beyit kaldı. Mahlas kaynakta "*Ekrem'im *" biçiminde yıldızlıdır, yıldızlar ve bıraktıkları boşluk atıldı; nazal n'li "baña" yazımı korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgilinin ağzı yoklukla ilişkilendirilir: görünmeyenin sözü onun beyanından açığa çıkar, yokluğun sırrı da ağzından ifşa olur. Birinci dize sözü, ikinci dize ağzın kendisini bilgi kaynağı yapar; yorum bunu başka şiirlerin ortak kuralı diye genellemez.