Ey Müselmânlar, Medet, Ol Yâr Pünhân Ayrılır
Yedi beyitlik bir ayrılık gazeli; her beyit “ayrılır” redifiyle biter. Gövdeden çıkan candan Ya'kūb'un Yûsuf'suzluğuna kadar giden ayrılık dizisi, son beyitte ezelde yapılmış bir taksime bağlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey müselmânlar, medet, ol yâr ayrılır,
Ağlamayım, neyleyim, çün gövdeden cân ayrılır.
1Ey Müslümanlar, medet! O yâr gizlice ayrılıyor,
2Ağlamayayım da ne yapayım, çünkü gövdeden can ayrılıyor.
- 2
Ey , hicrân elinden naley-î zâr eylerim,
Gözlerimden sanasan deryay-î ümmân ayrılır.
1Ey put gibi güzel, ayrılığın elinden ağlayıp inliyorum,
2Sanırsın gözlerimden koca bir umman ayrılıyor.
“Senem” put demektir; sevgiliye put denmesi klasik şiirde hem güzelliği hem önünde eğilmeyi aynı sözcükte toplar. Beyit gözyaşını damladan ummana büyütür ve abartıyı redife bağlar: gözden ayrılan artık su değil denizin kendisidir, yani ayrılık gözü de boşaltır.
- 3
Ol sebepdendir ki, ben bimar-û olmuşum,
Hasta gönlüm merhemi, şol derde dermân ayrılır.
1İşte bu yüzden hasta ve bitkin düştüm,
2Hasta gönlümün merhemi, o derde derman olan ayrılıyor.
Beyit hastalığın sebebini geriye, önceki beytin gözyaşına bağlar. Asıl buluş ikinci dizededir: hasta eden ile merhem olan aynı kişidir, bu yüzden gidişi iki kere yaralar — hem derdi bırakır hem devayı götürür. Redif de ilk kez bir kaybı değil, bir çarenin yokluğunu adlandırır.
- 4
Reng-û çöhrem olubdur, kametim hem çün hilâl,
Ol güneş yüzlü habibim, -î handân ayrılır.
1Rengim ve yüzüm sarardı, boyum da hilâl gibi büküldü,
2O güneş yüzlü sevgilim, gülen lâl dudak ayrılıyor.
Sararmış yüz ve hilâle dönen boy, klasik şiirin ayrılık tarifidir; hilâl hem eğrilik hem eksilme demektir. İkinci dize karşıya güneşi koyar ve karşıtlık tamamlanır: yüzü güneş olan gidince geriye ay biçimli, bükülmüş, ışığını kaynağından alan bir gövde kalır.
- 5
Takatim, sabrım tükendi, yârsız ben neylerim,
Aklimi şeydâ kılan ol çeşm-î ayrılır.
1Takatim, sabrım tükendi; yârsız ben ne yaparım,
2Aklımı çılgına çeviren o fettan göz ayrılıyor.
“Çeşm-i fettân”, fitne çıkaran göz demektir; klasik şiirde göz sevgilinin en tehlikeli uzvudur ve âşığı akıldan eden odur. Beytin ince yeri şu: aklı alan şey giderken aklı geri getirmez, yalnız çılgınlığı bırakır. Kaynakta “Aklimi” noktasız dizilmiş, düzeltilmedi.
- 6
Mahşer-î yövm-ül hesap, koptu kıyâmet başime,
Çünkü, ey Yusuf sıfatlı, pir-î Ken'an ayrılır.
1Mahşer, hesap günü; başımda kıyamet koptu,
2Çünkü ey Yûsuf yüzlü, Ken'an piri ayrılıyor.
Kıyamet burada kozmik değil kişiseldir: mahşer, sevgilinin gidişinde kopar. İkinci dize Yûsuf kıssasını çağırır ve rolleri dağıtır — giden Yûsuf ise kalan, oğlunun ayrılığından gözlerini ağlaya ağlaya kaybeden Ken'an piri Ya'kūb'dur. Ayrılık böylece körlükle eşitlenir.
- 7
Ey ciğersiz nar-î firkatten Nesîmî çare ne?
Her kime nahn-û kasemnâ çün ezelden ayrılır.
1Ey ciğersiz, ayrılık ateşine Nesîmî'nin çaresi ne?
2Çünkü herkese “nahnü kasemnâ” ile ezelden pay ayrılır.
Makta beyti redifin anlamını değiştirir: bütün gazel boyunca “ayrılmak” olan fiil, son dizede “pay ayrılmak”a döner. “Nahnü kasemnâ” (biz paylaştırdık) Zuhruf sûresine bakar. Ayrılık böylece bir talihsizlik değil, ezelde yapılmış bir taksim sayılır — çareyi soran soru da bu yüzden cevapsız kalmaz, gereksizleşir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 166670 numaralı sürüm esas alındı; başlık metne alınmadı, yedi beyit kaynakta boş satırla ayrılmış. Nüsha izafetleri “naley-î zâr”, “deryay-î ümmân”, “Reng-û çöhrem”, “le'l-î handân”, “çeşm-î fettân”, “Mahşer-î yövm-ül hesap”, “nar-î firkatten”, “nahn-û kasemnâ” biçiminde dizmiş; “Aklimi” ve “başime” de böyle yazılmış. Hiçbiri düzeltilmedi. Matlaın ilk dizesi on dört hecedir, kalan on üç dize on beş.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Merhaba hoş geldin ey ruh-i revanım, merhabaSeyyid Nesîmî · Gazel→
Matla bir imdat çağrısıyla açılır ve muhatap sevgili değil cemaattir; şair derdini önce topluluğa duyurur. Redif “ayrılır” burada henüz düz anlamındadır: yâr gizlice gidiyor. İkinci dize aynı fiili ölüme çevirir — gövdeden can ayrılması, ayrılmanın en son karşılığıdır.