DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Mahv eyledi nişânımızı rûzgâr hayf
Gazel · 19. yüzyıl

Mahv eyledi nişânımızı rûzgâr hayf

Yedi beytin her biri “hayf” ile kapanır ve her seferinde başka bir kayıp sayılır: iz, mezar, beden, gönül, sır, baht. Şiir mezardan konuşur gibi açılır, feleğin zulmünü ölümden sonrasına taşır ve bir üstadın izinden gitme utancıyla biter.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Mahv eyledi nişânımızı rûzgâr

    Ne bıraktı ne hâk-i mezâr

    1Rüzgâr izimizi silip yok etti, yazık;

    2ne bir kemik bıraktı ne mezar toprağı, yazık.

    Gazel mezarın ötesinden konuşarak açılıyor: söyleyen “biz” çoktan yok olmuş, geriye kemik bile kalmamış. “Hayf” redifi ilk beyitte iki kez gelerek ağıt tonunu baştan kuruyor; rüzgâr burada zamanın kendisidir, silen o.

  2. 2

    Taht-ı serâda koymadı râhat bizi felek

    Rencîde kıldı cismimizi u

    1Felek yerin altında bile bizi rahat bırakmadı;

    2karınca ile yılan bedenimizi incitti, yazık.

    “Taht-ı serâ” toprağın altı, yani mezar. Beyit feleğin zulmünü ölümden sonrasına taşıyor: eziyet bitmez, yalnız uygulayıcısı değişip karınca ile yılana devredilir. Mûr ile mâr ses benzerliğiyle eşleşip en küçük ile en korkunç olanı aynı cezada birleştirir.

  3. 3

    Geldim niyâza dergehine sîne çâk çâk

    Bir nazra kılmadı o -i gamzekâr

    1Göğsüm parça parça, kapına yalvarmaya geldim;

    2o gamzesi kıyıcı put bir kez bakmadı, yazık.

    “Dergeh” hem sevgilinin kapısı hem tapınak kapısıdır; sonraki dizedeki “büt” (put) bu ikinci anlamı açığa çıkarır. Âşık secdeye durur, put karşılık vermez — divan şiirinde sevgiliyi put diye anmak tam olarak bu cevapsızlığı adlandırmak içindir.

  4. 4

    Pîçîde oldu târik-i reh-gîr-i zülfüne

    Âhir bu kayda düştü dil-i bî-karâr

    1Yol kesen zülfünün karanlığına dolandı;

    2sonunda kararsız gönül bu bağa düştü, yazık.

    Zülüf hem yol kesen eşkıya hem kement: “reh-gîr” soyar, “kayd” bağlar. Kararsız gönlün nihayet bir yere bağlanması kurtuluş gibi de okunabilir, ama beyit bunu esaret sayar; “âhir” redife yakın durup sonucun kaçınılmazlığını duyurur.

  5. 5

    Bunca zamândır etmişidim sînede nihân

    Âhımdan oldu derd-i derûn âşikâr

    1Bunca zamandır göğsümde gizlemiştim;

    2âhımla içimdeki derd açığa çıktı, yazık.

    Beyit “nihân” ile “âşikâr”ı iki dizenin sonuna koyup sırrın açılışını kafiye düzeniyle gösteriyor. Âh, âşığın elinde olmayan tek sestir; sırrı saklayan da onu ifşa eden de aynı göğüs olur. “Etmişidim” eski birleşik geçmiş biçimi kaynakta böyle dizilmiş.

  6. 6

    Ekrem henüz -i bahtım açılmadı

    Eczâ-yı cismim etti felek târ

    1Ekrem, baht düğümüm henüz çözülmedi;

    2felek bedenimin parçalarını darmadağın etti, yazık.

    Mahlas beyti düğüm ile dağılmayı karşı karşıya getiriyor: bir yanda açılmayan “ukde”, öbür yanda saçılan “eczâ”. Baht bağlı kalırken beden çözülür; “târ mâr” ikilemesi de dokunun (târ: iplik) sökülüşünü sesle taklit eder.

  7. 7

    Peyrevlik itdi hazret-i üstâda -i şûh

    Kıldı hicâb-ı aczi bizi şerm-sâr

    1Şuh kalem, üstat hazretinin ardından yürüdü;

    2aczin utancı bizi mahcup etti, yazık.

    Son beyit gazelin bir nazîre olduğunu söylüyor: kalem bir üstadın izinden gitmiş, sonuç şairi utandırmış. Kaynakta “üstâda”dan sonra bir dipnot işareti duruyor; üstadın kim olduğunu bildiren not sayfada ayrıca yer aldığı için işaret metne alınmadı.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142876 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Metin kitabın “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölümünde “Kafiye-i Fâ” fihrist maddesiyle duruyor; başlık matlaın ilk dizesinden kuruldu. Sayfanın ilk iki satırı (“İbtidâ-yı Gazeliyyât” ve “Kâfiye-i fâ aded-i gazel 1” sayaç satırı) metne alınmadı; kalan on dört dize yedi beyte bölündü. Mahlas dizesindeki “* Ekrem *” yıldızları atıldı, mahlas korundu. Son beyitte “hazret-i üstâda [1] kilk-i şûh” biçiminde bir dipnot işareti var; sayfa dışındaki nüsha notuna gönderdiği ve dize olmadığı için metne alınmadı, dizenin kalanı aynen bırakıldı. Mahlas beyti kaynakta son beyit değil sondan ikincidir; beyit sırası değiştirilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNiçün mahzûn bakarsın baña öyleRecaizade Mahmut Ekrem · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hayf

yazık, ne yazık

üstühan

kemik

serâ

yer ve toprak; başındaki “taht-ı” ile birlikte mezarın altını anlatır

mûr

karınca

mâr

yılan

büt

put; mecazen sevgili

ukde

düğüm

kilk

kamış kalem