DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Virânî/Be Yalancı Felek Yüze Gülücü
Mersiye · 17. yüzyıl

Be Yalancı Felek Yüze Gülücü

Ölen bir mürşidin ardından yazılmış, koşma düzeninde bir ağıt. Şair yasını doğrudan ölüme değil feleğe yöneltir ve her dörtlüğü aynı soruyla kapatır; sorunun cevapsız kalması şiirin asıl yükünü taşır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Be yalancı felek yüze gülücü

    benim Şah Baba’mı neyledin

    Verdiğini dönüb yine alıcı

    benim Şah Baba’mı neyledin

    1Be yalancı felek, yüze gülen felek,

    2hani benim Şah Babam, onu ne yaptın?

    3verdiğini dönüp yine geri alan felek,

    4hani benim Şah Babam, onu ne yaptın?

    İlk dörtlükte nakarat iki kez geçer, sonraki altısında bir kez; açılış böylece bir ağıt ezgisinin tekrarını taklit eder. Feleğe “yüze gülücü” ve “alıcı” denmesi onu bir kişi gibi karşıya alır: sitem soyut bir kadere değil, muhatap alınabilecek bir yalancıya yöneltilir.

  2. 2

    Niceler müştakdır yüzün görmeğe

    Ayağı tozuna yüzler sürmeğe

    Varub kademinde bir an durmağa

    Felek benim Şah Baba’mı neyledin

    1Nice kişi onun yüzünü görmeye can atar,

    2ayağının tozuna yüz sürmeye,

    3varıp ayağının dibinde bir an durmaya.

    4Felek, benim Şah Babamı ne yaptın?

    Üç dize üç ayrı yakınlaşma derecesi sıralar ve her biri bir öncekinden daha az ister: önce yüzünü görmek, sonra ayağının tozu, sonunda yalnızca bir an durabilmek. Azalan istekler ölçüsünde artan hasret, ölümün ne kadarını götürdüğünü nakarat sormadan önce göstermiş olur.

  3. 3

    Bu cihanda gerç- erenler kalmadı

    Bir dirlik dirildi her ki ölmedi

    Geldi gitti anı her can bilmedi

    Felek benim Şah Baba’mı neyledin

    1Bu dünyada gerçek erenler kalmadı;

    2öyle bir dirlik dirildi ki ölmüş sayılmaz;

    3geldi geçti, onu her can anlayamadı.

    4Felek, benim Şah Babamı ne yaptın?

    Ağıt burada kişisel yastan bir çağ yakınmasına genişler: eksilen bir kişi değil bir insan tipidir. İkinci dize sözdizimi bakımından gevşektir ve “ölmeyen kim varsa” diye de okunabilir; kaynaktaki “gerç-” kesikliği de bu dörtlüktedir, ikisine de dokunulmadı.

  4. 4

    -i cihân idi ol şâh-ı Veli

    Böyle gördük ana diyeli

    Hulk-ı Muhammed’dir mürvette Ali

    Felek benim Şah Baba’mı neyledin

    1O şâh-ı velî, dünyanın kutbuydu;

    2ona “evet” diyeli beri biz onu böyle gördük.

    3Mürüvvette Ali, Muhammed'in ahlâkının ta kendisidir.

    4Felek, benim Şah Babamı ne yaptın?

    “Kutb” tasavvufta velîler hiyerarşisinin başındaki kişidir; ölen mürşide verilen bu unvan kaybı kozmik bir eksilme sayar. “Beli” Farsça “evet” demektir ve ikrar anını çağırır: görme, söz verdikten sonra başlamıştır. Üçüncü dize ölçütü Peygamber ile Ali'ye bağlayarak övgüyü doğrular.

  5. 5

    Erenler şâhiydi hüküm kılurdı

    Evvel âhır nolacağm bilürdi

    Kâfirler görse îmâna gelürdi

    Felek benim Şah Baba’mı neyledin

    1Erenlerin şahıydı, hüküm verirdi;

    2başta ve sonda ne olacağını bilirdi;

    3kâfirler onu görse imana gelirdi.

    4Felek, benim Şah Babamı ne yaptın?

    Üç dize üç velâyet sıfatını sayar: hüküm, gaybı bilme, bakışıyla döndürme. Hepsi geniş zamanın hikâyesiyle (“kılurdı”, “bilürdi”, “gelürdi”) kurulmuştur; bu kip sıfatları alışkanlık hâline getirir ve aynı zamanda hepsinin artık geçmişte kaldığını duyurur.

  6. 6

    Be yalancı dünyâ sensin bilene

    Maânî bahrine olana

    Lâ’net sana hergiz meyyâl olana

    Felek benim Şah Baba’mı neyledin

    1Be yalancı dünya, bilen için sen busun;

    2mânalar denizine dalgıç olan için.

    3Sana hiç meyledene lânet olsun.

    4Felek, benim Şah Babamı ne yaptın?

    Hitap ilk kez felekten dünyaya kayar ve dörtlük bir hüküm cümlesine döner. “Gavvâs” inci için denize dalan dalgıçtır; mâna denizine dalan kişi, yüzeyde kalan dünyanın yalanını görebilen kişidir. Sonuncu dize sitemi lânete çevirerek ağıdın en sert noktasını kurar.

  7. 7

    Virânî’yim mürg-i dili salarım

    Secde-i şükrümü ana kılarım

    Rûhuna demine dilerim

    Felek benim Şah Baba’mı neyledin

    1Virânî'yim; gönül kuşunu salıveririm,

    2şükür secdemi ona ederim,

    3ruhuna, demine gülbank dilerim.

    4Felek, benim Şah Babamı ne yaptın?

    Mahlas dörtlüğü ağıdı bir tekke davranışına bağlar: gülbank, cem törenlerinde topluca okunan duadır ve “dem” hem an hem içilen dolu anlamına gelir. Şair kendi payına düşeni üç fiille sayar — salmak, secde etmek, dilemek; buna rağmen son dize yine aynı cevapsız soruyla döner.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144616 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin başındaki sıra numarası (“—16—”) ile derlemenin koyduğu “— Şah Baba hakkında —” başlığı metne alınmadı, geriye yirmi sekiz dize kaldı. Üçüncü dörtlükteki “gerç- erenler” satır sonu tirelemesinden artakalan kesik bir kelimedir (okunuşu “gerçek erenler”; kesik hâliyle dize on hecede kalır), beşinci dörtlükte de “nolacağın” eki “nolacağm” dizilmiştir. İkisi de düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBiz Urum Abdâlıyız Sultânımızdır Murtezâ
Biz Urum abdâlıyız sultânımızdır Murtezâ
Virânî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

kani

hani, nerede

müştak

özleyen, can atan

kadem

ayak, adım

kutb

velîler sıralamasının başındaki kişi

beli

evet

gavvâs

inci için denize dalan dalgıç

mürg-i dil

gönül kuşu

gülbang

tekkede topluca, yüksek sesle okunan dua