Niçün mahzûn bakarsın baña öyle
Beş bendlik bir şarkı; sevgilinin kırgınlığının sebebini soruyor ve baştan sona cevap alamıyor. Soru, sitem ve özür sırayla deniyor: önce hüzünlü bakışın nedeni sorulur, sonra sırrın açıkça söylenmesi istenir, en sonunda kusur peşin peşin kabul edilip af dilenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Niçün bakarsın baña öyle
Nedir kırgınlıgın ey mâh söyle
durdugun lâyık mı böyle
Nedir kırgınlığın ey şûh söyle
1Niçin bana öyle hüzünlü bakıyorsun
2Nedir bu kırgınlığın, söyle ey ay yüzlüm
3Böyle kederli durman sana yakışır mı
4Nedir bu kırgınlığın, söyle ey şuh
- 2
Olur âlemde her bir derde çâre
Üzülme râzını kıl
Dil-i mecrûhum etme pâre pâre
1Dünyada her derdin bir çaresi olur
2Üzülme, sırrını açıkça söyle
3Yaralı gönlümü parça parça etme
Teselli ile talep aynı bendde yan yana: derdin çaresi olduğu söylenip hemen ardından o çarenin ne olduğu belirtiliyor — susmayı bırakmak. “Âşikâre” ile “pâre pâre” kafiyesi susmanın bedelini gösteriyor: açılmayan sır, gönlü bölen şey olur.
- 3
Düşermi şânıña olmak
Nazar kıl hâlime bir kez de acı
Sitemler etme öyle acı acı
1Cefa veren biri olmak şanına yakışır mı
2Hâlime bir bak, bir kez de acı
3Öyle acı acı sitem etme
İki dizenin sonu aynı kelimeyle bitiyor ama kelime iki ayrı iş yapıyor: ikinci dizede “acı” merhamet etmeyi buyuran fiil, üçüncüde sitemin tadını anlatan sıfattır. Aynı ses bir dizede yardım dilenir, öteki dizede yaralar; kafiye böylece anlamın kendisi oluyor.
- 4
Tekellüften berîdir tavr-ı âşık
Gelir ef'âli tab'a
Kusûr ettimse de affeyle artık
1Âşığın tavrı yapmacıktan uzaktır
2Yaptıkları insan mizacına aykırı görünür
3Kusur ettiysem de artık affet
Özür bir savunmaya bağlanıyor: âşık zorlamayı bilmediği için davranışları ölçülü görünmez, dolayısıyla kabalık sanılan şey aslında samimiyetin yan ürünüdür. Kusur böylece hem itiraf edilir hem gerekçelendirilir — bend af dilemeden önce affı hak edecek zemini kuruyor.
- 5
Bu endîşeyle bi'llah Ekrem-i zâr
Kalır tâ haşre dek
Bi-hakkın hüsn-i pâkin etme ısrâr
Nedir kırgınlıgın ey mâh söyle
1Vallahi bu kaygıyla ağlayan Ekrem
2Kıyamete dek düşünceleri darmadağın kalır
3Tertemiz güzelliğinin hakkı için, direnme
4Nedir bu kırgınlığın, söyle ey ay yüzlüm
Mahlas bendinde iki yemin üst üste geliyor: “bi'llah” ve “bi-hakkın hüsn-i pâk”. Şair Allah'a yemin ettikten sonra sevgilinin güzelliğini de yemin konusu yapıyor, yani karşı tarafın kendisini kanıt diye kullanıyor. Kapanışta hitap ilk bendin “mâh”ına dönüyor; soru cevapsız kaldığı için şarkı başladığı yere düşüyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142814 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in Şarkılar bölümünden, yirmi dört satırlık sayfa. Sayfa adı (“söyle nakaratlı şarkı”) kitabın fihrist maddesidir, şiirin başlığı değil; başlık ilk dizeden alındı. “Şarkılar” bölüm başlığı, “Şarkı” tür satırı ve bendler arasına dizilmiş “nakarat” / “eyzan” yönlendirmeleri metne alınmadı — bunlar dize değil, nakaratın yerini gösteren dizgi notlarıdır. “eyzan” yazan üç bendde nakarat metni kaynakta yeniden dizilmediği için o bendler üç dize bırakıldı, nakarat oraya kopyalanmadı. Mahlas yıldızları atıldı (“* Ekrem *-i zâr” → “Ekrem-i zâr”). Aynı nakarat dizesi kaynakta bir yerde “kırgınlıgın”, bir yerde “kırgınlığın” yazılmış; “durdugun” ve “Düşermi” de kaynağın imlâsıdır, hiçbiri düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Nakarat bendin içinde iki kez geçiyor ama hitabı değişiyor: ikinci dizede “ey mâh”, dördüncüde “ey şûh”. Aynı soru bir ay yüzüne, bir de o yüzün oynaklığına yöneltilmiş olur. Dört dizenin üçü soru; şarkı cevap değil, cevabın yokluğu üzerine kuruluyor.