DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Olalı mir'ât-ı dil tâb-âver-i dîdâr-ı feyz
Gazel · 19. yüzyıl

Olalı mir'ât-ı dil tâb-âver-i dîdâr-ı feyz

Redifi “feyz” olan yedi beyit gönlü sırayla bir kaba çevirir: ayna, gonca, kese, gül bahçesi, kâse ve deniz. Yara ile bereket aynı yerde durur; şair acıyı kayıp değil sermaye sayar ve makta'da coşkusunu inci saçan bir denize benzetir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Olalı -ı dil tâb-âver-i dîdâr-ı

    Oldı her -ı derûn bir gonce-i envâr-ı

    1Gönül aynası feyzin yüzünün ışığını taşımaya başlayalı

    2içteki her yara feyz nurlarından bir goncaya döndü.

    Matla redifle mazmunu birlikte kuruyor: gönül ayna, yara gonca olur. Ayna ışığı yalnız yansıtır, gonca onu açar; iki dize arasında edilgenlikten büyümeye geçen bir hareket var. Dâg, gazelin sonuna kadar bereketin ölçüsü sayılacak.

  2. 2

    Hamdülillah olmuşum âlemde -i murâd

    Neşve-i aşkıñla bî-peymâne-i ser-şâr-ı

    1Şükür, bu âlemde dileğimin ateşiyle coşkun oldum;

    2aşkının neşesiyle kadehsiz de feyizle ağzıma kadar doluyum.

    “Bî-peymâne” hem kadehsiz hem ölçüsüz demektir; şair sarhoşluğu için kap gerekmediğini söylerken ölçüye sığmayan bir doluluk da îmâ ediyor. Şükür formülüyle rind sarhoşluğunun aynı beyitte durması Tanzimat gazelinin alışıldık gerilimidir.

  3. 3

    Mâlikim şimdi gam-ı aşkın gibi bir servete

    Nakd-i ihlâsıyla oldum tâcir-i bâzâr-ı

    1Şimdi aşkının gamı gibi bir servetin sahibiyim;

    2onun ihlâs sermayesiyle feyz pazarının tüccarı oldum.

    Beyit baştan sona ticaret diliyle kurulu: servet, nakd, tâcir, bâzâr. Gam bir mal, ihlâs peşin para, feyz pazar olur. Sarraf–tüccar sözlüğünü mânevî kazanç için kullanmak, gamı kayıp değil sermaye sayan divan hesabını görünür kılıyor.

  4. 4

    lâ'l-i lebinde mâye-i rûh-ı revân

    hatt-ı ruhunda ma'ni-i esrâr-ı

    1Dudağının lâlinde akıp giden ruhun mayası karışmış,

    2yanağının ayva tüyünde feyz sırlarının anlamı gizlenmiş.

    İki dize aynı kalıba dökülmüş: “mümtezic” ile “münderic” hem aynı biçimde türetilmiş hem de ikisi de dize başında duruyor. Biri karışmayı, öbürü içine yerleşmeyi anlatır; dudak ile yanak böylece ruhun mayası ile mânanın sırrı arasında bölüşülür.

  5. 5

    ü şerhayla dilim bir gülsitân-ı şu'ledir

    Cûy-ı eşk-i berk-hîzimdir ona

    1Yaralarla ve yarıklarla gönlüm alevden bir gül bahçesidir;

    2şimşek gibi çakan gözyaşımın deresi ona feyz nehirleridir.

    Bahçe mazmunu bütün parçalarıyla kuruluyor: yara gül, alev renk, gözyaşı su kanalı. Bir bahçeyi ayakta tutan şey suyu olduğu için şair ağlamayı bakım işi sayar ve acıyı kendini besleyen kapalı bir düzene çevirir.

  6. 6

    Kâse kâse hûn-ı dil nûş eylerim çekmem azâb

    Bulmasam câm-ı ceminde âlemin âsâr-ı

    1Kâse kâse gönül kanı içerim, azap çekmem;

    2âlemin Cem kadehinde feyz eseri bulamasam bile.

    Cem'in kadehi divan şiirinde bütün dünyayı gösteren aynadır. Şair oradan feyz çıkmasa da kendi kâsesini yeter sayar: gönül kanı, dünyanın vaat ettiği içkinin yerini alır. “Kâse kâse” tekrarı da ölçülü, alışkanlık hâline gelmiş bir işi duyurur.

  7. 7

    Rind -ı bezm-i vahdetim Ekrem n'ola

    Olsa tab'-ı pür-hurûşum bahr-ı gevher-bâr-ı

    1Ekrem, ben vahdet meclisinin şarap içen rindiyim; ne çıkar

    2coşkun mizacım feyzin inci saçan denizi olsa.

    Makta mahlası dize içinde kullanıp iddiayı soru kalıbına saklıyor: “n'ola” hem “ne çıkar” hem “ne olurdu” okunur. Kâseyle açılan gazel denizle kapanır; şairin coşkusu (hurûş) aynı zamanda dalganın sesidir, inci de o dalganın kıyıya bıraktığı şey.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142875 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Metin kitabın “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölümünde “Kafiye-i Dâd” fihrist maddesiyle duruyor; bu bir ad değil bölüm künyesi olduğu için başlık matlaın ilk dizesinden kuruldu. Sayfanın ilk iki satırı (“İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm adı ve “Kâfiye-i dâd aded-i gazel 1” sayaç satırı) metne alınmadı; kalan on dört dize yedi beyte bölündü. Makta dizesindeki “* Ekrem *” yıldızları ve yıldızın açtığı fazla boşluk atıldı, mahlas dizenin içinde olduğu için korundu. Kaynaktaki “Oldı”, nazal ñ'li “aşkıñla” ve şapkasız “ma'ni” yazımları düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirReng-i hüsnüñ verdi haclet gülşeneRecaizade Mahmut Ekrem · Şarkı

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

feyz

bolluk, taşan bereket; tasavvufta Hak'tan gelen mânevî bağış

mir'ât

ayna

dâg

yanık yarası, gönle vurulan dağ

ser-germ

başı ateşli, coşkun

mümtezic

karışmış, kaynaşmış

münderic

içine yerleşmiş, gizlenmiş

enhâr

nehirler

sahbâ-nûş

şarap içen