Rindlik şiirleri
23 şiir · 12 şair
Rindlik bir mizaç değil, bir cepheleşmedir: rindin kim olduğu, kime karşı konuştuğuyla belli olur. Şeyhî'nin “Rind-i melâmetiz bizim hâtırımız güzeldedir” diye açılan gazeli baştan sona öğüt verene cevaptır; şair savunmaya geçmez, öğüdü sahibine iade eder ve güzel sevmenin ayetle savunulabileceğini söyleyerek tartışmayı zâhidin kendi alanına taşır.
Ama rindlik her otoriteyi reddetmek değil, hangisine boyun eğileceğini seçmektir. Bâkî'nin “Fermân-ı aşka cân iledir inkıyadımız” dizesi bunu tek cümlede kurar: altın işlemeli makam koltuğuna yaslanmayan adam, aşkın fermanına canıyla teslim olur. Hayretî ise aynı duruşu tek kişilik olmaktan çıkarır; murabbaında her bendin sonunda kadeh tası çağrısı döner ve rindlik bir tavırdan bir topluluğun ortak hareketine dönüşür.
Nedîm'de rindlik bir yeteneğe iner. “Murâdın anlarız ol gamzenin iz’ânımız vardır” diyen şair üstünlüğünü kitaptan değil bakış okumaktan çıkarır, üstelik davetini adresiyle yapar: Beşiktaş'a yakın viran bir ev, hem de resmî belgesi istenerek. Klasik gazelin adressiz sevgilisi burada İstanbul haritasına yerleşir.
Bu sayfadaki on üç şiirin sekizi tek bir Tanzimat şairinin, Recaizade Mahmut Ekrem'in ve hepsi ilk kitabı Nağme-i Seher'in (1871) gazellerinden. “Rind-i aşkım âlem-i ma'nâ musahhardır baña” diyen Ekrem yaşanmış bir duruşu değil, hazır bulduğu bir söz dağarcığını kullanır. Sayfa bu yüzden aynı kelimeyi iki hâlde birden gösteriyor: bir iddia olarak ve bir miras olarak.
23 şiir






