Ne zillet vermeğe râğıb ne devlet hâhımız vardır
Beş beyit boyunca “…ımız vardır” redifi bir mülk sayımı yürütüyor: Allah, bir şah, harâbât mahallesinde bir dergâh, Muharrem'de bir âh ve hakikate bakmış bir gönül. Sayıma girmeyen tek şey dünya kaygısı.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ne vermeğe ne devlet hâhımız vardır
Ko gayrı gayre yâr olsun bizim Allah’ımız vardır
1Ne alçalmaya hevesliyiz ne de devlet dileyenimiz var
2Bırak, başkası başkasına dost olsun; bizim Allah'ımız vardır
- 2
Tarîkinden ererse menzil-i maksûda her âşık
Hakikat râhını gözler bizim bir şâhımız vardır
1Her âşık kendi yolundan varmak istediği menzile erse de
2Bizim, hakikat yolunu gözleyen bir şahımız vardır
Tarîk ile râh aynı şeyi iki kelimeyle söyler: yol. Beyit her âşığın kendi yolundan menziline varabileceğini kabul ediyor, ama “bizim” beklediğimiz şeyi bir şaha bağlıyor. Şahın kim olduğu söylenmiyor; Ergun'un bu gazeli bir Bektaşî antolojisine almasının sebebi de bu açık kapı.
- 3
Mey âlûde sifâlin ’e değişmezler
Bizim içre bir dergâhımız vardır
1Şaraba bulanmış toprak kâseyi Cemşîd'in tacına değişmezler
2Bizim, meyhane mahallesinin içinde bir dergâhımız vardır
Sifâl toprak kâse, tâc-ı Cemşîd ise rivayete göre şarabı bulan efsanevî hükümdarın tacı; değişilmesi teklif edilen iki şey de aynı hikâyeden geliyor. İkinci dize meyhane mahallesini “dergâh” diye adlandırarak takası tamamlıyor: taht yerine harâbât, taç yerine çanak.
- 4
Gam-ı dünyâ bizi bulmaz velî mâh-ı muharremde
Şehid-i Kerbelâ içün bir âh ü vâhımız vardır
1Dünya kaygısı bizi bulmaz, ama Muharrem ayında
2Kerbelâ şehidi için bir âhımız, bir vâhımız vardır
Önceki beyitler dünya kaygısını kapı dışında bıraktı; bu beyit tek istisnayı tanımlıyor. Muharrem ayı ve Kerbelâ şehidi anıldığında gam geri geliyor, ama redif onu da sayıma katıyor: âh ü vâh da bir mülk. Matem burada bir zaaf değil, sahip olunan şeylerden biri.
- 5
Hayâlî sûret-i dünyâya âkiller gibi bakmaz
Hakikat vechine bakmış dil-i âgâhımız vardır
1Hayâlî, dünyanın suretine akıllılar gibi bakmaz
2Hakikatin yüzüne bakmış, uyanık bir gönlümüz vardır
Mahlas beyti sûret ile vechi karşı karşıya koyuyor: dünyanın yüzeyine bakan “âkiller”, hakikatin yüzüne bakan “dil-i âgâh”. Akıllı olmak burada bir eksikliğe dönüşüyor; uyanık olmak ise redifin son kez saydığı mülk oluyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144534 numaralı sürüm (Sadettin Nüzhet Ergun, “Bektaşî Şairleri ve Nefesleri”) esas alındı. Kaynakta bozulma yok; “Allah’ımız”, “Cemşîd’e” gibi kesme işaretli biçimler ve “vermeğe”, “içün”, “velî” yazımları olduğu gibi korundu. Tanıtım paragrafları ve derleyicinin dizgi satırları metne alınmadı; başlık matlaın ilk dizesidir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazelin redifi “…ımız vardır”: beş beyit boyunca sahip olunan şeyler sayılıyor. İlk beyit sayımı iki reddedişle açıyor — ne zillete heves ne devlet dileği — ve elde kalan tek mülkü söylüyor. “Ko gayrı gayre yâr olsun” dizesi dostluk pazarını da bir kenara bırakıyor.