Ben bu bâzrun ne bazerganı ne bezzaâzıyam
Beş beyit boyunca “-bâz” eki bir kafiye olmaktan çıkıp şairin kendini tanımlama biçimine dönüşür: şâhid-bâz, şeh-bâz, cân-bâz. Aşkı bir pazar yerine benzetip o pazarda satıcı değil oyuncu olduğunu söyler, sonuncu beyitte hesabı rakibe keser.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ben bu bâzrun ne bazerganı ne bezzaâzıyam
-ı ışkun onmadık bir rind-i şâhid-bâzıyam
1Ben bu pazarın ne tüccarıyım ne de kumaşçısıyım
2aşk mahallesinin iflah olmaz bir güzel düşkünü rindiyim
- 2
Bir megesce kadrüm olsa hân-ı vaslunda n’ola
Ben de hâlümce muhabbet evcinin şeh-bâzıyam
1Kavuşma sofranda bir sinek kadar değerim olsa ne olur
2ben de kendi hâlimce muhabbet göğünün doğanıyım
Beyit iki kuşu karşı karşıya getirir: sofranın etrafında dönen sinek ile göğün en yükseğinde uçan ak doğan. Sevgilinin katında değeri sinek kadardır, kendi katında şeh-bâzdır. “Hâlümce” kaydı övünmeyi hemen yumuşatır; kibirle tevazu aynı beytin iki dizesine bölünmüştür.
- 3
Câna kalmazam bu gün meydanda aslâ Hâk bilür
-ı kâhkül-i dil-dârumun cân bâzıyam
1Bugün meydanda canımı asla esirgemem, Hak bilir
2sevgilimin kâkül ipinde can oynatan cambazıyım
“Cân-bâz” kelimesi burada hem asıl anlamıyla hem sözlük anlamıyla çalışır: ip üstünde yürüyen hokkabaz ve canıyla kumar oynayan âşık. İp de hazır — sevgilinin kâkülü. Meydan kelimesi cambazın sahnesini ve canını ortaya koyanın er meydanını aynı anda çağırır.
- 4
Sen nice erbâb-ı hüsn içinde müstesnâ isen
Pâdişâhum ehl-i ışkun ben de bir mümtâzıyam
1Sen güzellik erbabı içinde nasıl eşsizsen
2padişahım, ben de âşıklar arasında öyle seçkinim
Beyit bir denklik önerisidir: güzellikte sen birincisin, âşıklıkta ben. “Müstesnâ” ile “mümtâz” aynı anlam alanından iki kelimedir ve dizelerin sonunda simetrik durur. Hitap “pâdişâhum” olduğu hâlde söylenen şey bir kul sözü değil, bir denklik iddiasıdır.
- 5
İt gibi öldürmez isen ger rakîb-i kâfiri
Dime hiç ey Hayretî âlemde ben de gaaziyem
1Kâfir rakibi it gibi öldürmezsen
2ey Hayretî, âlemde ben de gaziyim deme sakın
Mahlas beyti rakip mazmununu gaza diline çevirip rakibi “kâfir” ve “it” diye insanlıktan çıkarır. Bu şiddet ve din düşmanlığı dili tarihsel bir şiir mübalağası olarak, bugün onaylanmadan okunmalıdır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141042 numaralı sürüm esas alındı; başlık satırı metne alınmadı. Ölçü kaydı kaynak sayfanın kendi notudur. Kaynakta beklenen “bâzârun” yerine “bâzrun”, “bezzâzıyam” yerine “bezzaâzıyam”, “gaziyem” yerine “gaaziyem” dizilmiş; üç dizgi de düzeltilmeden bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Câna kalmaz bir fedâyî canlarızHayretî · Gazel→
Matla önce iki meslek adını reddeder: bâzergân toptancı, bezzâz kumaş satıcısıdır; ikisi de alıp satan adamdır. Şair alışverişin dışında kalır ve kendini “-bâz” ekiyle tanımlar — oynayan, oynatan. Kafiye böylece gazelin sonuna kadar sürecek bir tercih hâline gelir: satmak değil, oynamak.