DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Neyleyim geşt-i ser-i kûyunu yâr olmayıcak
Gazel · 19. yüzyıl

Neyleyim geşt-i ser-i kûyunu yâr olmayıcak

“Olmayıcak” redifiyle kurulmuş beş beyit; her biri bir şeyin değerinin ancak yokluğuyla ya da zıddıyla bilineceğini söylüyor. Bahçe bahar olmayınca, vatan gurbete düşülmeyince, bilgin de rind olmayınca hükümsüz kalıyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Neyleyim -i ser-i kûyunu yâr olmayıcak

    Olunurmı heves-i bâg-ı bahâr olmayıcak

    1Sevgili yoksa onun sokağını dolaşmayı ne yapayım;

    2bahar olmayınca bahçeye heves edilir mi?

    Redif “olmayıcak” bütün gazeli tek bir şart cümlesine çeviriyor: her beyit önce bir hüküm söylüyor, sonra o hükmü bir yokluğa bağlıyor. Matla'da sevgilinin sokağı bahçeye, sevgilinin yokluğu da baharın yokluğuna denk tutuluyor; ikisi de yerinde durur ama içi boşalmıştır.

  2. 2

    Görmez ol meh nigeh-i lûtfuna bizi

    Zahm-ı tîg-ı gam ile olmayıcak

    1O ay yüzlü, lütuf bakışına bizi lâyık görmez;

    2gam kılıcının yarasıyla göğsümüz paralanmayınca.

    Sevgilinin lütuf bakışı bedava değil; bedeli göğsün yarılması. “Şâyeste” lâyık demek ve âşık, kendisini bakılmaya değer kılan şeyin güzelliği değil yarası olduğunu söylüyor. Klasik şiirin âşık ile maşuk arasındaki alışverişi burada açıkça bir bedel diliyle kuruluyor.

  3. 3

    Olamaz nâ'il-i cihânda kimse

    Mihnet-i keşmekeş-i dehr ile zâr olmayıcak

    1Dünyada kimse gönlünün dilediğine erişemez;

    2zamanın çekiştirmesinin verdiği sıkıntıyla inleyip ağlamayınca.

    Beyit gazelin şartını aşktan hayata genişletiyor: kimse dilediğine çile ödemeden ulaşmıyor. “Keşmekeş” hem çekişme hem karışıklık demek; “dehr” ile birleşince zamanın kendisi bir çekiştirme aygıtına dönüşüyor. Bu dize kaynakta kalıptan iki hece eksik dizilmiş.

  4. 4

    Kıymet-i mavtın u lûtf-ı Hızır'ı kim bilsin

    Düzelip gurbete olmayıcak

    1Ölümün kıymetini, Hızır'ın lütfunu kim bilebilir;

    2yola düzülüp gurbete çıkmayınca, memleketinden ayrı düşmeyince.

    Değerin ancak yoksunlukla bilineceği fikri burada gurbete uygulanıyor: Hızır yolculara yetişen velidir, yolcu olmayan onun lütfunu tanımaz. Kaynakta “mavtın” diye dizilen kelime bozuk; beytin gurbet bağlamı ölümü karşılayan okunuşu destekliyor, dize yine de olduğu gibi bırakıldı.

  5. 5

    Zâhidi olsa da Ekrem çekemem

    Rind-i hoş-hâl ü olmayıcak

    1Ekrem, zâhit fazilet kitabının kendisi olsa da ona katlanamam;

    2gönlü hoş, tavrı beğenilir bir rind olmayınca.

    Mahlas beyti zâhit-rind karşıtlığını beklenmedik bir yerden kuruyor: zâhidin bilgisi tartışılmıyor, hatta faziletin ta kendisi sayılıyor. Reddedilen şey bilgi değil tavır — “hoş-hâl” ve “pesendîde-şi'âr” olmayan bir bilgin, şairin gözünde yine de çekilmez kalıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142879 numaralı sürüm esas alındı. Metnin başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı, mahlasın yıldızları atıldı. Üçüncü beytin ilk dizesi kalıptan iki, dördüncü beytin ilk dizesi bir hece eksik dizilmiş; hiçbirine ekleme yapılmadı. Dördüncü beyitteki “mavtın” bozuk görünüyor — beytin gurbet bağlamı “mevtin” okunuşunu destekliyor, ama dizeye dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNükhet-i zülfüñ verince câna bûy-ı nev-bahâr
Nükhet-i zülfüñ verince câna bûy-ı nev—bahâr
Recaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

geşt

Gezinti, dolaşma

ser-i kûy

Sevgilinin oturduğu mahallenin başı

şâyeste

Lâyık, yaraşır

sîne-figâr

Göğsü yaralı, bağrı paralanmış

dil-hâh

Gönlün istediği şey

mehcûr-ı diyâr

Memleketinden ayrı düşmüş

nüsha-ı fazl

Fazilet kitabı; erdemin ta kendisi

pesendîde-şi'âr

Tavrı, gidişatı beğenilen