Cûyân olarak kûyunu âvâreleriz biz
Divan şiirinin alışılmış "ben"i yerine bir topluluk konuşur: her beyit "biz" diye imzalanır. Dünya nimetini reddeden bu topluluk, perdeleri yırtan Mûsâ'lar ile bir bakışa razı olan âşıklar arasında gider gelir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
olarak kûyunu âvâreleriz biz
Bî-rûh gezer bir süri bî-çâreleriz biz
1Senin mahalleni arayarak dolaşan avareleriz biz;
2ruhsuz gezen bir sürü çaresiziz biz.
- 2
Mihnetle olur sâgarımız kâse-i
Gamdan dilimiz âh nice âreleriz biz
1Sıkıntıyla kadehimiz zehir dolu bir çanağa döner;
2gamdan gönlümüz, ah, nice yaralarız biz.
Kadehin zehir çanağına dönüşmesi, bezm sevincinin tersyüz edilmiş hâlidir: içilir ama şifa vermez. İkinci dizede kaynak "âreleriz" yazar; kafiyenin öbür ayakları (âvâre, bî-çâre, pâre, nezzâre) bunun "yâreleriz" olması gerektiğini düşündürür, dize yine de aynen bırakıldı.
- 3
Meyl eylemeyiz ni'met-i elvân-ı fenâya
Hicriñle bu âlemde ki gam-hâhlarız biz
1Fâni dünyanın rengârenk nimetlerine meyletmeyiz;
2senin ayrılığınla bu âlemde gam isteyenleriz biz.
"Gam-hâh" gam isteyen demektir; acı burada katlanılan değil talep edilen bir şeydir. Beyit dünya nimetlerini reddederken yerine bir başka nimet koymaz, doğrudan hicranı seçer. Kaynak bu beyitte gazelin "-âreleriz" düzeninden çıkıp "gam-hâhlarız" der ve kafiye kırılır.
- 4
Mûsâ'larıyız tûr-ı tecellâ-yı cemâliñ
Sad perde olsa yine pâreleriz biz
1Cemâlinin tecelli Tûr'unun Mûsâ'larıyız;
2yüz perde engel olsa yine de yırtar geçeriz biz.
Mûsâ tek bir peygamberken burada çoğullanır: gazelin baştan beri kurduğu topluluk fikri kutsal örneğe kadar taşınır. "Pâre" parçalamak demek; tecellinin önündeki perdeler beklenecek değil yırtılacak şeylerdir. Beyit gazelin en iddialı yeridir.
- 5
Bülbül gibi mahrem degiliz bâg-ı cemâle
Bir dem ruhuña ka'il-i nezzâreleriz biz
1Bülbül gibi güzellik bahçesinin mahremi değiliz;
2yanağına bir an bakmaya razı olanlarız biz.
Bülbül gülün yanı başındadır, konuşan topluluk ise dışarıda kalmıştır ve tek istediği bir anlık bakıştır. "Ka'il-i nezzâre" bakışa razı demek. Perdeleri yırtan önceki beyitten sonra gelen bu alçalma, gazelin içinde bilinçli bir iniş çizgisi kurar.
- 6
Ekrem gibi -i ikbâl-i cihânız
Âh eyleyerek bahtımızı kareleriz biz
1Ekrem gibi, dünya ikbaline âfet erişmişleriz;
2ah ederek bahtımızı karartırız biz.
Makta mahlası bir örnek olarak kullanır: "Ekrem gibi" diyerek şair kendini topluluğun içinden çıkarıp ona ölçü yapar. "Kareleriz" karartırız demektir ve âh dumanının bahtı karartması klişesine yeni bir şey ekler: talihsizlik başa gelmez, âşığın kendi eliyle yapılır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142868 numaralı sürüm esas alındı; baştaki "İbtidâ-yı Gazeliyyât" bölüm künyesi alınmadı, kalan on iki dize altı beyte bölündü. İki yerde kaynağın kafiye düzeni bozuk: ikinci beyitte "âreleriz" (büyük olasılıkla "yâreleriz" yazılacakken bir harf düşmüş) ve üçüncü beyitte redifi tutmayan "gam-hâhlarız biz". İkisi de düzeltilmeden bırakıldı; ikinci beytin günümüz Türkçesi karşılığı kafiyeden okunan tahmine göre verildi. "Hicriñle", "ruhuña", "cemâliñ" yazımlarındaki geniz n'si korundu. Mahlas "* Ekrem *" biçiminde yıldızlıdır; yıldızlar atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazel birinci çoğul şahısla açılır; divan şiirinde âşık genellikle tek başına konuşurken burada bir kalabalık söz alır. "Cûyân" arayan demek ve arayış bir eylem olmaktan çıkıp kimliğe dönüşmüştür. Redifteki "biz" her beytin sonunda bu topluluğu yeniden imzalar.