Nagme-senc-i âh u efgân oldugum demdir bu dem
Her beyti “olduğum demdir bu dem” diye biten, ânı tekrar tekrar işaretleyen bir gazel. Feryat, hicran köşesi, pîrin eşiği ve irfan meydanı aynı âna yığılır; kapanışta şair kendini hüner ehli arasında at süren tek kişi ilan eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i âh u efgân oldugum demdir bu dem
u olduğum demdir bu dem
1Âh ile feryadı nağme gibi tartıp söylediğim vakittir bu vakit;
2ayak vurup el salladığım vakittir bu vakit.
- 2
-ı derd-i hicrinden ne arz etsem aceb
Azim-i ser-kûy-ı cânân olduğum demdir bu dem
1Ayrılık derdinin hasılatından ne sunsam şaşılır mı;
2cananın sokak başına yöneldiğim vakittir bu vakit.
“Hâsılât” bir ticaret kelimesidir, gelir demektir; şair ayrılıktan kazandıklarını defter gibi sunmaya hazırlanıyor. Ödeme yeri de belli: sevgilinin sokağı. Beyit hicranı zarar değil sermaye sayıyor, ikinci dize o sermayenin harcanacağı ânı gösteriyor.
- 3
Kaydım olmaz olsa da zîr ü zeber dünyâ eger
Zîr-i pây-ı hamda mihmân oldugum demdir bu dem
1Dünya altüst olsa da kaygım olmaz;
2küpün dibinde konuk olduğum vakittir bu vakit.
Dünyanın altının üstüne gelmesiyle küpün dibine çökmek aynı beyitte karşılaşınca “zîr” iki kez, iki ayrı yönde çalışıyor: önce yıkımın, sonra sığınağın alt tarafı. Kaynakta “hamda” yazılan kelime, rindâne bağlam gereği şarap küpü, yani “hum” okundu.
- 4
Bezm-i pür-âheng-i vasl-ı yâr gelmez hâtıra
Nâle-kâr-ı -i hicrân oldugum demdir bu dem
1Yârin âhenkle dolu kavuşma meclisi hatıra bile gelmez;
2hicran köşesinin iniltici sakini olduğum vakittir bu vakit.
Beyit iki mekânı karşı karşıya koyuyor: çalgılı kavuşma meclisi ile ayrılığın köşesi. Şair birincisini hatırlamayı bile reddediyor, çünkü redif ânı seçmesini istiyor. “Künc” tasavvuf edebiyatında inzivanın adıdır; inilti yalnızlığın müziği oluyor.
- 5
Rûzgâra hükmeder mahviyyet-i mihriyle dil
Âlem-i aşka Süleymân oldugum demdir bu dem
1Gönül, sevgisinin alçakgönüllülüğüyle rüzgâra hükmeder;
2aşk âleminde Süleyman olduğum vakittir bu vakit.
Süleyman'ın rüzgâra hükmetmesi Kur'an'dan gelen bir motiftir; beyit onu ters yönden kuruyor, çünkü hükmü veren güç değil mahviyettir. “Rûzgâr” hem yel hem zaman demek: kendini yok sayan gönül aynı anda havaya ve içinde yaşadığı devre söz geçirmiş oluyor.
- 6
Eylesem erbâb-ı câha arz-ı n'ola
-ı pîre der-bân olduğum demdir bu dem
1Makam sahiplerine ihtiyaçsızlığımı göstersem ne olur;
2pîrin eşiğine kapıcı olduğum vakittir bu vakit.
Rütbe karşılaştırması açık: mevki sahiplerine karşı istiğna, pîrin kapısında kapıcılıkla ödeniyor. Beyit alçalmayı yükselme sayan tarikat mantığını izliyor. Ömrü devlet kalemlerinde ve mekteplerde geçmiş bir şairde bu istiğna ayrıca anlam kazanıyor.
- 7
Var mı erbâb-ı hünerden Ekremâ esbin sürer
-i meydân-ı irfân olduğum demdir bu dem
1Ey Ekrem, hüner ehli arasında atını sürecek var mı;
2irfan meydanının süvarisi olduğum vakittir bu vakit.
Gazel bir fahriye ile kapanıyor ve mahlas “Ekremâ” biçiminde, kendine seslenen bir ünlemle geliyor. Meydan, at ve süvari sözleri irfanı bir cirit alanına çeviriyor; şair meydan okurken ölçüyü hüner ehliyle sınırlayıp yarışı kendi sahasında açıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142888 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in Kafiye-i Mim bölümünün yedinci gazeli. Sayfa başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlasın yıldızları atıldı. Üç dize remel kalıbını eksik dolduruyor: matlaın ikinci dizesi iki, dördüncü ve beşinci beyitlerin ilk dizeleri birer hece kısa. Redif kelimesi kaynakta bir tutarsız: yedi dizenin dördü “olduğum”, üçü “oldugum” yazılmış; ikisi de olduğu gibi bırakıldı. Üçüncü beyitteki “zîr-i pây-ı hamda” bozuk görünüyor — beytin rindâne bağlamı şarap küpü demek olan “hum” okunuşunu destekliyor ve günümüz karşılığı buna göre verildi, dizeye dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif her beytin sonunda aynı ânı yeniden ilan ederek gazele bir zaman ısrarı veriyor: anlatılan şey geçmiş değil, tam şu andır. “Nagme-senc” feryadı ölçüp biçen demek; ikinci dizedeki ayak vurma ile el salma semâ hareketleridir, yani inleme bir raksa bağlanıyor.