DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Ne esti bâd-ı sabâ hod ne nev-bahâr oldu
Gazel · 19. yüzyıl

Ne esti bâd-ı sabâ hod ne nev-bahâr oldu

Kaynakta nâ-tamâm kaydıyla duran dört beyitlik bir gazel. Bahar gelmeden inleyen bir gönülle açılıyor, gam sonbaharının boşalttığı bir bahçeden geçiyor ve sebebi en sona saklıyor: sevgilinin salınan boyu.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ne esti hod ne nev-bahâr oldu

    Gönül yere bülbül-misâl oldu

    1Ne saba rüzgârı esti ne de yeni bahar geldi;

    2gönül boşuna, bülbül gibi inleyip durdu.

    Matla iki olumsuzla açılıyor ve inlemenin gerekçesini baştan siliyor: bahar yok, rüzgâr yok, yani bülbülün ötmesi için ortada hiçbir sebep yok. “Tehî yere” boşuna demek; şikâyet böylece dış dünyaya değil, gönlün kendi işleyişine yöneliyor. Bu dize kaynakta bir hece eksik dizilmiştir.

  2. 2

    O rütbe eyledi gam tâb ü tâkatim ber-bâd

    Ten-i nizârıma rûh-ı latîf bâr oldu

    1Gam gücümü ve takatimi öyle bir yıktı ki

    2zayıf bedenime o incecik ruh bile yük oldu.

    Beytin bütün etkisi son kelimede toplanıyor: ruh, maddesi olmayan şey, bir yüke dönüşüyor. “Latîf” hafif ve ince demek; şair en hafif olanı bile taşıyamadığını söyleyerek zayıflığı ölçülebilir hâle getiriyor. Bu dize de kaynakta bir hece eksik dizilmiştir.

  3. 3

    Hazân-ı gamla ne gül kaldı ne çemen ne

    Kazâ-yı gülşen-i âlem harâbe- oldu

    1Gam sonbaharıyla ne gül kaldı ne çimen ne bülbül;

    2âlem gülbahçesine gelen kaza orayı bir viranelik yaptı.

    İlk dize üç “ne” ile bahçeyi tek tek boşaltıyor: önce çiçek, sonra zemin, sonra ses. Geriye yalnız harabe kalıyor. “Hazân-ı gam” tamlaması mevsimi duyguya bağlıyor; yaprak döken şey hava değil kederdir. Matladaki “bahar yok” hükmü burada bir manzaraya dönüşmüş oluyor.

  4. 4

    -ı kaddine -i hasret olup

    Bütün bütün dil-i âvâre oldu

    1Boyunun salınışını hasretle ölçüp seyre dalınca

    2avare gönül büsbütün kararsız kaldı.

    Gazel son beyitte sebebi açıklıyor: bahar da bülbül de bahaneymiş, asıl olan sevgilinin yürüyüşü. “Nezzâre-senc” bakışı tartan demektir; seyretmek burada bir ölçme işine dönüşüyor. Salınan boy ile kararsız gönül arasında bir hareket eşleşmesi var — biri sallandıkça öteki duramıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142922 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı ile kitabın “Nâ-tamâm” kaydı metne alınmadı — bu kayıt gazelin dört beyitte bırakılmış olarak basıldığını gösterir, metinde kesik dize yoktur. Birinci ve ikinci beyitlerin ikinci mısraları (“Gönül tehî yere bülbül-misâl zâr oldu”, “Ten-i nizârıma rûh-ı latîf bâr oldu”) müctes kalıbına göre birer hece eksik dizilmiş; tamamlanmadı, olduğu gibi bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNefha-güsterdir Dile Bûy-ı Cünûn-ârâ-yı Dost
Nefha-güsterdir dile bûy-ı cünûn-ârâ-yı dost
Recaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

bâd-ı sabâ

Doğudan esen, haber getiren tatlı rüzgâr

tehî

Boş

zâr

İnleyen; inleme

nizâr

Zayıf, cılız

hezâr

Bülbül

hırâm

Salınarak yürüme

nezzâre-senc

Bakışı tartan, dikkatle seyreden

bî-karâr

Kararsız, duramayan