Ne esti bâd-ı sabâ hod ne nev-bahâr oldu
Kaynakta nâ-tamâm kaydıyla duran dört beyitlik bir gazel. Bahar gelmeden inleyen bir gönülle açılıyor, gam sonbaharının boşalttığı bir bahçeden geçiyor ve sebebi en sona saklıyor: sevgilinin salınan boyu.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ne esti hod ne nev-bahâr oldu
Gönül yere bülbül-misâl oldu
1Ne saba rüzgârı esti ne de yeni bahar geldi;
2gönül boşuna, bülbül gibi inleyip durdu.
- 2
O rütbe eyledi gam tâb ü tâkatim ber-bâd
Ten-i nizârıma rûh-ı latîf bâr oldu
1Gam gücümü ve takatimi öyle bir yıktı ki
2zayıf bedenime o incecik ruh bile yük oldu.
Beytin bütün etkisi son kelimede toplanıyor: ruh, maddesi olmayan şey, bir yüke dönüşüyor. “Latîf” hafif ve ince demek; şair en hafif olanı bile taşıyamadığını söyleyerek zayıflığı ölçülebilir hâle getiriyor. Bu dize de kaynakta bir hece eksik dizilmiştir.
- 3
Hazân-ı gamla ne gül kaldı ne çemen ne
Kazâ-yı gülşen-i âlem harâbe- oldu
1Gam sonbaharıyla ne gül kaldı ne çimen ne bülbül;
2âlem gülbahçesine gelen kaza orayı bir viranelik yaptı.
İlk dize üç “ne” ile bahçeyi tek tek boşaltıyor: önce çiçek, sonra zemin, sonra ses. Geriye yalnız harabe kalıyor. “Hazân-ı gam” tamlaması mevsimi duyguya bağlıyor; yaprak döken şey hava değil kederdir. Matladaki “bahar yok” hükmü burada bir manzaraya dönüşmüş oluyor.
- 4
-ı kaddine -i hasret olup
Bütün bütün dil-i âvâre oldu
1Boyunun salınışını hasretle ölçüp seyre dalınca
2avare gönül büsbütün kararsız kaldı.
Gazel son beyitte sebebi açıklıyor: bahar da bülbül de bahaneymiş, asıl olan sevgilinin yürüyüşü. “Nezzâre-senc” bakışı tartan demektir; seyretmek burada bir ölçme işine dönüşüyor. Salınan boy ile kararsız gönül arasında bir hareket eşleşmesi var — biri sallandıkça öteki duramıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142922 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı ile kitabın “Nâ-tamâm” kaydı metne alınmadı — bu kayıt gazelin dört beyitte bırakılmış olarak basıldığını gösterir, metinde kesik dize yoktur. Birinci ve ikinci beyitlerin ikinci mısraları (“Gönül tehî yere bülbül-misâl zâr oldu”, “Ten-i nizârıma rûh-ı latîf bâr oldu”) müctes kalıbına göre birer hece eksik dizilmiş; tamamlanmadı, olduğu gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nefha-güsterdir dile bûy-ı cünûn-ârâ-yı dostRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel→
Matla iki olumsuzla açılıyor ve inlemenin gerekçesini baştan siliyor: bahar yok, rüzgâr yok, yani bülbülün ötmesi için ortada hiçbir sebep yok. “Tehî yere” boşuna demek; şikâyet böylece dış dünyaya değil, gönlün kendi işleyişine yöneliyor. Bu dize kaynakta bir hece eksik dizilmiştir.