Şol kadar göstermemiştir bana devran gönlünü
Beş beyit boyunca “gönlünü” redifi hep bir başkasının gönlünü işaret ediyor. Şair o gönlü görünmez, gizlenmiş ve ele geçmez sayıyor; kendini nisan yağmurunu ağzı açık bekleyen bir sadefe benzetip beklemeyi bir hâl olarak anlatıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Şol kadar göstermemiştir bana gönlünü
Kim sanurdum görmek olmaz -i insan gönlünü
1Devran bana gönlünü o kadar göstermemiştir ki
2insan gözünün gönlü görmesi imkânsız sanırdım.
- 2
Bilmezem kim bu cihân içre vücûdu yok mudur
Yoksa vardır benden kıldı gönlünü
1Bilmiyorum: bu cihanda gönlün bir varlığı yok mu,
2yoksa var da felek onu benden mi gizledi?
Beyit iki ihtimali yan yana koyuyor: ya gönlün bu cihanda bir varlığı yoktur, ya vardır da felek onu saklamıştır. İkinci ihtimal kabahati şairden alıp çerhe yüklüyor. “Pinhan” kelimesi görünmezliği bir yokluk olarak değil, birinin yaptığı bir gizleme işi olarak tarif ediyor.
- 3
Ey aceb kadir olub bir gün giyem mi ben anı
Kaddi kendi câna ol can gönlünü
1Acaba gücüm yeter de bir gün onu giyebilir miyim:
2boyu yüce, kendi güzel; o canın cana verdiği gönlü.
Dilek bir giysi mecazıyla kuruluyor: gönül, giyilebilir bir şey sayılıyor. “Kaddi bâlâ” ve “zîbâ” sevgilinin boyunu ve güzelliğini anarken dizedeki “câna ol can” tekrarı, istenen şeyin bir nesne değil bir can olduğunu söylüyor. Cümle de bu yüzden soru kipinde asılı kalıyor.
- 4
Berr-ü bahr içre vâr intizâr üzre durub
Ağzım açup gözedirem gönlünü
1Karada ve denizde sadef, bekleyiş üzere durur;
2ben de ağzımı açıp nisan yağmurunun gönlünü gözlerim.
Sadefin nisan yağmurunu ağzı açık beklemesi ve düşen damladan inci olması klasik şiirin yerleşik mazmunudur. Şair kendini o sadefin yerine koyuyor: beklemek edilgen bir hâl değil, bir üretim şartı oluyor. Berr ile bahr ikilisi de beklemeyi karaya ve denize, yani her yere yayıyor.
- 5
Rûm’a şâh u pâdişâh olmuşca hurrem oluram
Beni asdarven çıkarup kılsa ihsan gönlünü
1Rum ülkesine şah ve padişah olmuşçasına sevinirim,
2beni astırıp da gönlünü çıkarıp bağışlasa.
Kapanış bir değiş tokuş öneriyor: canı pahasına da olsa o gönlü alsa kârlı sayacak. Rum'a padişah olmak dünyevî mertebenin en üstü olarak anılıp gönlün karşısına konuyor. İkinci dizedeki “asdarven” kaynakta böyle dizilmiş; okunuşu çıkarılamadı, verilen karşılık bir denemedir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144473 numaralı sürüm esas alındı. Kaynakta ayrı bir başlık yok, ilk dize başlık yapıldı; Ergun'un tanıtım düzyazısı ve oraya Lâtifî'den aktardığı kalender beyitleri metne alınmadı, geriye on dize, yani beş beyit kaldı. Beşinci beyitteki “asdarven” kaynakta böyle dizilmiş ve okunuşu çıkarılamadı; düzeltilmedi, günümüz Türkçesi sütunundaki karşılık bir okuma denemesidir ve bu, o birimin yorumunda da söylendi. “Berr-ü bahr”, “sadef vâr”, “gözedirem”, “oluram” yazımlarına dokunulmadı. Ölçü baştan sona remel: Fâilâtün · Fâilâtün · Fâilâtün · Fâilün.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazel bir sitemle açılıyor: devran gönlünü o kadar az göstermiş ki şair, insan gözünün gönlü görebileceğine inanmaz olmuş. “Gönlünü” redifi beş beyit boyunca hep bir başkasının gönlü olarak kalacak; ilk beyit o gönlü daha baştan görülmez ilan ediyor.