Dilberâ hicrinle gözlerim nemdir
Âşık, ayrılık yüzünden ağlarken sevgilinin dudağını dertlilere ilaç sayar ve yüzündeki örtünün kalkmasını ister. Güzelliğe güvenmenin geçiciliğini hatırlatan şiir, aşkın delilik değil bir yol ve erkân olduğunu savunur; Ömer’e düşen pay yine derttir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dilberâ hicrinle gözlerim nemdir
Hasta dil uşşâka leplerin emdir
1Ey güzel, ayrılığınla gözlerim nemlidir;
2hasta gönüllü âşıklara dudakların ilaçtır.
- 2
Anınçün eylerim âhı bir yüzden
Bûseler atâ kıl gâhi bir yüzden
1Bu yüzden tek bir yönden ah ederim;
2arada bir, yüzünden öpücükler bağışla.
Ahın ‘bir yüzden’ gelmesi hem sebep hem yüz imgesine açılır. Âşık büyük bir kavuşma değil, arada bir verilecek küçük bir yakınlık ister; talebin ölçülülüğü mahrumiyeti belirginleştirir. Arada bir istenen buse, talebin küçüklüğüyle yoksunluğun büyüklüğünü açığa çıkarır; âşık sürekli kavuşmadan bile söz edemez.
- 3
Bilmezem ki böyle nedir hicâbın
Def’eyle vechinden zülf-i nikabın
1Bu perdenin nedenini bilmiyorum;
2yüzünden saç örtüsünü kaldır.
Saç, sevgilinin yüzünde nikap gibi duran bir perdeye dönüşür. Konuşan bu gizlenmenin nedenini bilemez; isteği yüzün bütünüyle açılması ve belirsiz hicabın sona ermesidir. Saçın nikap oluşu yüzü hem görünür hem erişilmez tutar; kaldırma buyruğu, âşığın bu yarım görünüşe razı olmadığını belirtir.
- 4
Mubârek dehandan gelmez cevâbın
Seyretsin âşıklar mâhı bu yüzden
1Kutlu ağzından cevap gelmiyor;
2âşıklar ay gibi yüzünü seyretsin.
Cevapsız ağız ile seyredilmek istenen ay yüzü aynı bedende birleşir. Sevgili görünür fakat konuşmaz; görsel yakınlık ile sözlü uzaklık arasındaki gerilim âşığın bekleyişini sürdürür. Konuşmayan ağız ile seyredilen ay yüzü yan yana gelince, sevgilinin sessizliği görsel yakınlığı gerçek bir karşılığa dönüştürmez.
- 5
Cemâl ile gurûr etme cihâne
Nice şehzâdeler düşüp külhane
1Güzelliğinle dünyaya karşı gururlanma;
2nice şehzadeler düşüp külhana kaldı.
Güzellik karşısındaki gurur, külhana düşen şehzadeler örneğiyle sınanır. Soy ve iktidar bile zamanın düşürücü hareketinden korunamaz; öğüt sevgiliyi fanilik bilincine çağırır. Külhana düşen şehzadeler, güzellik ve mevki gururunun zaman karşısında aynı kırılganlığa sahip olduğunu somutlaştırır.
- 6
Bilirsin devreder âhır zamâne
Terkeder ikbâl ü câhı bu yüzden
1Bilirsin, zaman sonunda döner;
2talih ile makam bu yüzden insanı terk eder.
Dönen zaman ikbal ve makamı kalıcı olmaktan çıkarır. Şiir, sevgilinin bugünkü üstünlüğünün talihin geçici bağışı olduğunu söyler; dünyevi mevki aşkın üstünde bir güvence değildir. İkbal ile câhın terk edişi, sevgiliye bugün verilen üstünlüğün kalıcı hak değil feleğin geçici dönüşü olduğunu hatırlatır.
- 7
Aşk değil mi bizi dîvâne kılan
Günahkâr mı olur ehl-i aşk olan
1Bizi divaneye çeviren aşk değil midir?
2Aşk ehli olan kişi günahkâr mı sayılır?
İki soru aşkın delilik ve günah sayılmasına itiraz eder. Konuşan aşkın dönüştürücü gücünü kabul eder, fakat aşk ehlinin ahlaki bakımdan suçlanmasını sorgular ve hükmü açık bırakır. Aşkı delilik ve günahla sorgulayan iki soru, dışarıdan verilen hükmü kabul etmez; âşığın dönüşümü suç sayılmadan açıkta bırakılır.
- 8
Bana dahleylemez sevdiğim bilen
Gözleriz erkân-ı râhı bu yüzden
1Sevdiğimi bilen bana müdahale etmez;
2biz bu yolun usulünü gözetiriz.
Dahleylemez geniş zamanı bir iktidar veya yeterlik hükmü değil gerçekleşmeyen müdahale olarak aktarılır. Sevginin bilinmesi başkasını güçsüz bırakmaz; kaynak yalnız müdahalenin yapılmadığını yol erkânına bağlar.
- 9
Der ki Âşık Ömer her halden yana
Dehre mağrûr olma azîzim sana
1Âşık Ömer her hâlden yana der ki:
2‘Dünyaya karşı gururlanma, azizim; sana...’
İkinci dizedeki sana öğesi sessizce düşürülmez; hitap ilişkisi tamamlanmadığından modern satır açık uçlu bırakılır. Öğüt dünyaya karşı gururu reddeder, fakat sonda kalan sana yüzeyi muhatap bağını kesin bir cümleye kapatmayı engeller.
- 10
Nasîb olan derd ü elemdir bana
Felek seyrettirir câhı bu yüzden
1Bana düşen pay dert ve elemdir;
2talih, makamı insana bu yüzden seyrettirir.
Dert ve elem konuşanın nasibi, makam ise feleğin kısa süre gösterdiği bir manzaradır. Son dize, ikbalin sahip olunan bir şey değil yalnızca seyrettirilen geçici bir görüntü olduğunu düşündürür. Nasipteki dert ile yalnız seyrettirilen makam karşılaşınca, kalıcı olanın ikbal değil âşığın taşıdığı elem olduğu anlaşılır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.102 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.102, PDF 154–155; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. Basılı aparat: U8–U9 kip ve kaynakta kalan sana öğesi kaynağa bağlı kalınarak onarıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dilberâ hüsnüne meftûn edeli bu cânı senÂşık Ömer · Şiir→
Gözyaşı ile dudak ilacı ilk iki dizede karşı karşıya getirilir. Ayrılık bedeni nemlendirirken sevgilinin dudağı yalnız haz değil hasta âşıklar için şifa kaynağı olarak kurulur. Nemlenen göz ile ilaç sayılan dudak arasındaki karşıtlık, hastalığın da umulan şifanın da sevgili çevresinde kurulduğunu gösterir.