DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Dilberâ hicrinle gözlerim nemdir
Şiir · 17. yüzyıl

Dilberâ hicrinle gözlerim nemdir

Âşık, ayrılık yüzünden ağlarken sevgilinin dudağını dertlilere ilaç sayar ve yüzündeki örtünün kalkmasını ister. Güzelliğe güvenmenin geçiciliğini hatırlatan şiir, aşkın delilik değil bir yol ve erkân olduğunu savunur; Ömer’e düşen pay yine derttir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Dilberâ hicrinle gözlerim nemdir

    Hasta dil uşşâka leplerin emdir

    1Ey güzel, ayrılığınla gözlerim nemlidir;

    2hasta gönüllü âşıklara dudakların ilaçtır.

    Gözyaşı ile dudak ilacı ilk iki dizede karşı karşıya getirilir. Ayrılık bedeni nemlendirirken sevgilinin dudağı yalnız haz değil hasta âşıklar için şifa kaynağı olarak kurulur. Nemlenen göz ile ilaç sayılan dudak arasındaki karşıtlık, hastalığın da umulan şifanın da sevgili çevresinde kurulduğunu gösterir.

  2. 2

    Anınçün eylerim âhı bir yüzden

    Bûseler atâ kıl gâhi bir yüzden

    1Bu yüzden tek bir yönden ah ederim;

    2arada bir, yüzünden öpücükler bağışla.

    Ahın ‘bir yüzden’ gelmesi hem sebep hem yüz imgesine açılır. Âşık büyük bir kavuşma değil, arada bir verilecek küçük bir yakınlık ister; talebin ölçülülüğü mahrumiyeti belirginleştirir. Arada bir istenen buse, talebin küçüklüğüyle yoksunluğun büyüklüğünü açığa çıkarır; âşık sürekli kavuşmadan bile söz edemez.

  3. 3

    Bilmezem ki böyle nedir hicâbın

    Def’eyle vechinden zülf-i nikabın

    1Bu perdenin nedenini bilmiyorum;

    2yüzünden saç örtüsünü kaldır.

    Saç, sevgilinin yüzünde nikap gibi duran bir perdeye dönüşür. Konuşan bu gizlenmenin nedenini bilemez; isteği yüzün bütünüyle açılması ve belirsiz hicabın sona ermesidir. Saçın nikap oluşu yüzü hem görünür hem erişilmez tutar; kaldırma buyruğu, âşığın bu yarım görünüşe razı olmadığını belirtir.

  4. 4

    Mubârek dehandan gelmez cevâbın

    Seyretsin âşıklar mâhı bu yüzden

    1Kutlu ağzından cevap gelmiyor;

    2âşıklar ay gibi yüzünü seyretsin.

    Cevapsız ağız ile seyredilmek istenen ay yüzü aynı bedende birleşir. Sevgili görünür fakat konuşmaz; görsel yakınlık ile sözlü uzaklık arasındaki gerilim âşığın bekleyişini sürdürür. Konuşmayan ağız ile seyredilen ay yüzü yan yana gelince, sevgilinin sessizliği görsel yakınlığı gerçek bir karşılığa dönüştürmez.

  5. 5

    Cemâl ile gurûr etme cihâne

    Nice şehzâdeler düşüp külhane

    1Güzelliğinle dünyaya karşı gururlanma;

    2nice şehzadeler düşüp külhana kaldı.

    Güzellik karşısındaki gurur, külhana düşen şehzadeler örneğiyle sınanır. Soy ve iktidar bile zamanın düşürücü hareketinden korunamaz; öğüt sevgiliyi fanilik bilincine çağırır. Külhana düşen şehzadeler, güzellik ve mevki gururunun zaman karşısında aynı kırılganlığa sahip olduğunu somutlaştırır.

  6. 6

    Bilirsin devreder âhır zamâne

    Terkeder ikbâl ü câhı bu yüzden

    1Bilirsin, zaman sonunda döner;

    2talih ile makam bu yüzden insanı terk eder.

    Dönen zaman ikbal ve makamı kalıcı olmaktan çıkarır. Şiir, sevgilinin bugünkü üstünlüğünün talihin geçici bağışı olduğunu söyler; dünyevi mevki aşkın üstünde bir güvence değildir. İkbal ile câhın terk edişi, sevgiliye bugün verilen üstünlüğün kalıcı hak değil feleğin geçici dönüşü olduğunu hatırlatır.

  7. 7

    Aşk değil mi bizi dîvâne kılan

    Günahkâr mı olur ehl-i aşk olan

    1Bizi divaneye çeviren aşk değil midir?

    2Aşk ehli olan kişi günahkâr mı sayılır?

    İki soru aşkın delilik ve günah sayılmasına itiraz eder. Konuşan aşkın dönüştürücü gücünü kabul eder, fakat aşk ehlinin ahlaki bakımdan suçlanmasını sorgular ve hükmü açık bırakır. Aşkı delilik ve günahla sorgulayan iki soru, dışarıdan verilen hükmü kabul etmez; âşığın dönüşümü suç sayılmadan açıkta bırakılır.

  8. 8

    Bana dahleylemez sevdiğim bilen

    Gözleriz erkân-ı râhı bu yüzden

    1Sevdiğimi bilen bana müdahale etmez;

    2biz bu yolun usulünü gözetiriz.

    Dahleylemez geniş zamanı bir iktidar veya yeterlik hükmü değil gerçekleşmeyen müdahale olarak aktarılır. Sevginin bilinmesi başkasını güçsüz bırakmaz; kaynak yalnız müdahalenin yapılmadığını yol erkânına bağlar.

  9. 9

    Der ki Âşık Ömer her halden yana

    Dehre mağrûr olma azîzim sana

    1Âşık Ömer her hâlden yana der ki:

    2‘Dünyaya karşı gururlanma, azizim; sana...’

    İkinci dizedeki sana öğesi sessizce düşürülmez; hitap ilişkisi tamamlanmadığından modern satır açık uçlu bırakılır. Öğüt dünyaya karşı gururu reddeder, fakat sonda kalan sana yüzeyi muhatap bağını kesin bir cümleye kapatmayı engeller.

  10. 10

    Nasîb olan derd ü elemdir bana

    Felek seyrettirir câhı bu yüzden

    1Bana düşen pay dert ve elemdir;

    2talih, makamı insana bu yüzden seyrettirir.

    Dert ve elem konuşanın nasibi, makam ise feleğin kısa süre gösterdiği bir manzaradır. Son dize, ikbalin sahip olunan bir şey değil yalnızca seyrettirilen geçici bir görüntü olduğunu düşündürür. Nasipteki dert ile yalnız seyrettirilen makam karşılaşınca, kalıcı olanın ikbal değil âşığın taşıdığı elem olduğu anlaşılır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.102 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.102, PDF 154–155; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. Basılı aparat: U8–U9 kip ve kaynakta kalan sana öğesi kaynağa bağlı kalınarak onarıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGüzelliğine Tutkun Edeli
Dilberâ hüsnüne meftûn edeli bu cânı sen
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hicr

Ayrılık.

uşşâk

Âşıklar.

em

İlaç, merhem.

hicâb

Örtü, perde; utanma.

nikab

Yüz örtüsü.

külhan

Hamam ocağı; düşkünlük yeri imgesi.

câh

Makam, itibar.

erkân-ı râh

Yolun kuralları ve usulleri.