Güzelliğine Tutkun Edeli
Sevgilinin önce merhamet ve sadakat görüntüsü verip sonra yeminlerini unutmasını anlatan şiir, kölelikten azada uzanan çözüm arayışlarını reddedilmiş hizmet duygusuyla sıralar ve sonunda aynı ayrılık ateşini sevgiliye diler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dilberâ hüsnüne meftûn edeli bu cânı sen
Bir aceb âteş-i sevdâya düşürdüm teni ben
1Ey sevgili, sen bu canı güzelliğine tutkun ettiğinden beri,
2Ben bedenimi şaşırtıcı bir sevda ateşine düşürdüm.
- 2
Bilmedim böyle vefâsız olacağın ezelî
Merhamet sâhibi cânan sanur idim seni ben
1Ezelden böyle vefasız olacağını bilemedim.
2Ben seni merhamet sahibi bir sevgili sanırdım.
Şair sevgilinin vefasızlığını ezelden bilemediğini, onu merhametli sandığını söyler. Bugünkü bilgiyle geçmişteki güven karşılaştırılır; aşk acısı aynı zamanda yanlış tanımanın hayal kırıklığıdır.
- 3
Ben ederken ser-i kûyinde müdâm âh ü enîn
Sen görüp şefkat ile eylemedin gamdan emîn
1Ben mahallende sürekli ah edip inlerken,
2Sen görüp de şefkatle beni gamdan kurtarmadın.
Mahalle başında süren ah ve inilti sevgilinin gözünün önündedir. Buna rağmen şefkatle gamdan kurtarılmamak, bilgisizlik mazeretini ortadan kaldırır ve vefasızlığı bilinçli ilgisizlik hâline getirir.
- 4
Ahd ü peymânı unuttun mu kani bunca yemin
Seninim deyu riyâkârlık ederdin kani sen
1Sözünü ve yeminini unuttun mu; bunca ant nerede?
2“Seninim” diyerek ikiyüzlülük ederdin; hani sen?
Unutulan sözler ve çok sayıdaki yemin doğrudan sorgulanır. “Seninim” sözü geçmişte yakınlık vaat etmişken şimdi riya diye adlandırılır; konuşma ile davranış arasındaki kopuş şiirin temel suçlamasıdır.
- 5
Nice bir harc edeyim nakdi firâkın yoluna
Yâ nice bir sitemin mihnetine sabroluna
1Ayrılık sermayesini daha ne kadar yoluna harcayayım?
2Bunca eziyetin sıkıntısına daha nasıl sabredilsin?
Ayrılık bir sermaye gibi sürekli harcanır, sitem ise sabrın sınırını sorar. Kâfirin bile kuluna yapmayacağı eziyet benzetmesi, sevgilinin davranışını alışılmış sertliğin ötesine taşır.
- 6
Bana ettiklerini etmedi kâfir kuluna
Tâ ölünce unudur muyum efendi anı ben
1Bana yaptıklarını kâfir bile kuluna yapmadı.
2Efendim, ben bunu ölünceye dek unutur muyum?
Şair gördüğü muameleyi ölümüne kadar unutmayacağını söyler. Bu hafıza, geçici öfke değil kalıcı kayıt işlevi görür; sevgiliye “efendim” diye seslenmeye devam etmesi bağlılık ile kırgınlığı yan yana tutar.
- 7
Yaramadımsa eğer hizmete yâdeyle beni
Ver kulumdur deyu dellâla eyle beni
1Hizmetine yaramadıysam beni bir yabancı say.
2“Kulumdur” deyip tellalla beni açık artırmaya çıkar.
Hizmete yaramıyorsa yabancı sayılmayı veya kul diye açık artırmada satılmayı önerir. Aşk ilişkisi kölelik hukukuna çevrilir; şair belirsiz bırakılmak yerine statüsünün açıkça belirlenmesini ister.
- 8
Dilrübâlar arasında ya azâd eyle beni
O da bir âdet-i kanun olur etme anı sen
1Ya da gönül çelenler arasında beni özgür bırak.
2Bunu yapma; o da yerleşmiş bir usul ve âdet olsun.
Güzeller arasında azat edilme seçeneği, bağlılıktan resmî bir çıkış talebidir. Bunun da âdet ve kanun sayılmasını istemesi, kişisel keyif yerine tutarlı bir hüküm aradığını gösterir.
- 9
Geçeyim akl u fikirden gayrı dîvân olayım
Yıkılayım deli gönlüm gibi vîrân olayım
1Akıl ve düşünceden geçip büsbütün divane olayım.
2Deli gönlüm gibi yıkılıp viran olayım.
Akıl ve fikirden vazgeçmek, bütünüyle divaneliğe geçiştir. Deli gönül gibi viran olmakla iç durum bedensel ve mekânsal çöküşe yayılır; şair düzenli toplumdaki yerini de bırakmaya hazırlanır.
- 10
Soyunayım yine Mecnun gibi olayım
Yüce dağlarda tutayım varayım meskeni ben
1Mecnun gibi yeniden soyunup çıplak kalayım.
2Yüce dağlara varıp orayı yurt edineyim.
Mecnun gibi soyunup dağları yurt edinmek, ayrılık yüzünden toplumdan çekilmenin klasik örneğidir. Çıplaklık sahip olunanlardan vazgeçişi, yüksek dağ ise yalnızlığın kalıcı mekânını anlatır.
- 11
Sen de kendin gibi bir cevri yamânı bulasın
Düşesin âteş-i hicrâna sararup solasın
1Sen de kendin gibi cefası yaman birini bulasın.
2Ayrılık ateşine düşüp sararıp solasın.
Beddua sevgilinin kendisi kadar zalim birine rastlamasını ve ayrılık ateşinde solmasını ister. Şair intikamı doğrudan uygulamaz; yaşadığı deneyimin aynısının karşı tarafa dönmesini diler.
- 12
Bana ettiklerine cümle peşîmân olasın
Ömer’im deye de bir gün arayasın beni sen
1Bana yaptıklarının hepsine pişman olasın.
2Bir gün “Ömer’im” diyerek beni arayasın.
Son dilek pişmanlık ve arayıştır. Sevgilinin bir gün “Ömer’im” diye seslenmesi, bugün reddedilen kişisel bağı gelecekte onun ağzından doğrulatır; şiir yokluğun değer öğreteceği umuduyla kapanır.
Metnin kaynağı
Basılı gövdedeki görünür Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 24. dize “Ömer’im deye de bir gün arayasın beni sen”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 453 numaralı metnin 24 dizesi ve 12 birimi basılı sırayla korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dilberâ işimi zâr etmek neden ben neyledimÂşık Ömer · Gazel→
Sevgili canı kendine tutkun ederken konuşan bedenini sevda ateşine atmıştır. Etkenlik ikiye bölünür: çekimi sevgili başlatır, fakat âşık bu çekimin ardından kendi bedenini yakıcı deneyime teslim eder.