DDizegâhDijital şiir arşivi
Gazel · 19. yüzyıl

Na't

Peygambere yazılmış na't, konuşma yetisinin Muhammed'in adı karşısında tutulmasından mi'râc ve şeriat övgüsüne uzanır; mahlas beytinde iki cihan saadeti isteyen Ekrem'e bu yolu izlemesi söylenir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    -zedâ-yı nâm-ı Muhammed'î

    Râhat-fezâ-yı rûh-ı kelâm-ı Muhammed'î

    1Konuşma yetisini tutulmuş bırakan, Muhammed'in adıdır;

    2ruha rahatlık katan, Muhammed'in sözüdür.

    Matlanın ilk tamlamasında Muhammed'in adı konuşmayı açan değil, ‘nâtıka’yı lüknet-zedâ, yani dili tutulmuş hâle getiren etkendir. İkinci dize Muhammed'in sözünü ruha rahatlık katan unsur diye verir. Ad karşısında dilin tutulması ile söz sayesinde ruhun rahatlaması aynı beyitte karşılıklı durur.

  2. 2

    İkrâh eder cihâna nigâh etmeden gözüm

    Oldukça dilde aşk u -ı Muhammedî

    1Gözüm dünyaya bakmaktan tiksinir,

    2gönülde Muhammed aşkı ve tutkusu bulundukça.

    "İkrâh" tiksinme demektir ve beyitte bakışı kesen şey odur: gönül doluysa göz kapanır. Divan na'tlerinin dünyadan yüz çevirme klişesini Ekrem bir organ dağılımıyla somutlar — aşk dilde durur, tiksinti gözde; iki uzuv aynı kararın iki ayrı işaretidir.

  3. 3

    Şâm u seher minâre-i nahl üzre

    Tesbîh eder salât u selâm-ı Muhammed'î

    1Akşam ve seher, fidan minaresi üstündeki bülbüller

    2Muhammed'e salât ve selâmı tesbih eder.

    Bülbül ile minarenin eşleşmesi bir tasvir oyunudur: ağaç minareye, kuşun ötüşü ezana çevrilir. "Şâm u seher" ise günün iki ucunu tutarak salâtın kesintisizliğini söyler. Tabiat burada insanın ibadetini taklit etmez, ona ortak olur.

  4. 4

    Ki -ı arş-ı oldu nûr-vâr

    Hasr olmadı bu hâke makam-ı Muhammedî

    1Yüce arşın sidre durağı nur kesildi;

    2Muhammed'in makamı bu toprağa sığdırılmadı.

    Sidre durağının nur olduğu ve Muhammed'in makamının yeryüzüyle sınırlanmadığı söylenir. İkinci dize ilkini mekân karşıtlığıyla açar; şiirde belirtilmeyen bir yolculuk ayrıntısı kesin bilgi diye eklenmez.

  5. 5

    Kanûn yapar nizâm-ı umûr içün

    Mevcûd iken şerî'at-ı tâm-ı Muhammed'î!

    1Akıllar, işlerin düzeni için kanun yapıyor,

    2Muhammed'in eksiksiz şeriatı ortada dururken!

    Beyit, insanların işlerin düzeni için kanun yapmasını Muhammed'in eksiksiz şeriatının mevcut oluşuyla karşı karşıya getirir. Bu tarihsel dinî-hukukî hüküm şiirin kendi savıdır; yorum onu bugüne yönelik doğrulanmış bir önerme olarak sunmaz.

  6. 6

    Ekrem sa'âdet-i ise maksadın?

    Tut râh-ı şer'-i haşr-ı kıyâm-ı Muhammed'î

    1Ekrem, maksadın iki cihanın mutluluğu ise

    2Muhammed'in haşir ve kıyam şeriatının yolunu tut.

    Mahlas beyti şart ve buyruk biçimindedir: iki cihan mutluluğunu isteyen Ekrem'e Muhammed'in haşir ve kıyamla anılan şeriatının yolunu tutması söylenir. Kapalı tamlama ‘mahşerde ayakta duran’ gibi yeni bir özne-yüklem ilişkisine çevrilmez.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142787 numaralı sürüm esas alındı; sayfa on iki dizeyi arka arkaya veriyor, altı beyte bölme burada yapıldı ve bölüm künyesi satırı bu sayfada yok. Kaynak redifi tutarsız yazıyor: beş yerde kesmeli "Muhammed'î", iki yerde kesmesiz "Muhammedî"; ayrıca dördüncü beyitte "makam" şapkasız dizilmiş. Bunlar düzeltilmeden bırakıldı, beşinci beytin sonundaki ünlem de kaynaktadır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMest-i eser-i şarâb-ı aşkımRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

lüknet

dilde tutukluk, kekemelik

nâtıka

konuşma yetisi, söz söyleyen dil

garâm

tutkulu sevgi

bülbülân

Şiirde akşam ve seher salât u selâmı tesbih eden bülbüller

sidregâh

sidre makamı, arşın altındaki sınır

berîn

en yüce

ukul

akıllar

dü-cihân

iki dünya; dünya ve ahiret