Na't
Peygambere yazılmış na't, konuşma yetisinin Muhammed'in adı karşısında tutulmasından mi'râc ve şeriat övgüsüne uzanır; mahlas beytinde iki cihan saadeti isteyen Ekrem'e bu yolu izlemesi söylenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-zedâ-yı nâm-ı Muhammed'î
Râhat-fezâ-yı rûh-ı kelâm-ı Muhammed'î
1Konuşma yetisini tutulmuş bırakan, Muhammed'in adıdır;
2ruha rahatlık katan, Muhammed'in sözüdür.
- 2
İkrâh eder cihâna nigâh etmeden gözüm
Oldukça dilde aşk u -ı Muhammedî
1Gözüm dünyaya bakmaktan tiksinir,
2gönülde Muhammed aşkı ve tutkusu bulundukça.
"İkrâh" tiksinme demektir ve beyitte bakışı kesen şey odur: gönül doluysa göz kapanır. Divan na'tlerinin dünyadan yüz çevirme klişesini Ekrem bir organ dağılımıyla somutlar — aşk dilde durur, tiksinti gözde; iki uzuv aynı kararın iki ayrı işaretidir.
- 3
Şâm u seher minâre-i nahl üzre
Tesbîh eder salât u selâm-ı Muhammed'î
1Akşam ve seher, fidan minaresi üstündeki bülbüller
2Muhammed'e salât ve selâmı tesbih eder.
Bülbül ile minarenin eşleşmesi bir tasvir oyunudur: ağaç minareye, kuşun ötüşü ezana çevrilir. "Şâm u seher" ise günün iki ucunu tutarak salâtın kesintisizliğini söyler. Tabiat burada insanın ibadetini taklit etmez, ona ortak olur.
- 4
Ki -ı arş-ı oldu nûr-vâr
Hasr olmadı bu hâke makam-ı Muhammedî
1Yüce arşın sidre durağı nur kesildi;
2Muhammed'in makamı bu toprağa sığdırılmadı.
Sidre durağının nur olduğu ve Muhammed'in makamının yeryüzüyle sınırlanmadığı söylenir. İkinci dize ilkini mekân karşıtlığıyla açar; şiirde belirtilmeyen bir yolculuk ayrıntısı kesin bilgi diye eklenmez.
- 5
Kanûn yapar nizâm-ı umûr içün
Mevcûd iken şerî'at-ı tâm-ı Muhammed'î!
1Akıllar, işlerin düzeni için kanun yapıyor,
2Muhammed'in eksiksiz şeriatı ortada dururken!
Beyit, insanların işlerin düzeni için kanun yapmasını Muhammed'in eksiksiz şeriatının mevcut oluşuyla karşı karşıya getirir. Bu tarihsel dinî-hukukî hüküm şiirin kendi savıdır; yorum onu bugüne yönelik doğrulanmış bir önerme olarak sunmaz.
- 6
Ekrem sa'âdet-i ise maksadın?
Tut râh-ı şer'-i haşr-ı kıyâm-ı Muhammed'î
1Ekrem, maksadın iki cihanın mutluluğu ise
2Muhammed'in haşir ve kıyam şeriatının yolunu tut.
Mahlas beyti şart ve buyruk biçimindedir: iki cihan mutluluğunu isteyen Ekrem'e Muhammed'in haşir ve kıyamla anılan şeriatının yolunu tutması söylenir. Kapalı tamlama ‘mahşerde ayakta duran’ gibi yeni bir özne-yüklem ilişkisine çevrilmez.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142787 numaralı sürüm esas alındı; sayfa on iki dizeyi arka arkaya veriyor, altı beyte bölme burada yapıldı ve bölüm künyesi satırı bu sayfada yok. Kaynak redifi tutarsız yazıyor: beş yerde kesmeli "Muhammed'î", iki yerde kesmesiz "Muhammedî"; ayrıca dördüncü beyitte "makam" şapkasız dizilmiş. Bunlar düzeltilmeden bırakıldı, beşinci beytin sonundaki ünlem de kaynaktadır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matlanın ilk tamlamasında Muhammed'in adı konuşmayı açan değil, ‘nâtıka’yı lüknet-zedâ, yani dili tutulmuş hâle getiren etkendir. İkinci dize Muhammed'in sözünü ruha rahatlık katan unsur diye verir. Ad karşısında dilin tutulması ile söz sayesinde ruhun rahatlaması aynı beyitte karşılıklı durur.