Be bu Rûm illeridir bunda suhandanlar olur
Rumelili bir şairin memleket savunmasıdır: söz ustası da, güzel sâkî de, meyhane de buradadır. Yedi beyit boyunca Rum illeri önce bir cennet bahçesine, sonra sarhoş edici bir meclise, en sonunda bir harâbâta dönüşür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Be bu Rûm illeridir bunda suhandanlar olur
Bu gülşenidir murg-i hoş elhânlar olur
1Bak, burası Rum illeridir; burada söz ustaları olur
2burası İrem bahçesidir; güzel sesli kuşlar olur
- 2
Altın üsküflü yalın yüzlü güzel sâkîler
Sohbeti Rûşen eder şem’-i şebistânlar olur
1Altın üsküflü, tüysüz yüzlü güzel sâkîler
2sohbeti aydınlatır, gece meclisinin mumu olurlar
Üsküf, akıncı ve yeniçeri başlığıdır; sâkîye giydirilmesi meclisi doğrudan serhat şehrine bağlar. İkinci dizede sâkî mumla eşitlenir: şebistân karanlık bir gece meclisidir, onu aydınlatan şem'dir. Kaynakta büyük harfle dizilen “Rûşen” hem “aydınlatır” fiilini hem bir sâkî adını okumaya açık bırakır.
- 3
Sski sakın sığayıp nâz ile sakîlik eder
Be bu yerlerde ne hoş serv-i hırâmânlar olur
1Sski sakın sıvayıp naz ile sâkîlik eder
2bak, bu yerlerde ne hoş salınan serviler olur
Dizenin ilk kelimesi taramada bozulmuş; yerine bir okuma önermek kaynakta olmayan bir metin yazmak olurdu, kelime olduğu gibi bırakıldı. Kalanı yine de anlaşılır: kolunu ya da eteğini sıvayıp naz ile hizmet eden bir sâkî. İkinci dize onu serviye benzetir — “hırâmân” hem salınan hem nazlı yürüyen demektir.
- 4
Cân katar câna dolu içüp öpüştükçe müdâm
Bu da bir kûşe durur bunda güzel hanlar olur
1Sürekli dolu içip öpüştükçe cana can katar
2burası da bir köşedir; burada güzel hanlar olur
“Müdâm” hem “sürekli” hem “şarap” demektir ve beytin iki yarısı da bu çift anlamdan besleniyor: kesintisiz içmek ve içkinin kendisi. İkinci dizedeki “kûşe” Rumeli'yi dünyanın bir köşesi diye küçültür, ardından “güzel hanlar” aynı köşeyi konaklamaya değer bir yer yapar.
- 5
Bir iki ile aklın alırlar kişinin
Cân u dil gâret eden âfet-i devrânlar olur
1Bir iki yudumla kişinin aklını alırlar
2can ile gönlü yağmalayan devir âfetleri olur
Övgü burada tehdide dönüşür ve dönüşüm kelimelerin askerî çağrışımıyla yapılır: “gâret” akın, yağma demektir. Sâkîler serhat şehrinin akıncıları gibi davranır, aldıkları ganimet akıl ve gönüldür. “Âfet-i devrân” hem çağın belası hem çağın güzeli okunur.
- 6
Gonce veş bülbül-i dil-bestelerin gönlün açar
Çok güler yüzlü küşâde gül-i handânlar olur
1Gonca gibi, gönlü bağlanmış bülbüllerin gönlünü açar
2çok güler yüzlü, açılmış gülen güller olur
Beyit tek bir fiilin, “açmak”ın etrafında döner: gonca açılır, gönül açılır, gül “küşâde” olur. Gönlü bağlı bülbül ile açılmış gül karşıtlığı klasik bağın kendisidir ama Hayretî bağlanmayı ve çözülmeyi aynı dizede tutar — gonca açıldıkça bülbülün düğümü çözülür.
- 7
Bir odur her bucağın seyr etsen
Hayretî gibi nice vâllah u hayranlar olur.
1Orası bir meyhanedir; her köşesini gezip görsen
2Hayretî gibi nice vallahi diyen hayranlar olur.
Gazelin başında İrem bahçesi olan yer sonunda harâbâta döner; övgünün varacağı yer mamur bir cennet değil bir meyhane yıkıntısıdır. Mahlas “hayran” kelimesiyle yan yana getirilerek Hayretî adının kendi anlamı (hayret) çalıştırılır. Kaynakta bu dize kalıba göre iki hece eksiktir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141043 numaralı sürüm esas alındı; başlık metne alınmadı. Ölçü kaydı kaynak sayfanın kendi notudur. Üçüncü beytin ilk dizesi kaynakta “Sski sakın sığayıp…” diye başlıyor; “Sski” hiçbir okumaya oturmayan bir tarama bozulmasıdır, düzeltilmedi ve günümüz Türkçesi sütununda da çevrilmeden bırakıldı. Son beytin ilk dizesi kalıba göre iki hece eksik, ona da dokunulmadı; “Rûşen” kaynakta büyük harfle dizilmiş.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Be” ünlemi gazeli bir tartışmanın ortasından başlatır — biri Rumeli'yi küçümsemiş gibidir. Vardar Yenicesi'nin tezkirelerde “şairler kaynağı” diye anılması bu itirazın arkasındaki gerçektir. İkinci dize soyut övgüyü imgeye çevirir: suhandan insan, murg-i hoş-elhân kuş; ikisi de sesle var olur.