DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Nef‘î/Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil
Gazel · 17. yüzyıl

Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil

Nef'î'nin şairlik iddiasını en açık söylediği gazel. Kendini mucize söyleyen bir papağana benzetir, çağını ise sözün değerini bilmeyen bir sarraf olarak reddeder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    -i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil

    ile söyleşemem âyînesi sâf değil

    1Ben mucize söyleyen bir papağanım; ne söylersem boş söz değildir.

    2Felekle konuşamam, çünkü aynası temiz değil.

    Gazel bir iddiayla açılıyor ve iddia alçakgönüllü değil. Papağan taklit eden hayvandır; Nef'î onu “mucize söyleyen” yapınca taklidi yaratmaya çeviriyor. İkinci dizede muhatabını da seçiyor: felekle, yani kaderle konuşmayı reddediyor çünkü onun aynası bulanık — kendini görecek kadar berrak bir karşı taraf yok.

  2. 2

    Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana

    birbirini bilmemek insâf değil

    1Gönlü temiz olmayana gönül ehli diyemem.

    2Gönül ehlinin birbirini tanımaması insaf değil.

    Ölçü konuluyor: gönül ehli olmak bir sıfat değil, sınavı olan bir hâl. İkinci dize ise bir sitem — aynı yolun insanları birbirini tanımak zorundadır. Şair burada hem bir cemaat tanımlıyor hem o cemaatte yeterince tanınmadığını ima ediyor.

  3. 3

    Yine endîşe bilir kadr-i dürr-i güftârım

    Rûzigâr ise dehr ise sarrâf değil

    1Sözümün inci gibi değerini yine ancak düşünce bilir.

    2Zaman alçak, dünya ise sarraf değil.

    Sözü inci sayıyor, ama inciyi tartacak sarraf yok. “Rûzigâr denî, dehr sarrâf değil” cümlesi bir şairin kendi çağına açtığı davadır: değerin ölçülememesi değerin yokluğu değildir.

  4. 4

    Girdi -ı der-i günc-i ma'ânî elime

    Âleme bezz-i gevher eylesem itlâf değil

    1Anlam hazinesinin kapı anahtarı elime geçti.

    2Dünyaya cevher dağıtsam bu bir israf olmaz.

    Anahtar elde: şair artık anlamın hazinesine erişebiliyor. Cömertlik iddiası ilginç biçimde savunmayla geliyor — “israf olmaz” demek zorunda kalıyor, çünkü verdiği şeyin kıymetini bilmeyen bir dünyaya veriyor.

  5. 5

    -ı suhandir dil-i pâk-i Nef'î

    Tab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

    1Nef'î'nin temiz gönlü, sözün levh-i mahfûzudur;

    2dostların tabiatı gibi küçük bir sahaf dükkânı değil.

    Mahlas beyti en büyük iddiayı sona saklıyor: gönlü, kaderin yazılı olduğu ezelî levha kadar aslî. Karşısına koyduğu imge ise küçültücü — sahaf dükkânı, yani başkalarının yazdığını satan yer. Nef'î kendini kaynak, çağdaşlarını aracı sayıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 145270 numaralı sürüm esas alındı. Sabit kaynak şiirin aruz kalıbını adlandırmıyor.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÂşık olduk dâm-ı zülf-i yâre düşdü gönlümüzNef‘î · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

tûtî

Papağan; klasik şiirde güzel ve tatlı konuşanın simgesi

mu'cize-gû

Mucize söyleyen

çerh

Çark, felek; kader

ehl-i dil

Gönül ehli; hakikati sezen kimse

dürr-i güftâr

Söz incisi

denî

Alçak, aşağılık

miftâh

Anahtar

levh-i mahfûz

Her şeyin ezelde yazılı olduğuna inanılan korunmuş levha