Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil
Nef'î'nin şairlik iddiasını en açık söylediği gazel. Kendini mucize söyleyen bir papağana benzetir, çağını ise sözün değerini bilmeyen bir sarraf olarak reddeder.
- 1
Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil
Günümüz Türkçesi +
1Ben mucize söyleyen bir papağanım; ne söylersem boş söz değildir.
2Felekle konuşamam, çünkü aynası temiz değil.
- 2
Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil
Günümüz Türkçesi +
1Gönlü temiz olmayana gönül ehli diyemem.
2Gönül ehlinin birbirini tanımaması insaf değil.
Beyit yorumu +
Ölçü konuluyor: gönül ehli olmak bir sıfat değil, sınavı olan bir hâl. İkinci dize ise bir sitem — aynı yolun insanları birbirini tanımak zorundadır. Şair burada hem bir cemaat tanımlıyor hem o cemaatte yeterince tanınmadığını ima ediyor.
- 3
Yine endîşe bilir kadr-i dürr-i güftârım
Rûzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil
Günümüz Türkçesi +
1Sözümün inci gibi değerini yine ancak düşünce bilir.
2Zaman alçak, dünya ise sarraf değil.
Beyit yorumu +
Sözü inci sayıyor, ama inciyi tartacak sarraf yok. “Rûzigâr denî, dehr sarrâf değil” cümlesi bir şairin kendi çağına açtığı davadır: değerin ölçülememesi değerin yokluğu değildir.
- 4
Girdi miftâh-ı der-i günc-i ma'ânî elime
Âleme bezz-i gevher eylesem itlâf değil
Günümüz Türkçesi +
1Anlam hazinesinin kapı anahtarı elime geçti.
2Dünyaya cevher dağıtsam bu bir israf olmaz.
Beyit yorumu +
Anahtar elde: şair artık anlamın hazinesine erişebiliyor. Cömertlik iddiası ilginç biçimde savunmayla geliyor — “israf olmaz” demek zorunda kalıyor, çünkü verdiği şeyin kıymetini bilmeyen bir dünyaya veriyor.
- 5
Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef'î
Tab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil
Günümüz Türkçesi +
1Nef'î'nin temiz gönlü, sözün levh-i mahfûzudur;
2dostların tabiatı gibi küçük bir sahaf dükkânı değil.
Beyit yorumu +
Mahlas beyti en büyük iddiayı sona saklıyor: gönlü, kaderin yazılı olduğu ezelî levha kadar aslî. Karşısına koyduğu imge ise küçültücü — sahaf dükkânı, yani başkalarının yazdığını satan yer. Nef'î kendini kaynak, çağdaşlarını aracı sayıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 145270 numaralı sürüm esas alındı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit yorumu +
Gazel bir iddiayla açılıyor ve iddia alçakgönüllü değil. Papağan taklit eden hayvandır; Nef'î onu “mucize söyleyen” yapınca taklidi yaratmaya çeviriyor. İkinci dizede muhatabını da seçiyor: felekle, yani kaderle konuşmayı reddediyor çünkü onun aynası bulanık — kendini görecek kadar berrak bir karşı taraf yok.