Âşık olduk dâm-ı zülf-i yâre düşdü gönlümüz
“Düşdü gönlümüz” redifiyle yürüyen, gönlün sürekli bir yere düşmesi üzerine kurulu gazel. Sonlarda IV. Murad'a övgüye dönerek Nef'î'nin iki damarını tek metinde gösterir.
- 1
Âşık olduk dâm-ı zülf-i yâre düşdü gönlümüz
Akla uyduk bir garîb âvâre düşdü gönlümüz
Günümüz Türkçesi +
1Âşık olduk, gönlümüz sevgilinin saç tuzağına düştü;
2akla uyduk, gönlümüz garip bir avareye düştü.
- 2
Gamdan âzâd olmağa bilmem ne çâre eylesek
Kaldı hayretde acep bîçâre düşdü gönlümüz
Günümüz Türkçesi +
1Kederden kurtulmak için ne yapacağımızı bilmiyorum;
2gönlümüz şaşkın kaldı, tuhaf bir çaresizliğe düştü.
Beyit yorumu +
Çare arayışı çaresizliğe düşmekle sonuçlanıyor. “Kaldı hayretde” ifadesi kararsızlığı değil, kavrayamamayı anlatıyor: dert anlaşılmadığı için çözülemiyor.
- 3
Âşık olmakdır yine evlâsı ammâ derd bu
Bir mülâyim âfet-i mekkâra düşdü gönlümüz
Günümüz Türkçesi +
1Yine en iyisi âşık olmaktır, ama dert şu ki
2gönlümüz yumuşak görünen hilekâr bir âfete düştü.
Beyit yorumu +
“Mülâyim âfet-i mekkâr” tek bir tamlamada üç şeyi birleştiriyor: yumuşaklık, yıkıcılık, hilekârlık. Sevgilinin tehlikesi sertliğinde değil, yumuşak görünmesinde.
- 4
Çeşmi bir zahm urdu tîğ-ı gamze-i bürrân ile
Göz yumup açınca yüz bin pâre düşdü gönlümüz
Günümüz Türkçesi +
1Gözü keskin gamze kılıcıyla bir yara açtı;
2göz yumup açıncaya kadar gönlümüz yüz bin parçaya düştü.
Beyit yorumu +
Zaman ölçüsü çok kısa: göz açıp kapayınca. Aynı anda hem bakış hem darbe var; “göz yumup açmak” deyimi burada mecaz değil, olayın kendisi.
- 5
Fâriğ olsak n'ola dilber sevmeden Nef'î gibi
Hüsn-i hulk-ı şâh-ı meh-dîdâra düşdü gönlümüz
Günümüz Türkçesi +
1Nef'î gibi güzel sevmekten vazgeçsek ne olur;
2gönlümüz ay yüzlü padişahın güzel huyuna düştü.
Beyit yorumu +
Gazel burada dönüyor: sevgiliden padişaha. Ama redif değişmiyor — gönül yine düşüyor. Nef'î övgüyü aşkın diliyle kuruyor ve iki tür bağlılığı aynı fiile bağlıyor.
- 6
Şevkımız yok zevk-i câm-ı lâ'l-i nâb-ı dilbere
Şi'r-i hâkân-ı şeker-güftâra düşdü gönlümüz
Günümüz Türkçesi +
1Sevgilinin saf lâl kadehinin zevkine hevesimiz yok;
2gönlümüz tatlı sözlü hükümdarın şiirine düştü.
Beyit yorumu +
Şarap ile şiir karşı karşıya konuyor ve şiir kazanıyor. IV. Murad'ın kendisi de şair olduğu için “hâkân-ı şeker-güftâr” gerçek bir nitelik, boş bir övgü değil.
- 7
Hazret-i Sultân Murâd Hân-ı kerîmü'ş-şân kim
Şevk-i medhiyle garîb efkâra düşdü gönlümüz
Günümüz Türkçesi +
1Şanı cömert Sultan Murad Han ki
2onu övme arzusuyla gönlümüz garip düşüncelere düştü.
Beyit yorumu +
Adı ilk kez burada anılıyor. Övgü “garip efkâra düşmek” diye tarif ediliyor: methiye yazma isteği bile bir tür sapma, bir düşüş olarak sunuluyor.
- 8
Cüst ü cû etdik âlem-i endîşede
Iztırârî vâdî-i inkâra düşdü gönlümüz
Günümüz Türkçesi +
1Düşünce âleminde arayıp durduk;
2gönlümüz zorunlu olarak inkâr vadisine düştü.
Beyit yorumu +
Gazel bir arayışın boşa çıkmasıyla kapanıyor. “Iztırârî” yani mecburen: inkâr bir tercih değil, arayışın kendiliğinden vardığı yer. Redif son kez düşüyor ve bu kez düşülen yer inançsızlık.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 145278 numaralı sürüm esas alındı. Gazel sonlarda IV. Murad'a övgüye dönüyor; kaynakta bulunan bu bölüm korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Beyit yorumu +
İki dize iki yol deniyor: aşk ve akıl. İkisi de aynı sonuca varıyor — düşmek. Redif baştan itibaren bir kaçınılmazlık kuruyor; gönlün gideceği her yer bir düşüş.