Bir mürg-ı felâket-zedeyim bâl ü perim yok
Her beyti bir yoksunlukla biten gazel: kanat yok, yer yok, haber yok, gül yok, kıvılcım yok. Şair kendini önce kanatsız bir kuşa, sonunda bir saman çöpünü bile tutuşturamayan bir alev ocağına benzetiyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir -ı felâket-zedeyim bâl ü perim yok
-ı gamım bâg-ı murâd içre yerim yok
1Felakete uğramış bir kuşum, kanadım kolum yok;
2gama alışmışım, murat bahçesinde bana ayrılmış bir yer yok.
- 2
Peykânı güzâr etti dile ben yine bî-hûş
Cân gitti adem mülküne hâlâ haberim yok
1Okunun temreni gönlümden geçip gitti, ben yine kendimde değilim;
2can yokluk ülkesine göçtü, hâlâ haberim yok.
Ok gönülden geçmiş, âşığın farkında olmadığı bir sırada; can çoktan göçmüş, sahibinin haberi yok. Beyit bir gecikme üzerine kurulu ve o gecikmeyi tek başına “hâlâ” taşıyor. “Adem mülkü” yokluk ülkesi demek: ölüm bir yok oluş değil, başka bir ülkeye taşınma gibi anlatılıyor.
- 3
Dil bir çeker âfet-zede-i dâg
Şekvâ-ger-i bâr olmaga lâyık nelerim yok
1Gönül bir sevda sıtması çeker, yara belâsına uğramıştır;
2bu yükten şikâyet etmeye değer nem var ki?
“Teb” sıtma nöbeti demek: sevda burada bir duygu değil bir hastalık tablosu. Asıl ince yer ikinci dizede — âşık şikâyet etmiyor, şikâyet etmeye hak kazandıracak kadar bile bir şeyi olmadığını söylüyor. Yoksunluk, yakınma hakkını da elinden almış oluyor.
- 4
Ol bâg-ı tarâvet-eser-i fasl-ı bahârım
Ruhsârıña beñzer gül-i rengîn-terim yok
1Ben bahar mevsiminin o tazelik saçan bahçesiyim;
2ama yanağına benzeyen renkli, taze bir gülüm yok.
Beyit şairi bahar bahçesinin yerine koyuyor, ama bahçenin tek eksiği en önemlisi: sevgilinin yanağı gibi bir gül. Böylece bütün bir mevsim tek bir yüzün karşısında yetersiz kalıyor. Bu dize kaynakta kalıptan bir hece eksik dizilmiş; hece eklenmedi.
- 5
Bir -i âteş-i aşkım yine Ekrem
Bir kâhı tutuşturmaga kabil şererim yok
1Ekrem, aşk ateşinin bir alev ocağıyım yine;
2bir saman çöpünü tutuşturmaya yetecek kıvılcımım yok.
Mahlas beyti gazelin en keskin tersine çevirmesi: konuşan kişi aşk ateşinin ocağıdır, ama bir saman çöpünü bile tutuşturamaz. “Şerer” kıvılcım demek. Yanmakla yakabilmek arasındaki fark, gazel boyunca toplanan yoksunluğun son ve en somut hâli oluyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142878 numaralı sürüm esas alındı. Metnin başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı, mahlasın yıldızları atıldı. Dördüncü beytin ikinci dizesi kalıptan bir hece eksik dizilmiş; ekleme yapılmadı. Kaynaktaki eski imlâ (“beñzer”, “Ruhsârıña”) olduğu gibi korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif “yok” bütün beyitleri bir eksiklik sayımına çeviriyor. “Bâl ü per” kol ile kanat demek; kuş uçamıyorsa felaketi ölüm değil hareketsizliktir. İkinci dize yoksunluğu mekâna taşıyor: gama alışmış olan, murat bahçesinde kendisine ayrılmış bir köşe bile bulamıyor.