DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Bu kühen meyhânede esbâb-ı işret kalmamış
Gazel · 19. yüzyıl

Bu kühen meyhânede esbâb-ı işret kalmamış

Redifi "kalmamış" — duyulan geçmiş zamanla, yani şairin kendi görmediği bir tükenişin haberiyle. Boşalan meyhaneden başlayıp ateş azabının, korkunun ve nihayet şarabın tadını bilme kabiliyetinin ortadan kalkışına ulaşır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bu meyhânede esbâb-ı kalmamış

    Yok şarâb u câm u âsâr-ı muhabbet kalmamış

    1Bu eski meyhanede içki meclisinin araçları kalmamış;

    2şarap yok, kadeh yok, muhabbetten iz kalmamış.

    Redif "-mış" ekiyle kurulduğu için gazelin tamamı bir başkasından duyulmuş gibi anlatılır; şair boşalmış meyhaneyi sonradan gören biridir. "Kühen" eski demektir ve divan şiirinde çoğu zaman dünyanın sıfatıdır; dolayısıyla tükenen yalnız bir mekân değil, bir çağdır.

  2. 2

    Ol günehkârâne kim görmüş azâb-ı aşkını

    Rûz-ı mahşerde -ı nâra hâcet kalmamış

    1Aşkının azabını görmüş olan o günahkârlara

    2mahşer gününde ateş cezasına gerek kalmamış.

    Aşkın azabı çekilmiş bir ceza olarak kabul edilir ve cehennemin işlevi boşa çıkar. "Ukab" ceza demektir; hukukî bir kelimenin mahşer sahnesine taşınması, beyti bir mahkeme hükmü gibi okutur. Cüretkâr iddiayı yumuşatan tek şey, redifin duyulan geçmiş kipidir.

  3. 3

    Gark-ı envâr-ı etmiş tecellâ-yı ruhun

    Âlem-i hâtırda târikî-i mihnet kalmamış

    1Yanağının tecellisi her yeri sevinç nurlarına gark etmiş;

    2hatıra âleminde mihnetin karanlığı kalmamış.

    "Tecellâ" Tûr dağındaki görünmenin kelimesidir; sevgilinin yanağına bağlanınca yüz bir vahiy yerine geçer. Beyit ışık ile karanlığı karşı karşıya koyar ve olayın geçtiği yeri "âlem-i hâtır" diye adlandırır: zihin, kendi havası ve kendi gecesi olan ayrı bir dünyadır.

  4. 4

    Eylemiş sad çâk cismim -ı derd ü gam

    Zahm-ı tîg-ı gamze-i cânâna hâcet kalmamış

    1Dert ve gam dikeni gövdemi yüz parça eylemiş;

    2cananın gamze kılıcının yarasına gerek kalmamış.

    İkinci beyitteki "hâcet kalmamış" burada aynen döner ve gazel kendi içinde kafiyelenir. Sevgilinin bakışı divan şiirinde keskin bir kılıçtır; gam onun işini önceden görmüştür. Böylece şikâyet, sevgiliyi zahmetten kurtaran bir mazeret kılığında sunulur.

  5. 5

    Şerbet-i lâ'l-i lebin nûş-ı ye-'sidir

    Hızr için âb-ı hayâta gayrı minnet kalmamış

    1Dudağının lâl şerbeti, ümitsizlik zehrini içmektir;

    2Hızır'ın artık âb-ı hayâta minnet etmesine gerek kalmamış.

    Şerbet ile zehr-âbe aynı kaptadır: dudak hem hayat verir hem öldürür. İkinci dize bu suyu Hızır'ın ölümsüzlük çeşmesiyle yarıştırır ve tekelini kırar. Kaynak "ye'sidir" kelimesini "ye-'sidir" diye kayık bir tireyle basmıştır; dizgi olduğu gibi bırakıldı.

  6. 6

    Bî-fütûr eyler temâşâ kadd-i cân-âşûbunu

    Şûr-ı sâ'atten gönülde havf u haşyet kalmamış

    1Can karıştıran boyunu hiç yılmadan seyreder;

    2kıyamet saatinin gürültüsünden gönülde korku ve dehşet kalmamış.

    Can karıştıran boyu yılmadan seyreden gönülde saatin gürültüsünden doğan korku kalmadığı söylenir. ‘Sâ‘at’, mahşer bağlamındaki kıyamet vaktidir; günümüz Türkçesi ve yorum iki kaynak dizesinin karşılaştırmasıyla sınırlıdır.

  7. 7

    bir devrindeyiz dehrin ki Ekrem kimsede

    Bâdenin keyfiyyetin idrâke himmet kalmamış

    1Ey Ekrem, zamanın öyle tuhaf bir devrindeyiz ki kimsede

    2şarabın niteliğini anlamaya himmet kalmamış.

    Mahlasta kayıp yeniden tanımlanır: zamanın bu tuhaf devrinde kimsede şarabın niteliğini ve keyfini anlamaya gayret kalmamıştır. Eksiklik kadehten içene geçer; şairin dış yazıları bu hükme kanıt diye eklenmez.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142874 numaralı sürüm esas alındı. On beş satırın ilki kitabın bölüm başlığıdır ("İbtidâ-yı Gazeliyyât"), dize sayılmadı; geriye yedi beyit kalıyor. Yedinci dize ("Eylemiş sad çâk cismim hârhâr-ı derd ü gam") on üç hecedir, oysa gazelin kalıbı on beş ister; dize anlamca tam olduğu için olduğu gibi alındı, hiçbir kelime eklenmedi. Dokuzuncu dizedeki "ye-'sidir" yazımındaki kayık tire kaynağındır, düzeltilmedi. Mahlas kaynakta "* Ekrem *" biçiminde yıldızlıdır; yıldızlar atıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBu pîç-tâb-ı dili rûzgâra söyleyelimRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

kühen

eski, köhne

işret

içki meclisi, içme

ukab

ceza, azap

mesârr

sevinçler

hârhâr

diken batması gibi ıstırap; kaygı

zehr-âbe

zehirli su

âb-ı hayât

içene ölümsüzlük verdiğine inanılan su

turfa

tuhaf, görülmedik