DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Bu pîç-tâb-ı dili rûzgâra söyleyelim
Gazel · 19. yüzyıl

Bu pîç-tâb-ı dili rûzgâra söyleyelim

Her beyti "söyleyelim" ile biten bir gazel; derdin muhatabı sırayla rüzgâr, dağ ve ırmak olur. Doğaya yapılan bu ihbar dizisi son beyitte yön değiştirir ve şair sırrı kendine söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bu -ı dili rûzgâra söyleyelim

    Dokunmasın ser-i zülf-i nigâra söyleyelim

    1Gönlün bu kıvranışını rüzgâra söyleyelim,

    2sevgilinin zülfünün ucuna dokunmasın diye söyleyelim.

    Redif olan "söyleyelim" gazeli bir haber dağıtma işine çevirir; her beyit derdi başka bir muhataba iletir — rüzgâr, dağ, ırmak. Matlada seçilen muhatap tehlikelidir, çünkü rüzgâr aynı zamanda zülfü dağıtan şeydir; şikâyete bu yüzden bir de rica iliştirilir.

  2. 2

    ü giryede tek etsin iştirâk bize

    Nifâk-ı bahtsızı kûhsâra söyleyelim

    1İnlememize ve ağlamamıza hiç değilse ortak olsun diye

    2bahtsızlığın ikiyüzlülüğünü dağa söyleyelim.

    "Enîn" inleme, "girye" ağlamadır; ikisi de ses çıkarır ve beyit bu sesi yankılanacak bir yere gönderir. Dağ, inlemeyi geri veren tek muhataptır; şair ortak ararken teselli değil akis ister. Talih burada kötü değil, ikiyüzlü sayılmıştır.

  3. 3

    O nâm-dâr-ı cihânız huzûr ile aşkın

    Eger verirse halel iştihâra söyleyelim

    1Biz cihanda öyle bir ünlüyüz ki, rahatlık aşkımızın

    2şöhretine zarar verecek olursa bunu söyleyelim.

    Şöhret ile aşkın çatıştığı bir beyit. "Nâm-dâr" ünlü demektir ve ün burada aşk yüzünden kazanılmıştır; rahatlık bu yüzden kazanç değil kayıptır. Şair huzura kavuşursa âşıklığındaki iddiayı yitireceğini bilir, bu yüzden ihbarı kendi aleyhine yapmayı göze alır.

  4. 4

    O serv-i nâzın olup pây-bûsu eyleye arz

    Garîb hâletimiz cûybâra söyleyelim

    1O nazlı servinin ayağını öpüp hâlini arz eden olsun diye,

    2garip durumumuzu ırmağa söyleyelim.

    Muhatabın seçimi mazmunla belirlenir: ırmak servinin dibinden akar, yani ağacın ayağını öpen odur. Âşık kendi yapamadığı şeyi yapabilen bir aracıya derdini anlatır. "Pây-bûs" ayak öpme, saray töreninden gelen bir tabirdir; sevgili yine hükümdar konumundadır.

  5. 5

    Havâle eylemesin gayrı tîg-i cevri felek

    Ten-i nizârımızı pâre pâre söyleyelim

    1Felek artık cevir kılıcını üstümüze salmasın,

    2zayıf bedenimizin paramparça olduğunu söyleyelim.

    Beyit iki fiili yan yana koyar: felek kılıç havale eder, şair kendini paramparça ilan eder. "Ten-i nizâr" zayıflamış bedendir; söylemek burada şikâyet değil, daha fazla vurmanın anlamsızlığını bildirmektir. Redif böylece bir savunma taktiğine dönüşür.

  6. 6

    Lebinde muzmer imiş neşve-i hayât o mehin

    Bu sırrı Ekrem-i şûrîde-kâra söyleyelim

    1O ayın dudağında hayatın neşesi gizliymiş;

    2bu sırrı perişan hâlli Ekrem'e söyleyelim.

    Mahlas beyti sırrı en sona saklar ve muhatabı değiştirir: rüzgâra, dağa, ırmağa söylenen dert sonunda şairin kendisine söylenir. "Şûrîde-kâr" işi gücü perişanlık olan demektir; hayatın neşesinin dudakta gizlendiğini öğrenecek son kişi odur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142887 numaralı sürüm esas alındı; sayfanın ilk satırı ("İbtidâ-yı Gazeliyyât") kitabın bölüm künyesidir, dize değildir ve alınmadı. Kalan on iki dize altı beyte burada bölündü. Mahlas kaynakta "*Ekrem*-i şûrîde-kâra" biçiminde yıldızlıdır; yıldızlar atıldı, tamlamanın kendisine dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirCâm-ı aşkın cür'asın erbâb-ı gam nûş ettilerRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

pîç-tâb

kıvranma, ıstıraplı büklüm

nigâr

resim gibi güzel; sevgili

enîn

inilti

girye

ağlama

kûhsâr

dağlık yer

pây-bûs

ayak öpme

cûybâr

akarsu, ırmak

şûrîde-kâr

işi gücü perişanlık olan