Câm-ı aşkın cür'asın erbâb-ı gam nûş ettiler
Aşkı bir içki meclisi olarak kuran gazel. Gam ehli kadehin son yudumunu içip iki dünyayı unutuyor, akıllılar tek kadehle kendinden geçiyor, bir damlada muhabbetin yedi denizi dalgalanıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-ı aşkın cür'asın erbâb-ı gam ettiler
Şevkten dünyâ vü ukbâyı ettiler
1Gam ehli, aşk kadehinin son yudumunu içtiler;
2coşkudan hem dünyayı hem ahireti unuttular.
- 2
Tutdı arş u kürsi yâ hayy na'rası ervâhtan
Vasf-ı la'liñ kim -i hâmeden gûş ettiler
1Ruhlardan yükselen “yâ hayy” narası arşı ve kürsiyi doldurdu;
2çünkü dudağının vasfını kalemin cızırtısından işittiler.
Beyit sesi olmayan bir şeyi ses kaynağı yapıyor: sarîr-i hâme, kalemin kâğıt üstündeki cızırtısıdır. Ruhlar o cızırtıdan sevgilinin dudağının tarifini duyup zikre başlar; şairin yazması böylece bezm-i elest ölçeğinde bir olaya dönüşür.
- 3
Bezm-i aşka uğrayan risto-hıred âkıllerin
Nicesin bir ile ser-mest-i bî-hûş ettiler
1Aşk meclisine uğrayan, aklını ölçüp biçen akıllılardan
2nicesini bir tek kadehle kendinden geçmiş sarhoş ettiler.
Akıl ile aşkın karşılaşması divan şiirinin değişmez sahnesidir; buradaki fark, direncin ne kadar ucuza kırıldığıdır: bir kadeh yeter. “Bî-hûş” hem sarhoş hem baygın demektir. Kaynaktaki “risto-hıred” kelimesi bozuk aktarılmış, akılla ilgili bir tamlama olmalı.
- 4
Katresinde -yı muhabbet mevc urır
Râh-ı aşkın kim içenler ben gibi cûş ettiler
1Bir damlasında muhabbetin yedi denizi dalgalanır;
2aşk şarabını içenler benim gibi coştular.
Katre ile deryâ karşıtlığı burada tersine çevriliyor: küçük olan büyüğü içeriyor. “Râh” Farsçada hem yol hem şarap demek olduğundan dize aynı anda aşk yolunu tutanları ve aşk şarabını içenleri anlatır; “cûş” ise hem coşmak hem kaynayıp taşmaktır.
- 5
Ekrem oldukça nigeh-senc-i mücâz ehl-i hevâ
Sanma hat rûy-ı dil ârâyı ettiler
1Ey Ekrem, heves ehli mecaza bakıp onu tartmayı sürdürdükçe,
2ayva tüyünün o gönül alan yüzü karalar giydirdiğini sanma.
Mahlas beyti mecaz ile hakikat ayrımına dayanıyor: yüzeye bakan “ehl-i hevâ” hattın çıkmasını güzelliğin yasa bürünmesi sanır. Şair bu okumayı reddeder; siyeh-pûş, yani karalar giymek matem işaretidir ve beyit matemi erken ilan edenlere itiraz eder.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142863 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın kitap içindeki adı “Nağme-i Seher/Kafiye-i Râ/On Sekizinci Gazel”dir; künye matlaın ilk dizesiyle kuruldu, baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar atıldı. Üçüncü beyitteki “risto-hıred” kelimesi eski harfli baskıdan aktarılırken bozulmuş görünüyor (akılla ilgili bir tamlama olmalı); düzeltilmedi, kaynaktaki hâliyle bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Cür'a kadehin dibinde kalan tortulu son yudumdur; içenlerin sarhoşluğu bu yüzden bütün kadehi devirmekten değil, en az miktardan gelir. İkinci dize kazancı ve kaybı birden sayar: dünya ile ukbâ terk edilince geriye ne ceza korkusu ne mükâfat beklentisi kalır.