Nedir Ey Şûh Bu Bî-hûde Gazab N'oldu Sana
Sevgilinin sebepsiz öfkesini sorgulayan gazel; rakipler meclisinden gece perdesine ve araya giren gözyaşına ilerler, sonunda susan Nâbî kalemine aynı soruyu yöneltir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Nedir ey bu n'oldu sana
Meşrebin düşmen-i nâz idi aceb n'oldu sana
1Ey cilveli güzel, bu yersiz öfke nedir; sana ne oldu?
2Yaradılışın nazlanmaya karşıydı; acaba sana ne oldu?
- 2
Virmemişsin tutalım
Varmağa meclis-i ağyâra sebeb n'oldu sana
1Diyelim ki kavuşma kucağına girmem için izin vermedin;
2peki rakiplerin meclisine gitmene ne sebep oldu?
Âşık kendi reddedilişini geçici olarak kabul eder, fakat sevgilinin rakiplerle buluşmasını açıklanamaz bulur. ‘Tutalım’ sözü mantıksal bir tartışma açar: mesele yalnız kavuşamamak değil, aynı iznin başkalarına verilmesiyle oluşan adaletsizlik ve kıskançlıktır.
- 3
içre bıraksın beni ey mihr-i münîr
Durmadın çâk olıcak n'oldu sana
1Ey parlak güneş, bırak beni yatağımda kalayım;
2gecenin perdesi yırtılınca hiç durmadın; sana ne oldu?
Güneş, yatağında kalmak isteyen konuşucunun doğrudan seslendiği muhataptır. Gece perdesinin yırtılması sabahı bir sahne açılışı gibi kurarken ‘durmadın’ sözü ışığın önüne geçilemeyen hareketini belirtir; tekrarlanan soru bu kez kozmik düzene yönelmiş yakınmaya dönüşür.
- 4
Ne girersin araya yâre niyaz itdikçe
Kanı ey girye n'oldu sana
1Sevgiliye yalvardığım her sefer neden araya giriyorsun?
2Ey gözyaşı, edebe uyma kaygın ne oldu?
Gözyaşı duygunun doğal sonucu değil, sevgiliyle konuşmayı kesen üçüncü bir kişi gibi ele alınır. İkinci tanıklarla doğrulanan ‘Kanı’ sorusu, gözyaşına ‘edep gözetmen nerede kaldı?’ diye çıkışır; böylece yaş, âşığın sözünü taşıyan değil sevgiliye yönelen niyazı bölen canlı bir aracı olur.
- 5
Oldun ey hâme-i Nâbî kati çokdan hâmûş
Bilmem ey n'oldu sana
1Ey Nâbî'nin kalemi, çok uzun zamandır sessizsin;
2ey neşeli nağmeleri süsleyen kalem, sana ne oldu bilmiyorum.
Mahlas beytinde sorgu sevgiliden şairin kendi kalemine döner. Eskiden neşeli nağmeler kuran kalemin susması, aşk ilişkisindeki durgunluğun şiir üretimine de geçtiğini gösterir; gazelin varlığı ise bu suskunluk iddiasını ince bir biçimde bozan öz göndermedir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 141022 numaralı sabit revizyonundaki beş beyit ana tanıktır; eser sahibi şablonda Nâbî'dir. Ana oldid'deki ‘Kam’ dizgisi, Bilkan/TEES bağlamı ile iki tezde gösterilen yazma tanıkları uyarınca ‘Kanı ey girye mürâât-i edeb n'oldu sana’ olarak kritik biçimde düzeltildi. Bağımsız tanıklar yalnız araştırma amacıyla künyelendi; metinlerinin yeniden dağıtım hakkı ileri sürülmez. ‘kati’ ve ‘çokdan’ korunmuştur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yâre varsun peyk-i nâlem âh u zârım söylesünNâbî · Gazel→
Âşık sevgilinin öfkesini yalnız ağır bulmaz, onun bilinen huyuna aykırı sayar. ‘N'oldu sana’ redifi her beyitte hesap soran ama cevapsız kalan bir yakınlık kurar; sevgilideki değişim, ayrılığın sebebini anlaşılmaz kılan temel düğüm hâline gelir.