Yâre Varsun Peyk-i Nâlem Âh u Zârım Söylesün
Konuşma gücünü yitiren âşığın iniltisini, gözyaşını, yaralı göğsünü, hasretli bakışını ve kalemini sevgiliye sözcü yaptığı gazel; bütün tabiatı bir haber zincirine dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Yâre varsun peyk-i nâlem âh u zârım söylesün
Âb-ı çeşm-i girye-i bî-ihtiyârım söylesün
1İniltimin habercisi sevgiliye varsın; ahımı ve feryadımı anlatsın;
2iradem dışındaki ağlayışımın gözyaşı da bunu söylesin.
- 2
virsün mevce-i gamdan haber
-ı derûnum inkisarım söylesün
1Parça parça olmuş göğsüm, gam dalgasından haber versin;
2içimde kan saçan yara, kırgınlığımı anlatsın.
Gam deniz dalgası gibi göğse çarpar ve onu yarar; beden böylece yaşanan acının yazılı belgesine dönüşür. Kan saçan iç yara yalnız fiziksel bir iz değil, gönül kırıklığının sözcüsüdür. Haber verme görevi sesten bedene geçerek ıstırabın görünürlüğünü artırır.
- 3
Gonca gülsün gül açılsun cûy feryâd eylesün
Sen dur ey bülbül bir az gül-şende yârim söylesün
1Gonca gülsün, gül açılsın, dere feryat etsin;
2ey bülbül, sen biraz sus da gül bahçesinde sevgilim konuşsun.
Gül bahçesinin yerleşik ses düzeni değiştirilir: gonca güler, dere ağlar, sürekli öten bülbül ise susturulur. Âşığın tek isteği sevgilinin sesini işitmektir; tabiatın bütün gösterisi bu söze yer açmak için düzenlenen bir sahneye dönüşür.
- 4
Ârzû-yı vasl ile olduklarım
Girye-i hasretle çeşm-i intizârım söylesün
1Kavuşma arzusu yüzünden geceleri uyanık kaldığımı
2hasret gözyaşı döken bekleyiş içindeki gözüm anlatsın.
İkinci tanıklarla doğrulanan ‘Ârzû-yı vasl’, gece nöbetinin sebebini açıkça kavuşma isteğine bağlar. Gece boyu uyanıklık ile bekleyen göz aynı bedensel noktada birleşir; göz hem nöbet tutar hem ağlayarak bu nöbetin süresini sevgiliye bildirir.
- 5
Bende yok kudret edaya harf-i şevki Nâbiyâ
-i bî-karârım söylesün
1Ey Nâbî, aşk ve özlem sözünü anlatacak güç bende yok;
2onu renkli sesler çıkaran kararsız kalemim söylesin.
Son beyitte sözcülük görevi kaleme ulaşır. Âşık heyecanını dile getirmeye gücü olmadığını söylerken gazelin kendisi bu imkânsızlığın ürünü olarak karşımızdadır. Kalemin renkli gıcırtısı, gözyaşı ve yaradan sonra acıyı estetik biçime çeviren son ses olur.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 141021 numaralı sabit revizyonu ana tanıktır; şablon Nâbî atfını taşır. Ana oldid'deki ‘zânm’ ve ‘vasi’ dizgileri Bilkan c. 2 s. 910 aktarımı, Neş'et tahmisi ve Kırşehir tanığıyla ‘âh u zârım’ ve ‘Ârzû-yı vasl’ olarak düzeltildi; başlık ve slug kritik okumaya uyarlandı. Bağımsız tanıklar yalnız araştırma amacıyla künyelendi, yeniden dağıtım hakkı ileri sürülmez.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Zevk-ı gam dilde midir dağda mı tende midirNâbî · Gazel→
Âşık doğrudan konuşamaz; iniltiyi haberci, gözyaşını da ikinci bir tanık olarak gönderir. ‘Âh u zârım’ ikinci tanıklarla doğrulanan iki parçalı feryadı adlandırır. İrade dışında akan yaş, konuşanın denetleyemediği fakat sevgiliye ulaştırmak istediği daha güvenilir bir acı kanıtına dönüşür.