Dîde-i hicrânı tâ ol rütbe pür-hûn eyledim
“Eyledim” redifiyle her beyitte âşığın kendi eliyle yaptığı bir iş sayılıyor: gökleri şafak rengine boyamak, canı rehin vermek, canı bedenden çıkarmak, âlemi delirtmek ve kendini sevgilinin yoluna toprak etmek.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dîde-i hicrânı tâ ol rütbe eyledim
Katre-i eşkimle eflâki eyledim
1Ayrılık gözünü öyle bir dereceye kadar kanla doldurdum ki,
2gözyaşımın bir damlasıyla gökleri şafak rengine boyadım.
- 2
Mahv olup aşkınla buldumsa
Aşkıña cân u dili bin kerre eyledim
1Aşkınla yok olup ölümsüz hayatı bulduysam,
2canı da gönlü de aşkına bin kere rehin bıraktım.
Beyit yok oluş ile ölümsüz hayatı karşı karşıya koyar: aşk içinde mahvolmak ebedî hayatı getiriyorsa can ve gönül de aşka bin kez rehin bırakılır. ‘Merhûn’ rehin edilmiş demektir; aynı borcun bin kez verilmesi bağlılığı büyütür, dış doktrin açıklaması eklenmez.
- 3
Dostum ol dem hayâlin kim harîm etti dili
Cânı cismimden dahi billâhi bîrûn eyledim
1Dostum, hayalin gönlümü kendine harem edindiği an,
2vallahi canı bedenimden dışarı çıkardım.
“Harîm” bir evin yabancıya kapalı iç bölümü. Sevgilinin hayali gönlü harem edinince orada başkasına yer kalmıyor ve âşık kendi canını dışarı çıkarıyor. Yeminin dizenin ortasına düşmesi, beytin abartısını konuşma tonuyla dengeliyor. Bu dize kaynakta bir hece eksik.
- 4
Reng-i hüsnün sîne-i sad-pâreden urdukça berk
Görmeden âlem seni aşkınla mecnûn eyledim
1Güzelliğinin rengi yüz parça olmuş göğsümden şimşek gibi çaktıkça,
2âlem seni görmeden ben onu aşkınla deli ettim.
Göğüs yüz parça olmuş, aradaki yarıklardan güzelliğin rengi şimşek gibi dışarı vuruyor. Böylece âşık sevgiliyi âleme ilan eden bir kaynak hâline geliyor: âlem sevgiliyi görmeden, yalnız âşığın hâlini görerek deliriyor. Sebep, sonucun içine yerleşmiş oluyor.
- 5
Hâk edip Ekrem vücûdum -ı yârda
Bir safâ buldum ki hem a'dâyı memnûn eyledim
1Ekrem, varlığımı sevgilinin geçtiği yolda toprak edip
2öyle bir safâ buldum ki düşmanları bile memnun ettim.
Mahlas beyti son işi söylüyor: varlığını sevgilinin geçtiği yola toprak etmek. Kazanç bir safâ, ama beytin şakası kuyruğunda — bu safâdan düşmanlar da hoşnut. Âşığın yok oluşu hem kendisini hem rakiplerini sevindirdiği için iki taraflı bir kâr sayılıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142886 numaralı sürüm esas alındı. Metnin başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı, mahlasın yıldızları atıldı. Üçüncü beytin ilk dizesi ile mahlas beytinin ilk dizesi kalıptan birer hece eksik dizilmiş; ikisine de ekleme yapılmadı. “Aşkıña” gibi eski imlâlar korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif “eyledim” gazeli bir eylem listesine çeviriyor ve bütün eylemlerin öznesi âşığın kendisi. Matla'da gözyaşı kanla karışıyor ve tek damlası bütün gökleri boyayacak kadar güçlü sayılıyor. Şafağın kızıllığı böylece doğa olayı olmaktan çıkıp âşığın eserine dönüşüyor.