DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Dîde-i hicrânı tâ ol rütbe pür-hûn eyledim
Gazel · 19. yüzyıl

Dîde-i hicrânı tâ ol rütbe pür-hûn eyledim

“Eyledim” redifiyle her beyitte âşığın kendi eliyle yaptığı bir iş sayılıyor: gökleri şafak rengine boyamak, canı rehin vermek, canı bedenden çıkarmak, âlemi delirtmek ve kendini sevgilinin yoluna toprak etmek.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Dîde-i hicrânı tâ ol rütbe eyledim

    Katre-i eşkimle eflâki eyledim

    1Ayrılık gözünü öyle bir dereceye kadar kanla doldurdum ki,

    2gözyaşımın bir damlasıyla gökleri şafak rengine boyadım.

    Redif “eyledim” gazeli bir eylem listesine çeviriyor ve bütün eylemlerin öznesi âşığın kendisi. Matla'da gözyaşı kanla karışıyor ve tek damlası bütün gökleri boyayacak kadar güçlü sayılıyor. Şafağın kızıllığı böylece doğa olayı olmaktan çıkıp âşığın eserine dönüşüyor.

  2. 2

    Mahv olup aşkınla buldumsa

    Aşkıña cân u dili bin kerre eyledim

    1Aşkınla yok olup ölümsüz hayatı bulduysam,

    2canı da gönlü de aşkına bin kere rehin bıraktım.

    Beyit yok oluş ile ölümsüz hayatı karşı karşıya koyar: aşk içinde mahvolmak ebedî hayatı getiriyorsa can ve gönül de aşka bin kez rehin bırakılır. ‘Merhûn’ rehin edilmiş demektir; aynı borcun bin kez verilmesi bağlılığı büyütür, dış doktrin açıklaması eklenmez.

  3. 3

    Dostum ol dem hayâlin kim harîm etti dili

    Cânı cismimden dahi billâhi bîrûn eyledim

    1Dostum, hayalin gönlümü kendine harem edindiği an,

    2vallahi canı bedenimden dışarı çıkardım.

    “Harîm” bir evin yabancıya kapalı iç bölümü. Sevgilinin hayali gönlü harem edinince orada başkasına yer kalmıyor ve âşık kendi canını dışarı çıkarıyor. Yeminin dizenin ortasına düşmesi, beytin abartısını konuşma tonuyla dengeliyor. Bu dize kaynakta bir hece eksik.

  4. 4

    Reng-i hüsnün sîne-i sad-pâreden urdukça berk

    Görmeden âlem seni aşkınla mecnûn eyledim

    1Güzelliğinin rengi yüz parça olmuş göğsümden şimşek gibi çaktıkça,

    2âlem seni görmeden ben onu aşkınla deli ettim.

    Göğüs yüz parça olmuş, aradaki yarıklardan güzelliğin rengi şimşek gibi dışarı vuruyor. Böylece âşık sevgiliyi âleme ilan eden bir kaynak hâline geliyor: âlem sevgiliyi görmeden, yalnız âşığın hâlini görerek deliriyor. Sebep, sonucun içine yerleşmiş oluyor.

  5. 5

    Hâk edip Ekrem vücûdum -ı yârda

    Bir safâ buldum ki hem a'dâyı memnûn eyledim

    1Ekrem, varlığımı sevgilinin geçtiği yolda toprak edip

    2öyle bir safâ buldum ki düşmanları bile memnun ettim.

    Mahlas beyti son işi söylüyor: varlığını sevgilinin geçtiği yola toprak etmek. Kazanç bir safâ, ama beytin şakası kuyruğunda — bu safâdan düşmanlar da hoşnut. Âşığın yok oluşu hem kendisini hem rakiplerini sevindirdiği için iki taraflı bir kâr sayılıyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142886 numaralı sürüm esas alındı. Metnin başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı, mahlasın yıldızları atıldı. Üçüncü beytin ilk dizesi ile mahlas beytinin ilk dizesi kalıptan birer hece eksik dizilmiş; ikisine de ekleme yapılmadı. “Aşkıña” gibi eski imlâlar korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDil-dâde olmuş ola meger kim vefâ sañaRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

dîde-i hicrân

Ayrılık gözü

pür-hûn

Kan dolu

katre-i eşk

Gözyaşı damlası

eflâk

Felekler, gökler

şafak-gûn

Şafak renkli, kızıl

hayât-ı câvidân

Ölümsüz hayat

merhûn

Rehin bırakılmış

reh-güzâr

Geçilen yol, yol üstü