Dil-dâde olmuş ola meger kim vefâ saña
Sevgilinin vefasızlığını suçlama olarak değil, mantıklı bir sonuç olarak kurar: ona vefa gösterecek biri çıksa ezelde ondan ayrı düşmüş olurdu. Son beyitte şair yüzünü kendine döndürür ve asıl yükün kendi riyası olduğunu söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
olmuş ola meger kim vefâ saña
Kim düşmüş oldu rûz-ı ezelden saña
1Vefa sana gönül vermiş olsa gerek ki
2ezel gününden beri senden ayrı düşmüştür.
- 2
Cevrin o rütbe rûh-fezâdır ki dostum
Biñ gönlüm olsa eyler idim saña
1Cefan o derece ruhu artırıcıdır ki dostum,
2bin gönlüm olsa hepsini sana tutkun ederdim.
Klasik şiirin cefadan haz alma temasına niceliksel bir kanıt getirir: âşık cefayı savunmakla kalmaz, ondan daha çok isteyecek bir kapasite hayal eder. "Bin gönül" abartısı, cefanın ruh besleyici sayılmasının doğal sonucu gibi sunulur; "dostum" hitabı ise beyti bir sohbet cümlesine yaklaştırır.
- 3
Hâk iylesem vücûdumı râhında çokmıdır
Makbûl olaydı cânım ederdim fedâ saña
1Yolunda vücudumu toprak etsem çok mudur?
2Kabul edilseydi canımı sana feda ederdim.
İki dize iki farklı kip kurar: birinci dize soru, ikinci dize gerçekleşmemiş şart. Beden zaten harcanmıştır ve bu az bulunur; can ise verilmek istenmiş ama kabul görmemiştir. Feda edilememiş olmak, feda etmekten daha ağır bir yoksunluk olarak konumlanır.
- 4
Kaydım degil o çeşm-i tegafülki sende var
Âlem olursa kasd ile ger âşinâ saña
1Sendeki o görmezden gelen göz umurumda değil,
2âlem bile bile sana tanış olsa da.
Kayıtsızlık iddiası ancak kaygının varlığıyla anlam kazanır; âşık "umurumda değil" derken tam da kıskançlığın konusunu adlandırır. "Tegafül" bilerek görmezden gelmedir, yani sevgilinin gözü kör değil ilgisizdir; şair bu ilgisizliği herkesin ona yaklaşmasıyla yan yana koyar.
- 5
-yı vâdi-i ısyânsın Ekremâ
Bâr-ı diger degilmi saña
1Ey Ekrem, isyan vadisinde ayağı yıpranmış birisin;
2riya elbisesi sana fazladan bir yük değil mi?
Mahlas beyti muhatabı değiştirir: dört beyit sevgiliye seslenmişken burada şair kendine döner ve gazelin "saña" redifi artık kendi nefsini gösterir. Yolda yıpranan ayakla sırttaki elbise arasında kurulan tezat açıktır — yürüyemeyen birinin taşıdığı süs, üstelik sahte bir dindarlığın süsü, yükün kendisidir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142828 numaralı sürüm esas alındı. Sayfa gövdesinin ilk iki satırı şiire ait değildir — biri sayfa başlığının tekrarı ("Kafiye-i Elif/Altıncı Gazel"), biri kitabın bölüm künyesi ("İbtidâ-yı Gazeliyyât") — metne alınmadı; geriye on dize, yani beş beyit kaldı. Kaynağın nazal n'si (saña, biñ) ve "iylesem", "çokmıdır", "degilmi" gibi bitişik yazımları korundu; mahlastaki yıldızlar atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Matla beyti vefayı kişileştirip sevgiliye âşık eder, sonra bu âşıklığın cezasını verir: sevgiliye gönül veren herkes gibi vefa da ondan ayrı düşmüştür. Vefasızlık böylece bir kusur değil, sevgilinin çevresinde işleyen değişmez bir kural hâline gelir; suçlama yerine bir yasa konur.