Dil ismet-i sevdâ ile me'nûs görünsün
Yedi beytin yedisi de “görünsün” diye biten bir dilek dizisi. Şair sırayla gönlün, göğün, güneşin, rakibin ve feleklerin nasıl görünmesi gerektiğini buyurur; istenen şey her defasında gerçek değil, görüntünün kendisidir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dil -i sevdâ ile görünsün
Cibrîl ile hem-rütbe-i nâmûs görünsün
1Gönül, sevdanın iffetiyle ünsiyet kurmuş görünsün;
2namusça Cebrail'le aynı rütbede görünsün.
- 2
Bir âh-ı ciger-sûz çek ey dil yine
Pür-velvele-i nâle-i efsûs görünsün
1Ey gönül, ciğer yakan bir âh çek de gök kubbe yine
2eyvah iniltisinin gürültüsüyle dolu görünsün.
Âhın yükselip feleği tutuşturması divan şiirinin bilinen abartısıdır; burada âhtan beklenen yakmak değil, gökyüzünü bir ses tablosuna çevirmek. “Velvele” ile “nâle” yan yana gelince gök hem uğuldayan hem sızlanan bir kubbe olarak görünüyor.
- 3
Arz et felege -ı pür-tâbını bir kez
Hûrşîd pes-perdede mahbûs görünsün
1Parıltı dolu yanağını bir kez feleğe göster;
2güneş perde arkasında hapsedilmiş görünsün.
Sevgilinin yanağı güneşi yenerse güneş sahneden çekilmek zorunda kalır. “Pes-perde” hem perdenin gerisi hem musikide alçak ses bölgesidir; bu seçim yenilgiyi görsel olduğu kadar işitsel de kılıyor, güneş hem saklanıyor hem susuyor.
- 4
Ol âşık-ı mehcûra vefâ kıl ki gamından
Cennetdede olsa yine me'yûs görünsün
1O terk edilmiş âşığa vefa göster; o, senin gamından
2cennette bile olsa yine ümitsiz görünür.
Vefa istenen kişi terk edilmiş âşıktır; aynı âşık sevgilinin gamıyla cennette bile ümitsiz görünür. Modern katman kaynakta bulunmayan ‘yoksa’ bağlacını ekleyip cümleyi koşula çevirmeden iki dizeyi birleştirir.
- 5
Agyâr serinden şeref-i sâyeni dûr et
Necm-i güher-i tâli'i menhûs görünsün
1Gölgenin şerefini rakibin başından uzak tut;
2talihinin cevher yıldızı uğursuz görünsün.
Gölge burada bir lütuf birimidir: sevgilinin gölgesinin düştüğü baş şereflenir, çekildiği baş kararır. İkinci dize dileği yıldız falına bağlıyor; rakibin doğum yıldızının uğursuz görünmesi isteniyor, beddua kader hükmü kılığında söyleniyor.
- 6
Sen mesned-i himmette sebât eyle kim eflâk
İbrâz-ı tabasbusla görünsün
1Sen himmet makamında sebat et ki felekler
2yaltaklanma göstererek yer öpüyor görünsün.
Gazelin tek öğüt beyti ve muhatabı artık sevgili değil, sebat etmesi istenen kişidir. “Tabasbus” ile “zemîn-bûs” saray protokolünün iki hareketini getiriyor: dalkavukluk ve yer öpme. Gökler bu töreni yaparken sabit duran insan tek ayakta kalıyor.
- 7
Bir cevher-i cânsın diler Ekrem ki seninçün
Her bed-nigehiñ gözleri görünsün
1Sen bir can cevherisin; Ekrem senin için diler ki
2her kötü bakışlının gözleri silinmiş görünsün.
Ekrem, can cevheri saydığı kişi için kötü bakışlıların gözlerinin silinmiş görünmesini diler. Beddua, değerli cevheri kem gözden koruma isteğine bağlanır; kaynakta anılmayan bir ceza anlatısı kesin açıklama olarak eklenmez.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142894 numaralı sürüm esas alındı; Nağme-i Seher'in Kafiye-i Nûn bölümünün birinci gazeli. Sayfa başındaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı dize sayılmadı, mahlasın yıldızları atıldı. Partinin ölçü bakımından en zayıf dizgisi bu: “görünsün” redifini taşıyan yedi dizenin yedisi de kalıbı bir hece eksik kapatıyor, beşinci dize (“Agyâr serinden…”) da bir hece kısa, üçüncü beytin ikinci dizesi (“Hûrşîd pes-perdede mahbûs görünsün”) ise tam üç hece eksik. Hiçbirine ekleme yapılmadı. Dördüncü beyitteki “Cennetdede” bitişik dizilmiş, “cennetde de” olmalı; düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif ilk beyitte gazelin mantığını kuruyor: istenen olmak değil, görünmektir. Sevdanın “ismet”, yani günahsızlık ile birleştirilmesi tutkuyu aklamaktan çok onu Cebrail seviyesine çıkarmak için; ölçü seçilen melek, geleneğin en arınmış varlığıdır.