Ey Gönül, Ah Etme
Nakşî aranan hakikatin gönlün içinde bulunduğunu söyler. Ölmeden önce ölmek, kendini bilmek ve beden perdesini aşmak öğütleri mürşitte birleşir; evliyaların çağrısı gönül ile gözün aynı birlik görüşüne erişmesini amaçlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey gönül âh eyleme
İstediğin sendedir
1Ey gönül, ah edip durma.
2Aradığın kendi içindedir.
- 2
Ara gönül şehrini
Her ne ki var sendedir
1Gönül şehrini araştır.
2Var olan her şey senin içindedir.
Gönlün şehir olarak düşünülmesi, içeride gezilecek geniş ve düzenli bir alan bulunduğunu gösterir. Aranan her şey bu şehirdeyse dışarıdaki arayış, insanı kendi hakikatinden uzaklaştırır.
- 3
Ölmeden ön ölmeyen
Ağlar iken gülmeyen
1Ölmeden önce benliğinden geçmeyen,
2Ağlarken gülmeyi bilmeyen,
Ölmeden önce ölmek benlik iddiasından vazgeçmektir; ağlarken gülebilmek ise acının ardındaki anlamı görmektir. İki koşul birlikte, manevi dirilişin gündelik benliği aşmasını anlatır.
- 4
Kendi özün bilmeyen
Hay değil ol mürdedir
1kendi özünü bilmeyen.
2diri değil, ölüdür.
Kendini tanımayan kişi biyolojik olarak yaşasa da manevi bakımdan ölü sayılır. Birim, gerçek hayatın nefes almakla değil, insanın içindeki ilahi özü bilmesiyle başladığını savunur.
- 5
Âşık olan
Elde değil ihtiyar
1Âşık olan huzursuzdur.
2Seçim artık elde değildir.
Âşığın huzursuzluğu iradenin artık kendi elinde olmamasından kaynaklanır. Bu kararsızlık amaçsızlık değildir; gönül tek sevgiliye çekilirken eski denetimini kaybeder.
- 6
İstediğin doğru yâr
Gel beri gel mendedir
1Aradığın gerçek sevgili.
2Yaklaş; aradığın bendedir.
Aranan gerçek sevgilinin ‘bende’ olduğu sözü mürşidin sesini öne çıkarır. Yaklaşma çağrısı, hakikatin soyut düşüncede değil, yaşayan bir rehberle kurulan ilişkide bulunacağını belirtir.
- 7
Bunca işi kim iden
Bilmemek anı neden
1Bütün bu işleri yapan kimdir?
2Onu neden bilmeyesin?
Bunca işi kimin yaptığı sorusu dinleyeni sebeplerin arkasındaki asıl faille yüzleştirir. Bilmemek için neden bulunmadığı söylenerek gaflet, bilgi eksikliğinden çok bakmayı reddetmek olarak gösterilir.
- 8
Ten dediğin ol beden
Kend-özüne perdedir
1Ten dediğin o bedendir.
2Beden insanın kendi özüne perdedir.
Ten ve beden, insanın kendi özünü görmesine perde olur. Şiir bedeni kötülemez; fakat görünür kabuğu son gerçek saymanın içerideki daha derin varlığı örttüğünü söyler.
- 9
anı bilmedi
Aklı ana irmedi
1Sofu onu bilemedi.
2Aklı ona ermedi.
Sofu hakikati bilemez, aklı da ona erişemez. Bu eleştiri ibadete değil, yalnız dış kurala ve akıl yürütmeye güvenen tavradır; gönül bilgisi olmadan arayış eksik kalır.
- 10
Arayuben bulmadı
Men didiğim pirdedir
1Aradığı hâlde bulamadı.
2Ben dediğim hakikat mürşittedir.
Arayıp bulamayan kişinin karşısına mürşit çıkarılır. ‘Ben’ denilen hakikat rehberde görünür olur; şair soyut benlik tartışmasını, örnek alınacak somut bir manevi kişilikte toplar.
- 11
Sözlerimi iden
Çek elini cümleden
1Sözlerimi anlayan,
2her şeyden elini çek.
Sözü anlayan kişiden her şeyden elini çekmesi istenir. Fehim yalnız zihinsel kavrama değildir; anlaşılan hakikatin gündelik bağlardan vazgeçiren bir davranışa dönüşmesi gerekir.
- 12
Ol ki olur bir beden
Gönlü gözü birdedir
1Böylece herkes tek bir beden olur.
2Gönlüyle gözü aynı hakikate yönelir.
Tek beden ve gönülle gözün birliği, topluluğun aynı hakikatte buluşmasını anlatır. İç duygu ile dış görüş çatışmadığında kişi de cemaat de parçalanmışlıktan kurtulur.
- 13
Bunca gelen
Da’vet edüb der
1Gelip geçen bütün veliler.
2Çağırıp ‘gel’ derler.
Gelip geçen velilerin ortak çağrısı ‘gel’ sözünde toplanır. Bu süreklilik, Nakşî’nin yolunu kişisel icat olmaktan çıkarır; şiir kendisini önceki manevi kuşağın davetine bağlar.
- 14
Ol dediğin NAKŞİYÂ
Tanrı hakkı pirdedir
1Ey Nakşî, aradığın odur.
2Tanrı hakkı mürşittedir.
Mahlaslı son birim aranan hakikati mürşitte ve Tanrı hakkına bağlılıkta tamamlar. Şair kendi adını anarken bile merkezi kendisine değil, rehberde görünen ilahi gerçeğe verir.
Metnin kaynağı
Akkirmanlı Nakşî isnadı basılı bölüm, görünür mahlas ve kamu akademik kimlik otoritesiyle bağlandı. Eş ad uyarısı: Nakşî mahlaslı başka divan ve tekke şairleriyle birleştirilmez; Akkirmanlı/Akkirmânî nitelemesi ve Ali adı zorunlu kimlik sınırıdır.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun tarihî baskısı; Akkirmanlı Nakşî bölümü, basılı No. 3; 14 birim/28 dize; sabit sürüm Ergun-1938-AKKIRMANLI-NAKSI-3. Özgün yüzey ve apparatus korunmuş, kapalı basılı biçimlerde tahmin yapılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gel ey divane gönülAkkirmanlı Nakşî · Nefes/ilahi→
Gönle ah etmemesi söylenirken aradığı şeyin zaten kendi içinde bulunduğu açıklanır. Yakınma, yokluktan değil içteki varlığı görememekten doğar; şiir ilk adımda bakışın yönünü değiştirir.