DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey Güzellerin Önde Geleni
Musammat · 17. yüzyıl

Ey Güzellerin Önde Geleni

Söyleyen, sevgilinin gözünü hayat suyuna, yüzündeki beni satranç taşına benzetir. Güzelliğin sırrına ulaşmak için çektiği zahmeti ve ayrılık tufanını anlatır; son bentte Âşık Ömer sevgiliden güzellik zekâtı ister.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey güzeller serfirâzı ma’ni-i genc-i sıfât

    Kaşların sammûr-i Hindî gözlerin

    1Ey güzellerin önde geleni, anlam ve nitelik hazinesi,

    2Kaşların Hint samuru, gözlerin hayat suyunun kaynağıdır.

    Hazine, samur ve hayat suyu sevgilinin değerini üç ayrı ölçüde büyütür; övgü yüzün iki unsurunda yoğunlaşır. Kaşın değerli kürke, gözün ölümsüzlük suyuna benzetilmesi maddî zenginlikle hayat bağışlama gücünü aynı yüzde birleştirir.

  2. 2

    Haste-i aşkın lebinden mürde cismim cân umar

    Ey Mesîh’im görelim lûtf eyle göster mu’cizât

    1Aşk hastası ölü bedenim, dudağından can umuyor.

    2Ey Mesih’im, lütfet de bir mucize göster.

    Sevgili Mesih, âşık ise diriltilmeyi bekleyen bedendir; dudak hem şifa hem mucizenin gerçekleşeceği yerdir. “Mürde-cism” sözü aşk hastalığını mecazî ölüme kadar götürür; beklenen mucize bu yüzden yalnız teselli değil yeniden canlanmadır.

  3. 3

    Cân ü dilden tâlibim esrâr-ı hüsnün gencine

    Kailim her ne ise kıldım tahammül rencine

    1Güzelliğinin sır hazinesine candan gönülden talibim.

    2Ne olursa olsun, onun sıkıntısına dayanmayı kabul ettim.

    Hazineye erişme arzusu bedelsiz değildir; ikinci dize “rıza” göstererek aşkın zahmetini bilinçli bir kabul sayar. “Candan talip” oluş, çekilecek sıkıntının dışarıdan dayatılmadığını; güzellik sırrı uğruna baştan kabul edildiğini gösterir.

  4. 4

    Gaflen düşmüş te oldum aşkının şatrencine

    -ı hâl-i ruhin kıldı gönül ferzini mât

    1Dalgınlıkla aşkının satrancına düşmüş oldum.

    2Yanağındaki benin piyonu gönül vezirini mat etti.

    Satranç sahnesinde küçük piyon güçlü veziri yener; yüzdeki küçük benin akıl ve gönül üzerindeki üstünlüğü böyle tersine çevrilir. “Gaflen” sözü oyuna isteyerek girilmediğini, mat oluşun ise aşkın ani ve kaçınılmaz baskını olduğunu belirtir.

  5. 5

    Hâtırımdan gitmedi endîşe-i hatt u halin

    Eksik olmaz âşık-ı bîçâreye mekr ü alin

    1Ayva tüyün ve benin düşüncesi aklımdan gitmedi.

    2Çaresiz âşığa hile ve tuzağın eksik olmuyor.

    Ayva tüyü ve ben zihinde kalıcıdır, fakat çaresiz âşığa yönelen “mekr ü âl” teselli değil hile ve tuzak getirir. Kaynaktaki yönelme hâli korunur; âşık hilenin kaynağı yapılmaz.

  6. 6

    Bûseni aldım deyu borçlu çıkardın nem alın

    Ey gözü Tâtar dilersen ser beni dellâla sat

    1Öpüşünü aldım diye beni borçlu çıkardın; “nem alın” sözünün kişisi ve yüklemi kesin değildir.

    2Ey Tatar gözlü, istersen başımı tellala çıkarıp sat.

    Aşk alışveriş diline döner: bir öpüş borç, baş ise satış malıdır. “Nem alın” yüzeyinin kişi ve yüklemi açık olmadığından sevgiliye yöneltilmiş “ne alacağın var?” sorusu kesin anlam diye verilmez.

  7. 7

    Bir zaîfim kim hasedden az kaluptur çıka rûh

    Ne dem-i evkât-ı şâmım belli ne vakt-i

    1Öyle zayıfım ki kıskançlıktan ruhum neredeyse çıkacak.

    2Ne akşam vaktim belli ne sabahım.

    Kaynak “hasedden” diyerek zayıflığı hasrete değil kıskançlığa bağlar. Bu duygu ruhu çıkma eşiğine getirirken akşamla sabahın ayrılmaması, yaşanan sıkıntının gündelik zamanı da bozduğunu gösterir.

  8. 8

    Çekti tûfân-ı gamı kurtuldu kande gitti Nûh

    Çâre yok mu bulmağa bahr-i firâkından necât

    1Gam tufanını çekip kurtulan Nuh nereye gitti?

    2Ayrılık denizinden kurtuluş bulmaya hiç çare yok mu?

    Nuh kıssası bu kez soru biçimindedir; kurtuluş örneği anılsa da âşık kendi ayrılık denizinde çıkış bulamaz. Tufan ile deniz aynı felaket alanını kurarken iki soru, geçmişteki kurtuluşun bugünkü âşığa neden erişmediğini öne çıkarır.

  9. 9

    Gel cemâlin nakşına Âşık Ömer mâil gibi

    Akl u fikri hep yolunda cümlesi zâil gibi

    1Âşık Ömer, yüzünün nakşına yönelmiş gibidir.

    2Aklı ve fikri bütünüyle senin yolunda yok olmuş gibidir.

    Mahlas, güzellik nakşına bakışla bağlanır; “gibi” tekrarları şairin kendine dışarıdan bakarak çözülüşünü kaydeder. Yüzün resmi yönelişin hedefi olurken akıl ve fikrin yokluğu, seyretmenin düşünsel benliği tükettiğini bildirir.

  10. 10

    Boynun eğmiş âsitânın yasdanur gibi

    Başın içün ver ana emsâl-i hüsnünden zekât

    1Dilenci gibi boynunu eğmiş, eşiğini yastık edinmiştir.

    2Başın için, ona güzelliğinin benzerlerinden bir zekât ver.

    Eşik başa yastık, âşık dilenci olur. “Zekât” talebi sevgilinin güzellik servetinden küçük bir pay istemenin ölçülü yoludur. Dilencinin eşikte eğilmesi, zekât isteğini hak iddiasından çıkarıp merhamete bırakılmış bir ricaya dönüştürür.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 basılı No. 586 gövdesindeki görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırmasıyla doğrulandı.

Atıf kanıtını aç ↗

Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri, Sadeddin Nüzhet Ergun, 1936; basılı No. 586, PDF 448–449; 10 birim/20 dize. Kaynak dizeleri harfi harfine korundu, tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy güzeller serveri cânım sabâhın hayr olaÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

serfirâz

önde gelen

ayn-ül-hayât

hayat suyunun kaynağı

şatrenc

satranç

beydak

piyon

ferzin

vezir taşı

hatt u hâl

ayva tüyü ve ben

sabûh

sabah vakti içkisi

sâil

dilenci