DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey güzeller ülkeri sen bir yana ben bir yana
Şiir · 17. yüzyıl

Ey güzeller ülkeri sen bir yana ben bir yana

Güzeller yıldızı sevgiliden merhamet görmeyen konuşan, aşağılanma ve özlemden bıkıp gitmeyi seçer. Adı ve destanı bülbüllere ders olurken günler sonra haber alınmama ihtimali büyür; Ömer köşeden çekilir, inlemeyi bülbülden ve yanmayı pervaneden alarak son yolculuğunu geri doğmayacağı kesinliğiyle anlatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey güzeller sen bir yana ben bir yana

    Elvedâ sen bir yana ben bir yana

    1Ey güzeller yıldızı; sen bir yana, ben bir yana;

    2Bundan böyle elveda; sen bir yana, ben bir yana.

    “Ülker” yıldız kümesi çağrışımıyla sevgiliyi güzellerin göğündeki parlak merkeze çıkarır. “Şimdengeri” bu andan sonrasını kesin biçimde ayırır; elveda yalnız mekân değil zaman sınırı koyar ve nakarat iki kişinin geleceğini farklı yönlere böler.

  2. 2

    Merhamet ehli değildir bu zamâne dilberi

    Bîvefâdır ekseri sen bir yana ben bir yana

    1Bu zamanın güzeli merhamet ehli değildir;

    2Çoğu vefasızdır; sen bir yana, ben bir yana.

    Merhametsizlik önce tek sevgiliden bütün “zamâne dilberi”ne genellenir. “Bîvefâdır ekseri” hükmü çoğunluğu suçlasa da istisna ihtimalini bütünüyle kapatmaz; yine de konuşanın karşısındaki kişi bu genel çağın vefasızlık örneği olarak ayrı yana konur.

  3. 3

    Gayri lûtfun yok bana etmeden

    İştiyâkınla usandım âh ile zâr etmeden

    1Beni küçümseyip incitmekten başka lütfun yok;

    2Sana özlemle ah edip inlemekten usandım.

    Sevgilinin lütfu tersine çevrilmiştir: elde kalan yalnız “tahkîr ü âzâr”dır. İştiyakla ah edip inlemekten usanmak, aşkın kendisinden değil sürekli dışa vurulan acı ritüelinden yorulmayı anlatır; konuşan sevgi kadar kendi sesinin tekrarına da dayanamaz.

  4. 4

    Başımı alayım gideyim cânıma kâretmeden

    hançeri sen bir yana ben bir yana

    1Canıma işlemeden başımı alıp gideyim;

    2Göğüs yaramın hançeri; sen bir yana, ben bir yana [dizim kapalı].

    “Başımı alayım gideyim” bedeni ve iradeyi tek hareketle mevcut çevreden söker; gidiş cana işleyecek son zarardan önce tasarlanır. “Zahm-ı sînem hançeri” tamlaması yara ile hançerin bağını kapalı bırakır, fakat göğüsteki kesici acı nakaratla uzaklaşma kararını güçlendirir.

  5. 5

    Niçe bir âciz olalar benim

    Andelibler ta’lim alır dâstânımdan benim

    1Benim adım ve şanımdan daha ne kadar aciz olsunlar [dizim kapalı]?

    2Bülbüller benim destanımdan ders alır.

    İlk dizedeki “niçe bir âciz olalar nâm ü şânımdan” kişi ve neden ilişkisini tam kapatmaz; konuşanın adı çevresinde bir güç iddiası sezilir. İkinci dize daha açıktır: bülbüller onun “dâstân”ından talim alır, yani âşığın inleyişi doğadaki aşk kuşuna bile örnek olur.

  6. 6

    Niçe eyyamlar geçip nâm ü nişânımdan benim

    Almayalar haberi sen bir yana ben bir yana

    1Nice günler geçip adım ve işaretimden;

    2Haber almasınlar; sen bir yana, ben bir yana.

    “Niçe eyyamlar” uzun fakat sayısız bir zaman geçirir; ad ile nişan kişinin toplumsal ve fiziksel izleridir. Bu izlerden haber alınmaması isteği ya da korkusu, gidişi unutulmaya yaklaştırır ve iki yana ayrılmanın sonucunu sessizliğe genişletir.

  7. 7

    Uzlet ettim ey Ömer bu

    bülbülden aldım yanmağı pervâneden

    1Ey Ömer, bu köşkteki köşeden çekildim;

    2İnlemeyi bülbülden, yanmayı pervaneden aldım.

    Uzlet, “gûşe-i kâşâne” denilen köşk köşesinden çekilme hareketidir; dış dünyadan ayrılık iç mekânın en dar yerine iner. Ömer sesini bülbülden, yanmasını pervaneden aldığını söyleyerek kendi şiirsel hâlini iki klasik aşk canlısının birleşimi olarak açıklar.

  8. 8

    İşte geldim işte gittim gayri doğmam âneden

    Etti sen bir yana ben bir yana

    1İşte geldim, işte gittim; artık anadan doğmam;

    2Gönlüm yolculuk etti; sen bir yana, ben bir yana.

    “İşte geldim işte gittim” hayatı iki kısa işaret sözü arasında özetler; kalışa yer verilmez. “Gayri doğmam âneden” geri dönüşü yeni bir doğum ihtimaline kadar reddeder, gönlün seferi ise beden gitmeden önce iç varlığın yolculuğa çıktığını bildirir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.291 gövdesinde “Uzlet ettim ey Ömer bu gûşe-i kâşâneden” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n291-94CF7BBE110B. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.291, PDF 241–242; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy habîbi ehl-i isyânın şefîi MustafâÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

ülkeri

Yıldızı veya yıldız kümesi.

şimdengeri

Bundan sonra.

tahkîr ü âzâr

Aşağılama ve incitme.

zahm-ı sînem

Göğsümün yarası.

nâm ü şânımdan

Adım ve şöhretimden; cümle bağı kapalıdır.

gûşe-i kâşâneden

Köşkün bir köşesinden.

nâleyi

İnlemeyi.

gönlüm seferi

Gönlün yolculuğu.