Ey Dertli ve Miskin İnsan
Şiir kişinin kendilik sandığı şeyin Tanrı’yla arasına perde ve ceza koyduğunu söyler. Bilmediğini bilmeyen, bilenlere inanmayan insan uyarılır; ilahî bilginin yalnız okumakla değil gönülden kavrayışla açıldığı belirtilir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey miskin âdem
Sana hicab olmuş
1Ey aciz dertli insan.
2Sana benlik perde olmuş.
- 2
Sen seni sandığım sana
Sana perde olmuş
1Kendin sandığın o şey.
2Sana perde örtü olmuş.
Kendin sandığın şey yüzü örten bir maskeye dönüşür; benlik hakikati göstermek yerine saklar. Maske imgesi yanlış kendiliğin yüzü nasıl örttüğünü gösterir.
- 3
Vay bu sen seni sandığın
Benim güvendiğin
1Yazık, kendin sandığın bu benliğe.
2“Benim” diyerek güvendiğin şeye.
“Benim” diye güvenilen kendilik sorgulanır ve sahiplik iddiasının kırılganlığı açık edilir. Güvenilen “ben”, şiirde güvenilmez bir kuruntuya dönüşür.
- 4
Senin bu böyle bildiğin
Sana Hak’tan olmuş
1Doğru bildiğin bu düşünce.
2Sana Hak’tan ceza olmuş.
Yanlış kendilik bilgisinin Hakk’tan gelen cezaya dönüşmesi, cehaleti sonuçsuz bir hata olmaktan çıkarır. Ceza yanlış bilginin manevî sonucunu sertleştirir.
- 5
Niçün sen seni bilmezsin
Bilenlere inanmazsın
1Niçin sen seni bilmezsin.
2Bilenlere inanmazsın.
Kendisini bilmeyen insanın bilenlere de inanmaması, cehaletin hem iç hem dış rehberliği reddettiğini gösterir. Bilenleri reddetmek cehaleti kendi içine kapatır.
- 6
Ölür îmâna gelmezsin
Sana cehlin azâb olmuş
1Ölüp gidersin, yine de imana gelmezsin.
2Cehaletin sana azap olmuştur.
Muhatabın ölüp gideceği hâlde imana gelmediği ve cehaletinin kendisine azap olduğu söylenir. Dize ölümün zamanını ya da sonrasını açıklamadığından uyarı bu iki açık hükümle sınırlıdır.
- 7
Bilmediğini bilmezsin
Bilüp Hak’ka inanmazsın
1Bilmediğini bilmezsin.
2Bilip Hakk’a inanmazsın.
Bilmediğini bile bilmemek, cehaletin en kapalı biçimidir; bilgi yokluğu kendi eksikliğini de gizler. Eksikliğin fark edilmemesi öğrenmenin önünü keser.
- 8
Ebed îmâna gelmezsin
Yerin dâr-ül- olmuş
1Asla imana gelmezsin.
2Yerin ceza yurdu olmuştur.
Muhatabın sürekli olarak imana gelmediği ve yerinin ceza yurdu olduğu belirtilir. Birim cezanın zamanı ya da mahiyeti hakkında ayrıntı vermediği için yorum bunu belirli bir dünya-ahiret sırasına bağlamaz.
- 9
KAYGUSUZ eder
Okumak ile bilinmez
1KAYGUSUZ der ki: Hakk’a ilişkin bilgi
2Yalnız okumakla bilinmez.
Kaygusuz ilahî bilginin yalnız kitap okumakla öğrenilemeyeceğini söyler ve biçimsel bilgiyi sınırlar. Okuma eleştirisi bilgiyi bütünüyle reddetmez, sınırını çizer.
- 10
Gönülden okuyan bilür
Bu da bir gizlü bâb olmuş
1Gönülden okuyan bilir.
2Bu da bir gizli kapı olmuş.
Gönülden okuyan kişinin gizli kapıyı bileceği hükmü, şiiri iç tecrübenin açtığı bilgiyle tamamlar. Gizli kapı ancak gönülden okunan anlamla açılır.
Metnin kaynağı
Basılı Kaygusuz/Alâeddin atfı, TEİS’teki Vizeli Şeyh Alâeddin Ali kimliğiyle eşleştirildi; Kaygusuz Abdal (Alâeddin Gaybî) kimliğiyle birleştirilmedi.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Kaygusuz Alâeddin, basılı No. 10, PDF 221; 10 birim/20 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gönül gözün açtın iseKaygusuz Abdal · Kendini bilme öğretisi taşıyan ilahi→
Dertli insana kendi benliğinin perde olduğu söylenir; acının kaynağı dış koşuldan içteki sahiplenmeye taşınır. Senlik sözü benliğin ikinci bir kişi gibi karşıya alınmasıdır.