Gönül Gözünü Açtıysan
Kaygusuz Alâeddin gönül gözü açılan kişiye kendi varlığının kitap olarak yettiğini söyler. Gören, konuşan ve işitenin insanda bulunması; perdelerin kalkıp arananın içeride keşfedilmesiyle sayı ve hesap sınırı aşılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gönül gözün açtın ise
Yetersin sen kitab sana
1Gönül gözünü açtıysan.
2O zaman kendin sana kitap olarak yeter.
- 2
Gördüğün yüz dost yüzüdür
Âlemde yok sana
1Gördüğün yüz dost yüzüdür.
2Âlemde yok perde sana.
Görülen her yüzün dost yüzü sayılması, âlemde sevgiliyi örten bağımsız bir perdenin kalmadığını bildirir. Perdesiz âlem dostun her surette belirmesidir.
- 3
Gözün bakar seni görür
’in senden haber virür
1Gözün bakar ve seni görür.
2İşitme duyun senden haber verir.
Gözün bakarken yine insanı görmesi ve işitmenin ondan haber vermesi, duyuları öz-bilginin tanığı yapar. Duyular dış nesneden önce özneyi haber verir.
- 4
Her ne gelse senden gelür
Söyleyen sen hitab sana
1Ne gelse senden gelir.
2Söyleyen sensin, hitap da sanadır.
Gelenin ve söyleyenin insanın kendisi oluşu, hitabın dış bir kaynaktan değil içteki hakikatten doğduğunu söyler. Sözün muhatabı ile kaynağı aynı benlikte buluşur.
- 5
Seni bulan gayrı neyler
Senin ile gönlün eğler
1Seni bulan başkasını ne yapsın.
2Gönlünü seninle hoş tutar.
Kendini bulan kişi başkasını aramaz; gönül kendi varlığıyla oyalanarak dışa bağımlılıktan kurtulur. Kendini bulmak dışarıya dönük arzuyu yatıştırır.
- 6
seni söyler
Cümle merci maab sana
1Yedi kutsal kitap seni söyler.
2Bütün dönüş ve varış yerleri sanadır.
“Yedi mushaf”ın muhatabı söylediği ve bütün dönüş yerlerinin ona yöneldiği bildirilir. Sayının hangi kitapları kapsadığı ya da “seni”nin öğretisel karşılığı birim içinde açıklanmadığından yorum bunları adlandırmaz.
- 7
Gel gir aşkın harmanına
Düşme gel gavrın gamına
1Gel gir aşkın harmanına.
2Basılı “gavrın gamı” sözü güvenle çözülemiyor; bu yüzden anlam tamamlanmadı.
İlk dize aşkın harmanına girme çağrısıdır. İkinci dizedeki “gavrın gamı” basılı yüzeyi güvenle çözülemediği için neyin kaygısından sakınıldığı tahmin edilmeden bırakılır.
- 8
Hû de gerçekler demine
Çün feth oldu bu bab sana
1Gerçeklerin meclisinde “Hû” de.
2Çünkü bu kapı sana açıldı.
Gerçeklerin meclisinde “Hû” demek, açılan kapıdan zikirle geçmek ve topluluğun canlı ritmine katılmaktır. Açılan kapı zikri mümkün kılan iç açıklıktır.
- 9
KAYGUSUZ sen seni bildin
İstediğin sende buldun
1KAYGUSUZ sen seni bildin.
2İstediğin sende buldun.
Kaygusuz kendini bilince aradığını yine içinde bulur; mahlas şiirin öz-bilgi öğretisini kişisel tanıklıkla doğrular. Mahlas, öğretinin yaşanmış sonucunu duyurur.
- 10
Her yüzden görünüp geldin
Yoktur aded hisab sana
1Her yüzden görünüp geldin.
2Sana sayı ve hesap yoktur.
Her yüzden görünmek ve sayıdan kurtulmak, tek hakikatin çoğul suretlerde belirmesiyle hesabın aşılmasıdır. Çok yüz tek varlığın hesaplanamaz görünüşleridir.
Metnin kaynağı
Basılı Kaygusuz/Alâeddin atfı, TEİS’teki Vizeli Şeyh Alâeddin Ali kimliğiyle eşleştirildi; Kaygusuz Abdal (Alâeddin Gaybî) kimliğiyle birleştirilmedi.
Atıf kanıtını aç ↗Halk Edebiyatı Antolojisi, 1938; Kaygusuz Alâeddin, basılı No. 1, PDF 215; 10 birim/20 dize. Görsel kanıt kayıt altındadır; tarama yeniden dağıtılmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Şükür Hak’kın keremineKaygusuz Abdal · İmanı kendi içinde bulma ilahisi→
Gönül gözü açılan insana kendi varlığı kitap olarak yeter; bilgi dış metinden iç okumaya çevrilir. İç kitap, okuyanla okunanı aynı varlıkta birleştirir.