Ey Saçı; Küfr-i Siyâh ü vey Ruh-i Îmanımız
Sevgilinin saçını küfür, yüzünü Kur'an sayan Hurûfî bir gazel. Zâhidin "güzelleri seviyorsun" itirazını tersine çevirip sevmeyeni şeytan ilan eder; son beyitte âşığın kulağının ilim ile amel defterini almadığı söylenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey saçı; küfr-i siyâh ü vey ruh-i îmanımız
Dest-i kudretten yazılmış vechine Kur'an'ımız
1Ey saçı kara küfür olan, ey yanağı imanımız olan;
2Kur'anımız senin yüzüne kudret eliyle yazılmış.
- 2
Men nice terk eyleyem hüsnü cemâlin bilmezem
Çünki sensin cân içinde can ü hem cânânımız
1Senin güzelliğini nasıl terk ederim, bilmiyorum;
2çünkü can içindeki can da cânânımız da sensin.
Soru cevapsız bırakılmaz, ikinci dize gerekçeyi verir: terk edilebilmesi için sevgilinin dışarıda bir yerde durması gerekir, oysa o "can içinde can"dır. Cân ile cânân arasındaki ses yakınlığı, ayrılığın dilde bile mümkün olmadığını gösteren eski bir oyundur.
- 3
ü âbid bana der kim seversin hubları
Kim ki sevmez hubları oldur bizim şeytânımız
1Zâhit ile âbit bana "güzelleri seviyorsun" der;
2güzelleri sevmeyen kimse, bizim şeytanımız işte odur.
İtiraz önce olduğu gibi aktarılır, sonra hüküm tersine çevrilir: suçlama bir savunmaya değil, karşı iddiaya dönüşür. "Hub" güzel demektir ve Hurûfî çevrede güzellik, ilâhî yazının göründüğü yerdir; onu sevmemek estetik bir tercih değil, secdeden kaçınmakla aynı şey sayılır.
- 4
Ahsen-i sûrette gösterdi cemâlin Ahmed'e
Leyle-tül-esrâda Fazl-ı hâlik-ul-insânımız
1Cemâlini Ahmed'e en güzel surette gösterdi,
2isrâ gecesinde, insanı yaratanın Fazl'ı.
Beyit mirâc gecesini Hurûfî okumaya bağlar: Peygamber'in gördüğü şey "ahsen-i sûret", yani en güzel biçimdir ve bu biçim insan sûretidir. "Leyletü'l-isrâ" gece yolculuğunun adıdır. Fazl kelimesi burada da çift çalışır — hem ilâhî lütuf hem Hurûfîliğin kurucusunun adı.
- 5
Dünyeyi m ü'minlere zindan demiştir Mustafa
Hak bilür cennet olur vaslın ile zindânımız
1Mustafa, dünyayı mü'minlere zindan demiştir;
2Hak bilir ki zindanımız sana kavuşmakla cennet olur.
Söz önce olduğu gibi alınır, sonra şartı değiştirilerek etkisiz kılınır: zindan yıkılmaz, içinde kavuşma olunca cennete döner. Mekân değişmez, hâl değişir. Kaynak bu dizede "mü'minlere" kelimesini "m ü'minlere" biçiminde ayrık dizmiştir; dizgi hatası korundu.
- 6
Enbiyâ vü evliyadır gösteren esrâr-ı din
Zülf ü kaş u kirpiğinden mu'ciz ü burhânımız
1Dinin sırlarını gösteren peygamberler ve velilerdir;
2mucizemiz ve delilimiz senin saçından, kaşından, kirpiğindendir.
İlk dize geleneksel öğretiyi tekrarlar, ikinci dize kanıtı bambaşka bir yere taşır: mucize bir olayda değil, yüzdeki üç çizgide aranır. Saç, kaş ve kirpik Hurûfî yorumda harflere karşılık gelir; "burhân" ise mantık dilinde kesin delil demektir ve kelime bilerek seçilmiştir.
- 7
Ey Yemînî âşıka ilm ü amel arz eyleme
Âşıkın sem'ine sığmaz defter ü dîvânımız
1Ey Yemînî, âşığa ilim ve amel sunma;
2âşığın kulağına defterimiz ile divanımız sığmaz.
Mahlas beyti gazelin bütün tartışmasını kapatır: zâhide verilen cevap sonunda şairin kendi ürününe de uygulanır. "Defter ü dîvân" hem yazılı birikim hem devletin kayıt düzenidir; âşığın kulağı bu muhasebeyi almaz, çünkü ilim ile amel sayılabilir şeylerdir, aşk değildir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143985 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin ilk satırı derlemedeki sıra numarasıdır ("―10―") ve alınmadı, geriye on dört dize kaldı. İki dizgi hatası korundu: ilk dizede "Ey saçı" ile devamı arasına düşmüş noktalı virgül ve dokuzuncu dizede "mü'minlere" kelimesinin ayrık dizilmiş hâli ("m ü'minlere").
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Her gönül kim nûr-i Hak'dan zer gibi sâf olmadıYemînî · Gazel→
Karşıtlık ilk dizede kurulur: siyah saç küfür, aydınlık yanak iman. İkinci dize bunu Hurûfî iddianın merkezine taşır — yüz bir yazı yüzeyidir ve kalemi "dest-i kudret", yani Tanrı'nın elidir. Kaynak ilk dizede "Ey saçı" ile devamı arasına noktalı virgül basmıştır; olduğu gibi bırakıldı.