DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey/Feyz-i mehtâb edeli meclisi bahr-i sîm-âb
gazel · 19. yüzyıl

Feyz-i mehtâb edeli meclisi bahr-i sîm-âb

Gazel, ay ışığında gümüş bir denize dönen meclisten başlayarak görünüş ile hakikat arasındaki ayrımı işler. Serap susuzu doyurmaz, taklit yolcuya feyiz vermez; inceliğin gerçek tadını beden değil ruh kavrar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Feyz-i

    Gösterir mevce-i nûr üzre kadeh şekl-i habâb

    Germ olur âb-ı güherden heves-i ehl-i harîd

    Yoksa sîrâb edemez teşne-lebi

    Zâde-i nahl-i gül-i gâliye-sâ olsa da hâr

    Kec-nihâdânı şeref-perver eder ey sebbâb

    Kalb-i sâkî eder îhâm-ı hevâ

    Hâne-i âyîneye mevc-i nefesdir seylâb

    Zâlim-i gâliye isbât-ı mükâfât eyler

    Şu'le-i âteşi efsürde eden eşk-i kebâb

    Eyledi neş'e-ver-i vaslını ser-mest-i elem

    Çeşm-i dest-i nigehe bahş edeli câm-ı ubâb

    Ehl-i taklîd edemez sâlike îsâl-i füyûz

    Rûşenâ-bahş olamaz reh-reve nûr-ı şitâb

    Dem-be-dem devr-i mecâlis eden ehl-i zevkin

    Desti fâriğ kalır encâmı çü mînâ-yı şarâb

    Rûhdur Hikmet

    Kef-i lâmisde haşeb-bâzda olur cism-i rebâb

    1Ay ışığının feyzi meclisi cıva renkli bir denize çevirdiğinden beri

    2kadeh, nur dalgası üzerinde bir kabarcık biçiminde görünür.

    3Mücevher suyuyla alıcının hevesi kızışır;

    4oysa serap dalgası susamış dudağı doyuramaz.

    5Diken, amber kokulu gül fidanından doğmuş olsa da,

    6ey sövüp sayan, eğri yaratılışlıları şeref düşkünü eder.

    7Arzu iması sakinin kalbini yaralanabilir hâle getirir;

    8ayna evine nefes dalgası bile sel olur.

    9Kokunun zulmüne karşılık bulunduğunu gösteren,

    10ateşin alevini soğutan kebabın gözyaşıdır.

    11Kavuşma neşesi vereni elemle sarhoş etti,

    12kabarcık kadehi bakışın eline bir göz gibi sunulalı beri.

    13Taklit ehli yolcuya feyiz ulaştıramaz;

    14acele ışığı yolcuya aydınlık veremez.

    15Her an meclisleri dolaşan zevk ehlinin

    16eli sonunda şarap şişesi gibi boş kalır.

    17Ey Hikmet, inceliklerin tadını kavrayan ruhtur;

    18rebabın gövdesi dokunan elde yalnız tahta bir oyuncaktır.

    Kadeh kabarcık, nefes sel, şişe ise sonunda boş kalan el olur. Şair duyusal meclis imgelerini sürekli sınar: dış parlaklık yetmez, acele ışığı yol göstermez. Rebab örneği, sesi ve anlamı tahta gövdeden ruha taşır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Wikimedia Commons taramasının ilgili sayfasına bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGam u şâdî felek-i âgeh-sitân görünürŞeyhülislâm Ârif Hikmet Bey · gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

bahr-i sîm-âb

cıva gibi parlayan deniz

mevc-i serâb

serap dalgası

rahne-pezîr

yarılabilir, incinebilir

müdrik-i lezzât-ı letâif

inceliklerin tatlarını kavrayan

Feyz mehtâb edeli

Ay ışığının feyzi meclisi cıva renkli bir denize çevirdiğinden beri

mehtâb edeli meclisi

Ay ışığının feyzi meclisi cıva renkli bir denize çevirdiğinden beri